ibraniler 

adana çık aradan

  1. (bkz: ibranice)
    (selenge, 06.09.2005 18:35)


  2. http://www.sevivon.com/
    (great dilemma, 06.09.2005 22:51 ~ 22:51)
  3. "samî ırktan sayılan ibranîlerin (ivriim), sümer ülkesinin ur şehrinden çıktıktıkları kuvvetle ileri sürülmektedir. tevrat*'ın tekvin kitabında bu hususdaki delil şudur. "ve terah'ın zürriyetleri bunlardır. terah, avram'ın, nahor'un ve haran'ın babası oldu; ve haran, lût'un babası oldu. ve haran, doğduğu memlekette, kildaniler'in (güldaniye) ur şehrinde babası terah'ın önünde öldü."
    arkeolog woolley'ın ur şehrinde yaptığı ve ortaya çıkarılan medeniyet eserlerine göre adolphe lods, şöyle bir iddia ileri sürmektedir: o zamanlar çok ileri ve medeni eserler ve kültür içinde bulunması gereken ibraniler'in, tevrat'ta belirtildiği gibi, o vakitlerde basit bedevi bir toplum olmaması ve onlarla aynı kültürle yoğrulması gerekirdi. bu ur şehrinin basra çevresindeki ur olmayıp mezopotamya kuzeyinde veya buralarda herhangi başka bir yerden (kuzey mezopotomya'dan) suriye'ye geçtiklerini iddia ediyor. bu zat da ibraniler'i aramiler'den saymaktadır. delil olarak da tesniye'den (tevrat bölümlerinden birisi) nakilde bulunmaktadır: "ve allah'ın rabbın* önünde cevap verip diyeceksin: babam göçebe bir arami idi, ve sayıca az olarak mısır'a inip orada misafir oldu; ve orada büyük, kuvvetli ve sayıca çok bir millet oldu. ve mısırlılar bizimle kötü davrandılar, ve bizi alçaltıp üzerimize ağır hizmetler koydular, ve atalarımızın tanrısı rabbe (yehova) feryat ettik, ve rabb sesimizi işitti, ve düşkünlüğümüzü, ve zahmetimizi, ve sıkıntımızı gördü; ve rabb kuvvetli elle, ve uzanmış kolla, ve büyük dehşehle, ve alametlerle ve harikalarla bizi mısır'dan çıkardı; ve bizi bir yere getirdi, bu diyarı, süt ve bal akan diyarı bize verdi."
    kuzey mezopotamya'da, diğer arami toplumlar gibi aramca konuşan ibraniler, suriye'ye göçtükten sonra, samileşmiş kenanlıların lehçelerini almış, aramiler ise suriye'deki ammurlularla karışarak onların dilleriyle konuşmaya başlamışlardır. aramilerle ibraniler arasındaki lehçe ayrılığı öncekilerin suriye ammurlularının, ikincilerin de samileşmiş kenanlıların dillerini almış olmalarından ileri gelmiştir.
    ibranilerin menşei hakkındaki iki noktai nazardan evvelkine göre bunların sümerlilerle, ikinci noktai nazara göre de subarular veya hurrilerle karışmış olmaları icap etmektedir. ibranilerin türlü etnik grupların karışıp kaynaşmaları mahsulü oldukları antropolojik araştırmalarla teeyyüt etmektedir. kafatasları dolikosefal, brakisefal ve boy uzunluğu karışıktır. bunların ırklarının karışık olduğu anlaşılmaktadır.
