sık sık enfeksiyon kapan vücut uzvu desem yanlış olmaz herhalde.. hele ki bizim kadar alıngan çabuk gaza gelen geldi mi de göz gözü görmeyen bir yapıya sahip bir milletsen..
hamamcı esprisi yapılır tüm tellaklar sabunları üstünde yürüşüye geçer, hemşire bana yan baktı dersin bir bakmışsın tüm hemşireler en çığırtkan halleri ile atakta. öyle böyle değil kasap esprisi yapılacak diye ödüm patlıyor.. ellerinde satırlar falan alimallah evlerden uzak..
açıkçası birbirine müsammaha gösteremeyen bir toplum olduk en fenası.. farklılıkların zenginlik kattığı ortamlar savaş alanına dönmekte en bi ateşlisinden..
iletişememekten dem vuran yazılar, nasıl sevgi pıtırcığı oluruz konulu yaklaşımlar diz boyu. barış olsun diyoruz ama barış nasıl olacak diye bile birbirimize giriyoruz en hışımlısından..aracı amaç yaptıkça da düzelmez bir şey. azıcık müsammaha yeter, çok bile! bak gelmeyin üzerime döverim..
d - idrak yollarında sorun var zannımca. anlamak için test yapacağız.
s - nasıl bir test?
d - şimdi ben sana bazı resimler göstereceğim sen sana çağrıştırdığı şeyi söyleyeceksin.
s - peki.
doktor ilk resmi gösterir, bir gül resmidir.
s - kavun.
doktor suratını ekşitir. ikinci resim kaşık resmidir.
s - tabure.
doktor 'oha!' der. üçüncü resimde gülen bir çocuk vardır.
s - vazo.
dördüncü resim piyano resmidir.
s - varil.
d - seher şaka yapmıyorsun değil mi?
s - hayır, buraya gelirken gül satan bir kadın gördüm kavun yiyordu; akşam birbirine geçmiş tabureleri ayırmak için kaşık kullandım; küçüğüm salondaki sehpanın üstündeki vazoyu kırdığında gülerek gelmişti geçen gün, büyüğüm piyano istediğini söylediğinde babası 'ben varille para kazanmıyorum her gün.' demişti bir akşam.
d - peki bu
der. elinde saat resmi vardır.
s - huzur.
d - ahmet hamdi tanpınar.
s - evet.
d - senin yollar fazla açılmış, o kadar fazla ki anlamlandırdıkların yüzünden bunalma evresine geçmişsin artık. normale çevirmek için uzun müddet buna bakacaksın.
der, elindeki kare şeklindeki kağıt boştur.
s - buna bakınca ne olacak?
d - havsalandaki çoğu şeyin ne kadar boş, ne kadar yersiz olduğunu anlayacaksın.
s - sonra?
d - baktıkça kendini göreceksin bu kağıdın üstüne.
s - 'önce can.' diyorsun.
d - ve sonra diğerleri.
s - geç olmadı mı bunu yapmak için?
d - henüz ölmedin, çoğu insan son nefesinde idrak eder 'can'ının kıymetini.
s - pişman olmayacağımı garanti et bana.
d - bana bakınca ne görüyorsun seher?
s - pirinç.
d - ya al şu kağıdı git allasen! pirinçmiş, sensin pirinç!