iftar trafiği 

adana çık aradan

  1. dünyanın en boktan şeyidir.

    iftara yetişmek bir an önce evine gidip açlığını yemeğe yumularak bir an önce bastırmak isteyen bu kişiler işlerinden erkenden çıkarlar ve arabalarına atlarlar. eve gitmek için yolları doldururlar. o kadar sabırsız ve hoş görüsüzlerdir ki...

    iki metre daha fazla ilerlemek için şeritten şeride atlarlar. onlar atlarken arkalarında iki şeridi birden tıkarlar. dahası kimiz zamanda beceremezler başka bir araca çarparlar. bu durumda önce arabalardan inip hasara bakar, ondan sonra da polisi arayıp gelmesini beklerler. bu sırada arabalarına da hiç dokunaz, yolun ortasına bırakırlar. böylece bir ya da iki şeridi tıkarlar uzun süre. yol bir anda darldığı için arkadaki sıkışıklıktan polisin sıyrılıp gelmesi de yıllar alır.

    buraya kadar aslında olağan istanbul trafiği... iftar trafiğine özgü olaran insanların ekstra sinirli olmasıdır. adamın midesi kazınırken kafasında artık ne oruç ne ibadet ne de hoşgörü kalmıştır. otobüsteki yolcu üstteki demire uzanan çocuğun (13-14yaşında) eli suratına yakın geçti diye itip kakmaya başlar. bir diğer otobüste bir yolcu "ulan dangalak şöför, bizi burya sokacağına başka bi yoldan gitmeyi akıl edemedin mi?" gibi bir laf edince kavga başlar. adam şöförü otobüsten dışarı çıkıp yerde döverken ve bunu gören bir başka otobüsün şöför ve muavini olaya koşarak müdahil olmaya giderken trafik daha da tıkanır arkada. bunun yanında arkadan korna çalan adama "yol var da ben mi gitmiyorum, dangalak" diyen şöföre "bana mı diyon dangalak diye? senin ağzını büzüğünü sikerim, horrrospu çocuğu" diye verilen cevap ayrı bir kavga ve tıkanıklık sebebidir. bunun da yanında arabaları ile akılları sıra uyanıklık edip sığmayacağı yerlere giren sürücülerin kendilerini kurtarmak için arabalarından inip trafik polisliğine soyunarak kendilerine yol açmaya çalışmaları da ayrı bir eğlencedir.

    tüm bunların ötesinde iftar trafiğinin, olağan istanbul trafiğinden farkı akşam ezanıdır. akşam ezanı okunduktan sonra bir anda yok olur ve yollar bomboş kalır.

    açlık insana neler yaptırıyormuş. ya rabbim sen bu millete azıcık sabır bolca akıl ihsan eyle. amin.
    (azwepsa, 06.10.2005 10:35)


  2. köprü trafiğinin havaalanı civarlarından başlamasıdır.
    (bkz: ben dün bunu gördüm)
    (esbjorn, 06.10.2005 11:22 ~ 11:23)
  3. iftardan bir buçuk saat kadar önce ani bastıran bir sağanak gibi başlar. bir anda insanlar işlerinden çıkar ve yollara akar. trafik kilitlenir. trafik uyanıkları her zaman olduğu gibi gene yollardadır. bakarlar ki ilerdeki kavşağın orada trafik kilit olmuştur. arabalar şeritlerinden yukarı gidememektedir. ama kavşaktan aşağı gelen arabalar azdır. içlerinden en uyanık olan cesaretle öne fırlar ve geliş şeridinden yukarı tırmanmaya başlar. peşinden de diğer uyanıklar gelir. lakin yukarısı kilittir, hepsi orada kalırlar. ama o kadar çok uyanık vardır ki trafikte çıkış yolunu da kısa sürede tamamen tıkarlar. aşağı da arabala inemez olur... ondan sonra dat dat dat dat!!!

    otobüsler de gelemez... gelebilse de önemez aşağıya... 100 dakika beklersiniz o otobüsü.
    (azwepsa, 16.10.2006 01:52)
  4. iftardan önce-iftardan sonra diye ikiye ayrılması gereken trafiktir.

    iftara 1,5 saat kala, bütün yollar tıkanır, köprü trafiği anadolu yakasında göztepe köprüsü'ne, kadıköy evlendirme dairesi'ne ve küçük çamlıca'ya kadar uzanır. dakikalar geçer, otobüs yerinde durur.

    iftardan 30 dakika sonra kadıköy'den 110'a binince, 20 dakikada taksim'e varabilirsiniz. bu, bir sabah 06:00 - 06:30 arası seferlere, bir de iftardan iki ve üç sonraki seferlere has bir lükstür.

    kendi kendinin antitezi olan trafiktir.
    (chaghdash, 16.10.2006 02:02)