    ibranilerin tarihçesi, aynı zamanda yahudilerin tarihi durumundadır. günümüzde ne kadar bilimsel araştırma yapılırsa yapılsın, ne kadar kazılardan yeni malzemeler çıkarsa çıksın, şayet bunlar yahudilerin 39 kutsal kitabını teşkil eden tanah'a aykırı ise, yahudi tarihçileri ve ders kitapları için geçerli olan, tanah'daki yahudi tarihine dair bilgidir. okullarda okutulan da bundan ibarettir. hatta kronolojik tutarsızlıklar bile kabul edilmeyip günümüzdeki israil okullarında tevrat'ta veya tanah'ın diğer kısımlarındaki dünyanın yaratılışından itibaren başlayarak, ibrahim*'in hayatına geniş yer verilerek, bütün yahudi peygamberleri sıra sıra bilimsel bir tarihmiş, bilimsel bir gerçekmiş gibi okul kitaplarında yer almakta ve yalnız -tartışmasız- bunlar okutulmakta, öğretilmektedir. böylece ibrahim'in başkanlığında ibranilerin mezopotamya çevresinden kalkarak mısır'a geçtikleri, daha sonra mısır'dan çıkarak geçirdikleri maceralar sonunda dönüşleri hakkında bilgi sunulmaktadır. vakit vakit sami ırklara mensup muhtelif kabileler, mısıra göçmüşler, kendilerine bir geçim sahası tayine çalışmışlardır. beni israil veya diğer anlatımıyla israiloğulları da o taraflara göç etmişler ve sonra oradan çıkmışlardır.
    filistin ve suriye üzerinde uzun zaman mısır hakimiyeti devam etmiş, bazan fenike ve suriyeliler mısırlılara isyan etmişlerdir. zaman zaman hititliler kuzayden baskı yaparak mısırlılardan suriye'nin kuzeyini almaya muvaffak olmuşlardır.
    mısırlı firavunlar (ii.ramses) ile hititliler ve müttefiklerinin kumandanı hatısaru'nun kudsu (kadeş)'te savaşları bilhassa tanınmıştır. ii.ramses savaşı kazanmışsa da, bilahare yerli halk tekrar ayaklanmış ve nihayet mısır, hititlilerle barış yoluyla, asayişi temine çalışmıştır. bu anlaşma, devlet hukuku bakımından çok önemli olup hititçe olarak gümüş levha üzerine yazılmış bir muahededir. ıı.ramses'in ölümünün ardından firavun amenofis zamanında mısır'da isyanlar, ihtilaller, türlü karışıklıklar çıkmıştır. beni israil'in mısır'dan çıkışı olayının da bu zmana rastladığı sanılıyor. bununla beraber tarihi kesin olarak tesbit edilememiştir. m.ö. 1250tarihine kadar tahminler mevcuttur.
    hititler'in adı, mısır hiyeroglifinde kheta diye geçmektedir. asuriler onları khatti diye anıyorlar. tevrat ise onlardan hittim diye bahsetmektedir.
    suriye'nin kuzeyine m.ö. xvııı. yüzyıldan xv. yüzyıla kadar hakim olan hitit imparatorluğu, m.ö. 1354 yılında lübnan ve anti-lübnan'ın kuzeyine kadar sınırını genişletmiştir. sınırları daha aşağıya uzayamamıştır. m.ö. 1191 yılında istilaya uğrayan hatı imparatorluğu, toros'un kuzeyinde 24 ufak krallığa bölünmüştür. bununla beraber anadolu ve kuzey suriye halkını hititliler adı ile anmak devam etmiştir. işte hatıların filistine nüfuzları bu devirde olmuştur. şu kadar ki tevrat'ta hititlilerin öteden beri hebron (halil-ür-rahman)'da yaşadıkları, ibrahim'in oraya gelişinde kendisine yabancı ve hititlilere yerli dediği ve ishak'ın oğlu rsayu (esav)'un iki hititli kadınla evlendiği yazılı olduğuna göre, hebrom, bi'r-üs-sebi ve kudüs'te yerli hititlilerin bu üç şehrin üzerinde bulunduğu dağlık araziyi iskan ettikleri anlaşılmaktadır. tevrat'ta yehova (allah)'nın beni israil'in reisi yeşu'ya söylediği şu sözler vardır: "musa, benim hadimim, öldü, şimdi sen ve bütün bu kavim, israil'in evlatlarına verdiğim bu memlekete gitmek için kalkın ve şu ürdün'ü geçin. musa'ya dediğim gibi ayaklarınızın tabanlarının çiğneyeceği her yeri size veriyorum. çölden ve lübnan'dan büyük nehire, fırat'a ve batan güneş'e doğru büyük denize kadar hetililerin bütün memleketlerini size ülke olarak veriyorum."
