dondurmam buz kaymaklı
yiyin bakın ne tatlı
benim kaymaklı dondurmaaam
ımçıkı ımçıkı ım çıkı çık
mini mini hanımlar, küçücük beyler
parasını vermeden tattırmaaam
...
şeklindeki bir şarkıyı hatırlatmıştır bana. öğretenlere selamlar ederim.
filmin en önemli özelliği oyuncularının hepsinin amatör olması..doğallığı ile oscar'a da aday olan filmimiz yurtdışında "ice cream, i scream" diye gerçekten orijinal bir isme sahip olacak..
renkli/muğlalıca çekilmiş, eğlenceli bir film. aralardaki göndermeler ise her filmde olduğu kadar bunda da tat katmış. yöre halkının oyunculuğu çok keyifliydi, güzel düşünce...
------spoiler------
"hayatta ihtimallerin peşine takıl, kesin olanların değil.. ölüm kesindir, ama hayatta yarın başına ne geleceğini bilemezsin.."
bu filmde üç yüz otuz iki katlı havuzlu malikanelerde yaşayanlar yok. seymen ağa yok. ucuz milliyetçilik de yok. kurt da yok vadi de. ama inanılmaz bir sıcaklıklık, doğallık var. bu güzellik, filmde kızıp sürekli çocuğuna girişen annede de var, istediğini alamayınca beddua eden sert teyzede de.
dondurmacının karısını oynayan ablamı tebrik ediyorum en çok. hıncal uluçvari olmak pahalısına "bu kadar mı gerçek ve sevimli olur insan, ohannes haşmet" diyorum hatta. arsız piçlerin seçimi bile süperdi filmde. onların elebaşısı hakikaten öyle bir tip olmalıydı. muğla şivesi de güzelmiş ayrıca. "ben çok değiştim, beethoven dinliyorum" diyen dublajlı mahsun kırmızıgül yok burada. mis gibi egeliler var, sahil var. gaymak gibi film hakikaten.
filmi belli bir kalıba sokamadım.yani komedi mi dram mı başka bişey mi çözemedim.yapılmaya çalışılan espriler çok yavan ve fazla cinsellik üzerine.sanki "muğlalı ne dese komiktir" gibi bir hava yaratılmaya çalışılmış gibi hissettim.şive komiği diye adlandırılan olay yani.
çocuklar dışındaki muğlalıların oyunculuğu da o kadar ahım şahım değildi bence.zaten bu da onların amatörlüklerinden geliyor.yüksel aksu ikinci bi film felan yaparsa muğla'da,o zaman daha iyi anlarız.ama çocukların,özellikle sarıkafa olanının iyi oynadığını söylemem lazım.
filmdeki oyuncuların bölgede yaşayan halk olması gerçekten diyalogları gerçekçi kılmış. adamlar kendi aralarında konuşuyorlarmışcasına oynamışlar. buraya kadar güzel. ama ege halkının konuşmasına alışık olmayan birçok insan filmdeki diyalogların büyük bir kısmını anlamadan çıkıyor. önce bu konuda şikayeti olan bir ben varım sanmıştım ama insanlarla konuştukça birçok kişiden aynı şikayeti duydum. film güzel ya da kötü olabilir. onunla ilgili bir yorum yapabilecek kadar diyaloglara hakim olamadım ama sanırım ege ağzını anlamadığından şikayet eden insanların da oscar aday adayı bu filmi izleyecek yabancılar gibi filmi altyazılı olarak izlemesi gerekli.
amatör oyunculardan başka tek bir profesyonelin olmamasının oldukça doğal ve ilginç yaptığı bir proje. iyi fikir.
kendi içlerinde kapalı kalmış minik köylerin, kasabaların dünyalarının ne saf ve küçük olduğunu da netlikle anlatıyor.
lakin gelgelelim ki; ne kadar şehirleşmiş olsak da içinde buluna buluna haberdar olduğumuz, bir parçası olduğumuzu bildiğimiz bir kültüre ait filmdeki herşey. komik olan, gülünç olan, canayakın olan herşey. altyazının ve farklı kültürler pencerisinden bakıp anlamaya çalışmanın tadını ve "gaymağını" azaltacağından, bir beklenti yüklenipde hayal kırıklığına uğranılmasından korktuğum film.
