muhteşem bi film.her saniyesi yeni bi heyecan olan gerilim filmi.izlenilmesi şiddetle tavsiye edilir
girişinden itibaren sürükleyiciliğiyle sizi içine çeken bir film, senaryosu da ilginçtir ayrıca...
filmin sonundaki, çocuğun gülüşü beni bikaç gün uykumdan etmiştir
izleyici sürekli ters köşeye yatıran film . aha tamam bu sefer şu yaptı dedirtip sürekli öyle olmadığı ortaya çıkan yapıt .
(zitox, 31.07.2004 01:26)
john cusack'ın baş rolünde oynadığı ve tamamen hayal üstüne kurulu bir film.
her nasılsa, daha ilk başlarda doğru tahmin yaptığım, sadece sonundaki bir sahnede beni gerebilmiş, vasatın üzerine çıkamamış film.
mükemmel film.."filmde üç tane katil var,ama katil bir tane" gibisinden abik gubik bir cümle kurdurtmuştur bana..
2003 usa yapımı film,
gerilim türündedir,
yönetmen
james mangold
baş rol
john cusack
bağriş çığrış içinde geçen bi
x-ray spex şarkısı.
sql'de o row'un eşsizliğini belirten
auto increment özellikli sütuna verilen isim. (bkz:
leading column)
doyurucu kurguya sahip olmasının yanında senaryo olarakta oldukça tatmin edici bir film. karışık cinayetler, gizemli kimlikler, tahmin etmekte güçlük çekeceğimiz katiller izleyiciyi ekran başına bağlayacak kadar heyecanlı ve bi o kadarda ürpertici. yağmur içinde karanlık ıslak bir atmosfer dahi bu filmi izlemek için geçerli bi sebep sayılabilir. oyuncular da başarılılar. izlenilmesi gereken gerçek anlamda güzel bir film.
amerikanın millete savaş açıp sonra da kendini mağdur gösterdiği,iq seviyesi 145 üstünde olan insanların soygun planları,dünyayı kurtaran amerikalı bilim adamları v.b. senaryolu filmlerden sonra en çok kullanılan senaryo tipinin ;çoğul kişiliğin , işlendiği bi film.
john cusack değil de başka biri olsa izlenemeyecek bir film...ama john cusacklı haliyle ortalamanın üstünde bir film halini almayı başarmıştır.zira film iyice incelendiği vakit filmin dönüm noktalarının , ve gizli noktalarının yerleri incelendiğinde klasik amerikan şablonundan çok da uzak olmadığını görüyorsunuz.klasik sezdirme yöntemi kullanılmıştır senaryoda.ayrıca artık hiç de zekice sayılamayacak bir geri sayım kurmacası yapılmıştır.küçüklüğümüzden beri bildiğimiz bir kurgudur...şu şarkıyı hatırlayın siz sadece...5 mavi şişe sallanıyor içlerinden biri hop düştü yere geriye kaldı 4 mavi şişe...4 mavi şişe sallanıyor içlerinden biri hop düştü yere geriye kaldı 3 mavi şişe...
izlerken sürükleyen, insanın kafasını karıştıran mutlaka ve mutlaka izlenmeli denecek kadar olmasa bile izlerken geçirdiğiniz zamanın karşılığını verebilecek düzeyde film.
kişilik bölünmesi sorunu yaşayan birinin 10 farklı kimliğinden hangisini seçeceği sorusuna çözüm arayan film. kimliklerden biri, kalanları öldürmeye başlar. asıl sorun, bu katil kimliğin hangisi olduğunu bulabilmektir.
film boyunca katilin kim olduğu hakkında tahminler yürütüp, bi de şimdi çocuk çıkarmış diye dalga geçtiğimiz , hatta bu ihtimale bir hayli güldüğümüz ve sonunda kitlenip kaldığımız filmdir. flashbackleri filmi enteresan ve güç anlaşılır kılmıştır. ancak sonu gerçekten şaşırtır.
psikolojik-gerilim türü filmlerden nefret etmeme rağmen beni koltuğa mıhlamış
james mangold filmi. puzzle çözer gibi izlenebilir bu film. en ağır basan yanı paralel kurgudaki ustalıktır. amanda peet nasıl olur da bu kadar güzel oynar bilmem?
(bkz:
fahişelerin asla ikinci bir şansı yoktur)
john cusack'a aşık olmama sebep olmuş,ev ahalisini gerim gerim germiş izlediklerim arasında türünün en iyilerinden olan süper film.bana göre john cusack'ın en iyi performanslarından biridir..bu arada rahatsız edici üvey babayı oynayan john c. mcginley'i filmden kısa süre sonra scrubs da dr. cox rolünde izlemek ilginç olmuştu.amanda peet'e gelince kendisini ilk kez adam gibi ve romantik komedi dışında bir yapımda görmek gözlerimi yaşartmıştır.en sevdiğim sahnesi ise tabi ki portakal ağacının dibince ki son sahnedir.
john cusack'ın vasat bir performans sergilediği gerilim filmi. her ne kadar değişik bir senaryosu olsa da orjinal fikirden filme yansıyan pek bir şey göremedim açıkçası.
---spoiler---
filmin başında kötü bir çocukluk geçirmiş bir suçluyla karşı karşıya olduğumuz defterden falan anlaşılıyor ve hemen akabindeki sahnede sessiz, garip huylu tim'le tanışıyoruz. hikayenin daha burasında katilin kimliği ile ilgili açık ipucu sunulmuş.
amanda peet filme sadece güzelliğini yansıtmış ki onu da bir iki sahnede eğildiğinde farkedebiliyoruz. ( cips almak için makineyi kurcaladığı sahne) bunun dışında katilimizin yüzü gerçekten olağanüstü salak gözüküyor. korkunç bir adam yaratma fikirleri biraz komik olmuş. genel olarak vasat bulduğum bir gerilim. john cusack'ın da kötü performanslarından birisi.
---spoiler---
john cusack in performansının yanında hollywood da çoğunlukla orta sınıf filmlerde rol alan
ray liotta nın performansı dikkat çekicidir.gerek kurgusu gerekse de şaşırtıcı sonuyla döneminin en etkileyici filmlerinden biri olmuştur.
---spoiler---
katil çocuk
---spoiler---
yer yer --- spoiler --- içeren bir entry olacak, baştan uyarayım da.
böyle çift kişilikli bir hastanın cinayetlerini konu alan izlediğim ilk film
haute tension idi. o filmi beğenmiştim.
ama bu filmde şöyle bir şey geldi aklıma. anlam veremediğin bir sürü cinayet koy filme.''nasıl ya, o nereden geldi, o ne yaptı da onu öldürdü?''gibi bir dizi soru sordur izleyicinin aklında.
sonra da bir bakalım, hepsi psiko, şizo adamın iç dünyası olsun.
eğer bu türü biraz daha uzatırlarsa , çok heyecanlı, maceralı bir filmin aslında rüya olması gibi can sıkıcı bir hal alabilir bence.
bu gece cnbce ekranlarını şen edecek film..
izlendi daha evvel, yine izlenir..
öyle de güzel..