böyle bir şeyin iddia edilmesi, bu durumda kalmış olduğu varsayılan kişinin, aslında bu çıkmazdan kendini sıyırmak, psikolojisini ve vicdanını rahatlatmak eğiliminde olduğunu kanıtlamaktadır.
iki aşk arasında kalınmaz ama geçiş yapılabilir;
insanların yetişme biçimlerine, kültürlerine ve duygusal alt yapılarına göre bu geçiş çeşitli hızlarda olabilir.
iki aşk arasında kalma örneğinde ise bu duygusal geçişin, fiziksel hazırlıktan ve etraftaki muhattap insanların algılama hızlarından daha yüksek bir hızda olduğu görülmektedir.
masumca mıdır, haince midir? bu tartışılır, sonuçta her bakış açısı, içinde bulunduğu durumun sebep-sonuçlarını gözönüne alıp kendi doğrusunu ortaya atar.
son olarak, bu ara durumda, ortada bırakılan ve bırakan kişilerin rolleri değişkendir, insan yaşattığını yaşayabilme ihtimalinin sürekli üzerinde dolaşmaktadır.
durumun detaylarını ve çıkmazlarını 1971 tarihli emine adlı filmde seyretmek mümkündür.