ne öyküsü sıcacık geldi ne oyunculukları şirin iyi vs. geldi.. hiç ama hiç beğenmedim. sonunda filmin bana verdiği tek duygu eee? olmuştur. emeğe saygı duymasam izlemeye gerek yok diyeceğim ama dilim varmıyor o kadarına. ama egelilerin çok hoşuna gidebileceği de bir gerçek.
filmde çok belli hatalarda olsa, konusu orjinaldir efendim. konusu da neymiş efendim ben konu monu görmedim diyorsanız, filmi tekrar izlemenizi tavsiye ederim. konu olarak illa da birbirini gırtlaklıyarak öldürenler aşkmış meşkmis dramaymış birbirini boynuzlayanlarmış yoktu da ondanmı acaba kimse konu bulamadı?? sıcacık, herkesin görmesi gereken, tatlı mı tatlı bir filmdir. tavsiye ederim.
ilk 113 dakikasında hiçbir şey olmayan (!?), izleyiciye bir şey katmayan, benim gibi beklentilerle giden pek çok kişiyi hayal kırıklığına uğratmış, başroldeki adamın çok sempatik gelmesine ve babazula'nın özgün müziklerine rağmen başarısız bulduğum film.
filmin güzel olduğu kanaatindeyim. yöre insanın konuşmalarının new york queens film festivali ve oscar jürisine nasıl aktarıldı bilmiyorum ama çevirdikten sonra diyaloglarda büyük bir verim kaybı yaşandığını düşünüyorum. ayrıca ilginç kişiler**, diyaloglar bulunuyor.
oyunculuk yaptığını iddia eden manken ve şarkıcı bozuntularına yetenekli diyen kişilerin "yetenek" derken bambaşka şeyleri kastettiğini ispatlayan film.
senaryoda ara ara insanı sıkan şeyler var, ama amatör oyuncuların başarısı çok keyif verici. memet ali alabora harika bir iş çıkarmış.
bir ara karadeniz bölgesinde geçen dizi çekme furyası vardı. orada karadeniz şivesi ile konuşmaya çalışanları çok yapmacık bulurdum. oysa bu filmdeki muğla şivesi kulağa çok sevimli geliyor. zaten filmin esas dayanağıda bu; diliyle, şivesiyle, huyuyla, suyuyla sıradan vatandaşı anlatmak. belki bu yüzden senaryo geri planda kaldı ve fazla özen gösterilmedi.
ama sonuçta, muğlalı biri olarak izlerken kendimi muğla'da hisettiğim bir film. bence bu yüzden çok başarılı.
renkli, vasat altı bir film. yapımcılarından birinin elif dagdeviren olması sebebiyle medyanın ilgisini çektiğini düşünüyorum. akdeniz motifleri kullanılarak renklendirilmiş, senaryosu çok vasat olan bir film. hangi akla hizmet oscar aday aday'ı olarak taçlandırılmış, büyük bir soru işareti. hatta elif dagdeviren ntv'ye amerikadan telefon ile bağlanmış ve amerikalı kardeşlerimizin filme çok güldüğünü belirtmişti. amerikalıdır normaldir diyebiliyorum..
güzel görüntülerin olduğu bence oscara gitmeyi haketmeyen film.basit bir konudan dünya meselelerine kadar ulaşmayı başarmıştır o da senaryonun ustaca hazırlandığını gösteriyor,oyuncular çok samimi ve sıcak üçüncü artı yönü de bu..ama onun dışında vaad edilen kahkaha benden ve filmi izlediğim salondan çıkmadı...
izleyiciyi sahtelikle tavlama politakası olan, bir yakınımın yaptığı güzel yorumla farkına vardığım kötüler kötüsü film: "izleyiciye bu kadar sırnaşılmaz."
her ne kadar çok beğenilecek bir yanı olmasa da memleketimin filmi olduğundan mıdır nedir, bol kredi verebileceğim film. ula şivesi net bir şekilde verilmiş, hatta vücut devinimleri, kavgalar bile gerçeğe uygun olarak gösterilmiş, ancak entellektüel mesajlar biraz abartılarak filmin sadeliği bozulmuştur. holywood filmlerindeki lüks yaşamlar ya da aykırı hayatların aksine mütevazi bir senaryoyla istenilen sağlanmıştır. benim gibi muğlalıları kesinlikle tatmin etmiştir herhalde ama diğer sinemaseverler için sürekli soru işareti olarak kalacaktır.