|
|
- öncelikli olarak (bkz: ikarus)
külüstür bir motordan çıkan, "onyüzbinmilyon" desibel gücündeki hırıltının paslı menteşeler/vidalarla buluştuğu huzurlu bir ortamı düşünün...
iyice düşündünüz mü? şimdi inin ikarus'tan. inin, inin... başka bir otobüsün gelmesini bekleyin; ya da inmeyin, ama müziğinizi evde dinleyin. yol boyunca bıyıklı teyzelerin gün anılarını dinleyin...
(bu otobüs(?) tüm teyze/amca konuşmalarını duymanıza izin verir, ama müzik çalarınızdan çıkan sesleri sevmez...)
- omzunuzun üzerindeki kocaman teybin play düğmesine basarsınız ve sesi köklersiniz. yo yo yo madafaka nigga!
- ne tür müzik dinliyor olursanız olun duyduğunuz metalden başka bir şey değildir.
- (bkz: hız tutkusunu ikarus ile tatmin eden iett şoförü/!jugis nomen)
- zor zanaattir...
- (bkz: aradığınız dünyaya şu anda ulaşılamıyor)
- (bkz: ikarus ta müzik dinleyememek)
- sennheiser cx300 ile zamanında yaptığımve çok başarılı olduğum eylem... sıra cx500 ve jbl'in iem'ini ikarusta kapıştırmakta...
(bkz: kulaklık kalite testlerinde ikarus faktörü)
- sanki sıkıysa otur bakalım diyen plastik oturak koltuklar değil de, deriyle kaplanmış sünger koltuklarda keyfin alasının yaşandığı bir de kulaklıklardan gelen nameler frenkçe nameler ise yeme de yanında yat bir atraksiyondur.
gelgelelim ki ıkarusların çoğu ortalıklardan kaybolmuş yerlerine plastik ve spastik otoboslar gelmiştir. o güzelim namelerin yerine ise traş makinası gibi vızıldıan nameler gelmiştir. şüphe yok ki bu pozisyona hazin bile denemez, dense dense atv anahaber bültenini gümbür gümbür dinlemek zorunda kalmak denilebilir. biz buna kısaca zorunlu keleklik diyoruz.
vel hasıl-ı kelam; o güzelim nameler o güzelim otobüslere binip gittiler.
- (bkz: flight of icarus)
- eskidan walkmenle mümkün olduğu için sürekli cep telefonlarıyla konuşan denyolar yüzünden daha da zorlaşan eylemdi.
|