her insanın hayalinde yatan bir dünya tanımı. elbette ki herkesin ideal dünya hayali farklıdır. ama biz bu farklılıkları iki başlık altında toplayalım şimdilik. iyi bir insanla kötü bir insanın ideal dünya hayali bildiğiniz gibi farklıdır. ben kendime iyi bir adam olduğumu düşünerek ideal dünya hayalimi sorduğum zaman şu cevabı alıyorum; insanların ortak bir amaç uğruna yaratıldığı bu dünya'da, barış, kardeşlik, saygı ve huzur içinde yaşadığı, insanların biribirine inandıkları, bizlere bahşedilen herşeyin değerini bilerek, onlara sahip çıkıp kollayarak, iyileştirerek, kıymet bilerek, severek, şevkat ederek, merhamet göstererek ve farkındalık hissiyatıyla hayatımıza devam ettiğimiz bir dünya. maddiyattan ziyade maneviyata önem verilen bir dünya. paranın araç olarak değil, amaç olarak kullanıldığı, insanların en ufak bir hata da birbirine öfkeyle haykırmayıp, hüşu ve bağışlama duygusuyla yaklaştığı bir dünya. vücudumuza yerleştirilen enerjiyi ve gücü şiddet için kullanmadığımız, sadece huzurun hüküm sürdüğü bir dünya. yeryüzünde kurulan her cumhuriyet milletinin kendine has özellikleriyle kalabildiği, empoze edilmediği, insanın yalnızca kendine ve insanlığa değil aynı zamanda tarihine ve geçmişine de saygı gösterdiği bir dünya. yalanın olmadığı bir dünya. kimi insanlar, yüreklerinde tanrı, zihinlerinde şeytan olduğu gerçeğini gizler diğer insanlardan. bu da yalanı doğurur. yalan da söylenme amacı ne olursa olsun yaralar, parçalar, zehirler kimi zaman. dürüstlük ise elbette iyi insanların işi. şimdi sırf bu anlattıklarım olsaydı dünya cennet olurdu, kötülük denen birşey kalmazdı diyoruz hepimiz. kötülük illa ki bir şekilde var olacak. dünya'nın varolduğu günden beri yaşayan bir olgu kötülük. tamamen yok olmasının imkanı yoktur belki. ama en azından minimum seviyeye inebilir. dediğim gibi sizlerin, benim, herkesin iyi bir insan olarak ideal dünya hayali aşşağı yukarı bu. kalbinde kötülük taşıyan insanlarında ideal dünya hayali var elbette. paranın, hırsın, gücün hüküm sürdüğü, zulmün galip geldiği ve kötülerin istedikleri gibi, ellerini kollarını sallaya sallaya rahatça suç işleyebildiği bir dünya. eminim ki böyledir kötülerinde hayali. evet dünyanın ve insanın yaradılışından beri var kötülük. ama iki şey daha var varoluştan beri mevcut olan. biri sevgi, diğeri de aşk... insan oğluna hür irade verilmiş. düşünüp karar verme, seçim yapma yetisi verilmiş. ve elbette ki vicdan da
* * * verilmiş. vicdan denildiğin de aklıma ilk gelen sevgi oluyor. aslında herşeyin kökü, kökeni sevgi. sevgiye sahip olan bir insan kötülük nedir bilmez. çünkü sevebilme yetisine sahiptir. kendini sever, insanları sever, canlıları sever, doğayı sever, hayatı sever. ve dolayısı ile kötülük barındırmaz içinde. aşk dediğimiz zaman da aklıma gelen şu; insan oğlunun en büyük bilinmezi. hissettiğimiz herşeyi alıp, binlerle çarparak, her hissimizi en yüksek düzeye çıkaran bir olgu. sevincimizi, öfkemizi, hüznümüzü, sevgimizi, herşeyi. aşk, yüksek dozda uyuşturucu almak gibi yada bir ata doping vermek gibi veyahut sallanan bir sandalyenin altına takoz sıkıştırmak gibi birşey bence. öyleyse ben diyorum ki, aşk ve sevgi. bu iki olgunun ne olduğunu gerçekten bilip, benimserisek, ideal dünya hayalimize varabiliriz. ben şahsen sevmeyi çok iyi biliyorum ama aşık değilim. ben sadece benim gibiler gibi, doğduğu günden itibaren içinde sahipsiz bir aşk besleyip, büyüten biriyim....