tck'da vatana ihanetin cezası şöyle tanımlanır:(tck madde 125) "devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hakimiyeti altına koymaya veya devletin istiklalini tenkîse veya birliğini bozmaya veya devletin hakimiyet altında bulunan topraklarının bir kısmını devlet idaresinden çıkarmaya matuf bir fiil işleyen kimse ölüm cezası ile cezalandırılır. (bkz. apo)
uğradığımı öğrendiğim şu 2 günden beri her türlü dehşet verici eylemi yapabileceğim (yukarıda tanımı yeterince var zaten) iğrençlik.
içime mi doğmuş ne boyuna yazmışım 2 ay öncesinden bununla ilgili başlıklar.
karşı tarafa duyulmayan saygı ve sevgiyi gösterir.hadi sevmiyorsun biraz erkeklikte mi yok dedirten olay. yaşanılanların hiç bir anlamı olmadığını da gösterir.
zuhal olcay'ın söylediği güzel mi güzel bir şarkı.
" .... kararı karar bu hayatın/başıma bela oluyor/görelim kolayına kim kaçıyor /kimler kaçıyor/bakalım kavgadan kim kaçıyor/ilk kim kaçıyor/başka türlü olmalıydı başka türlü"
her bedende farklı aksedermiş ihanet, kimi kadın kocasını zehirlermiş, kimisi kendini. kimi aynada ki suretiyle oynarmış kan ağlayan içini göstermemek için, kimi suretsiz kılarmış kendini. kimi sevdiğinden çekip almış kalbini kapı arkasında ki cinlere vermiş, kimisi de kimse bulamasın bir daha diye satmış hiç bilmediği birine. ama sonuç itibariyle yıkılmış kadın, bağlı kalamama durumunu tatmış, bağlı kalınmamış, bağlanamamış.kaçmış bir kez ilmik yakalayamamış, olmamış hiç birşey eskisi gibi. ve kadın böyle öğrenmiş, bir başka kadınla mücadele etmeyi, kaybetmeyi.
yazmalı mı bilmiyorum..sanki onu yüceltmek gündeme getirmek gündeme geldikçe tekrarlayan birşey gibi geliyor bana...
her insanın aklında vardır birgün bana ihanet eder mi cümleciği..bazen ederse ne olur diye düşünürken saçınızı başınızı yolarsınız..bazen kavga etmişsinizdir ederse etsin dersiniz..
uğradığınızda olayı düşünmek öbür dünyayı düşünmek gibi birşeydir..sorular birbiri içine girer..cevap bulamazsınız..çıldırır gibi olursunuz...soracak-cevaplayacak kimse yoktur sizden başka...en iyi cevaplar yine kendinizdedir...
güçlüsünüzdür gün içinde..arkadaşlarınız çevreniz vardır ama ya gece olunca..yatmadan önce konuştuğunuz hatta konuşurken uyuyakaldığınız kişi artık yoktur..ihanete uğradığınızı bilmek mi yoksa onsuz olmak mı kötüdür...derken...aklınıza size dokunduğu baktığı güldüğü gibi güldüğü gelmektedir...sonra...kendinize kızarsınız..ne kadar aptalsınızdır diye...
ben öyle düşünmemiştim dersin..yolda yürürürken yemek yerken ders dinlerken televizyona bakarken..
eğer olabilecek bebek için konuşulduysa adı herşeyi düşünüldüyse...herşey ama konuşulan paylaşılan herşey her gece hiç bıkıp usanmadan gözünüzün önünden geçer...
daha önceden beraberken geçtiğiniz yerler tek geçerken dikkatinizi çekmezken kahretsin ki şimdi nerede durup öpüştüğünüzü bile hatırlıyorsunuzdur...
eğer unutamıyorsanız için için onu görmek istersiniz..bilmek istersiniz hala onunla mı ona mı bakıyor nasıl bakıyor ve yine dudaklarınızı ısırırsanız tırnaklarınızla avuçlarınızı sıkarsınız bazen kanatırsınız...birisi sizi çekip çıkartana kadar bu böyle devam eder...
bir yaşıma daha girdim
beni bırakmaz derdim
yalanlara aldandım
bir yaşıma daha girdim
bir gün yavuz sultan selim pazarın birini gezmeye karar verir ve saka kuşlarının satıldığı bir tezgaha yönelir.bütün sakalar 1 altındır fakat bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 50 altındır.yavuz sultan selim sorar:
-bunlar 1 altın da bu neden 50 altın?
satıcı:
-hünkarım 50 altınlık olan ötüşüyle diğer saka kuşlarını kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.
yavuz sultan selim 100 altını çıkarıp adama verir ve ver o kuşu bana der.herkes şaşkınlık içinde napacak acaba koca padişah bi saka kuşunu diye düşünürken yavuz sultan selim kuşun kafasını tuttuğu gibi gövdesinden ayırıverir ve der ki:
-kendi ırkına ihanet edenin sonu budur!!!!!