    gene tevrat'a göre bu yerli hititliler beni israil tarafından tamamıyla imha edilmiştir. tevrat'ın daha sonraki fasıllarında bahsettiği hititlilerin, daha ziyade yukarıdda izah ettiğim hatı imparatorluğu zamanında yabancı olarak gelmiş hititliler olması muhtemeldir.
    tarihin henüz aydınlatılamayan bu safhaları ne olursa olsun, hatıların filistin'e gelip yerleştikleri, hebron ve berşaba (halil-ür-rahman ve berzava) ve bi'r-üs-sebi şehirlerini onların kurdukları muhakkak gibidir. buraların ibraniler tarafından zaptından sonra hatılar milli xamia haricinde bırakılmışlar ve bazı istisnalarla asker olmaktan men edilmişlerdir. bu tedbirin makus bir neticesi olarak hititliler, bu memlekette ayrı bir topluluk halinde benliklerini ben'i israil'in babil esaretinden dönüşüne kadar muhafaza edebilmişlerdir.
    yahudilerin (ibranilerin), ırkı karışık olmasına rağmen babilliler, fenikeliler, araplarla önceleri aynı kökten geldikleri ve nuh'un oğullarından sam'ın soyundan ürediklerine dair kaynakları alınırsa, ırkdaşlarıyla coğrafya ve soy bakımından yakınlık gösterdikleri görülüyor. pek tabidir ki tarih boyunca özellikle kadın tarafından karışmalara uğradıkları şüphesizdir.
    israil ulusunun ilk bin yıllık tarihini anlatan başlıca kaynak tevrat'tır. bu yapıtı meydana getiren on iki kitabın en eskileri m.ö. vıı. yüzyılda gözükmüştür. daha eski oldukları sanılan bazı yazılar da hz. musa'ya atfedilmektedir. tevrat'ın son kitapları m.s. ıı. yüzyılda bir araya getirilmiştir. bu da musa (moşe)'nın yaşadığı yüzyıldan kalma bir belge olmadığının, ondan yüzlerce yıl sonra bir takım şahıslar tarafından metinlerin yazılmaya devam ettiğinin yahudilerce açık itirafıdır. üstelik yahudi tarihinde, belirtildiği gibi, ilk bin yılla yetinilmemekte, âdem'den, yani insan yaratılışından başlayarak günümüze gelinmektedir. dikkate şayan taraf, bu bilimsel başlangıç tarihinin günümüzde 5800 yılı bulabilmesidir. insanın yaratılışının bilimsel tahmini ise, en az beşyüzbinin ötesindedir. buna rağmen yahudiler bunun tartışmasını yapmaktan, eleştirisinden kaçınmaktadırlar. buna rağmen israil'in resmi takvimi bu kadarcıktır.
    tevrat'taki yahudi ırkının kökeniyle, bilimsel kaynaklar arasında farklar vardır. bu yahudi ırkı meselesini ele alırkan ihtiyatlı olmak gerekiyor. yahudiler, dini kitaplarına uyarak, kendilerinin ibrahim oğlu ishak (avraham oğlu yitshak)'tan türediklerine inanırlar. bu ishak*, ibrahim'in karısı sara'nın oğludur. arapların, baba ibrahim olmakla beraber. sarâ'nın kölesi hacer'den türediklerini söyleyerek onları köle çocuğu olmakla küçümser, babaları ibrahim (avraham) olduğu halde kendilerinin dışında görürler. kendilerini asil ve yehova (tanrı)'nın seçkin , imtiyazlı bir ırkı sayarlar."-alıntı
    (ageylan, 16.03.2008 18:32 ~ 25.08.2008 12:50)