yaz sıcağının bünyede infial yarattığı günlerin birinde aniden mesaj ışığımın yanmasıyla tanıdım onu. mesaj gelince bir umutlanırım, "hah bu sefer kesin
prettygirl yolladı mesajı, 'slm şu girinizi çok beğendim,
prettygirl f 16 incirlik' " derim.. bu sefer o yollamış mesajı. başladık sohbete. çağrışımlardan çağrışımlara yelken açarken aralarda bir yerde hasta olduğunu öğrendim. hastane köşelerinde kucağında laptop, günleri sayan birine olabildiğince moral vereyim diye düşünmüştüm. ama gel gör ki kendisi zaten çevresine 3 enerji santrali gücünde pozitif enerji yaymakta.. ben de nasiplenmedim değil hani.. sonra daha iyi tanıdıkça gördüm ki hastalık denen o tek dişi kalmış canavara pabucunu ters giydirmiş o.
bu kadar yağ çekmek yeter.. şimdi eteğimdeki taşları döküyorum..
- kıskançtır.. kendisinin de inkar etmeye yeltenmediği gibi
* kıskançığın doruklarında yaşar. alt tarafı uçak kullanmışlığım var yani, ne gerek var kıskanmaya, "ben de ben deee" demeye değil mi canım aa..
- dedikodu merkezidir.. bir nevi sözlüğün
can tanrıyar'ı.. sürekli sözlükte olunca tek başına
itü sözlük magazin servisi'ni oluşturacak kadar dedikodu toplar. sadece sözlükle kalsa iyi.. mahallede kimin eli kimin cebinde, şuh kahkahalar kimin evinden çıkıyor hepsini takip eder. pencere önünde tünemiş çekirdek çitleten yaşlı teyzelere 3 kur halinde 'mahallede dedikodu' dersleri verdiği söylenir.
şaka bir yana,
sözlüğün kazandırdıkları arasında yerini alandır. bir de artık hasta filan değildir. hasta olan insan böyle mi olur yahu
* . hastane yemeklerini yemeye mecbur kalmayacağı kucaman bir ömür bekliyor onu..