nazım hikmet'in türk sanat dünyasına kazandırdığı ressam. kazandırdı derken abartmıyorum çünkü o olmasaydı balaban kafadar azılı bir mafya reisiydi. zira ilk olarak 16 yaşındayken hint keneviri yetiştirmek suçundan cezaevine girdi. altı ay hapis ve üç ay da para cezasına çarptırılmıştı. ancak para cezasını ödeyemeyince üç yıl cezaevinde kaldı. çıkmasıyla girmesi bir oldu. düğün evini basan hasmını öldürmüştü. bu bir anlamda hayırlı oldu çünkü burada nazım hikmet ran'la tanıştı. dedim ya nazım olmasa çıkışta kimbilir nereleri kana boyardı. onun yerine tuvalleri canlı renklere boğdu. yani nazım ondaki yeteneği keşfetti ve orhan kemal’i hikayeci yaptığı gibi balaban’ı da ressam yaptı. tamam önlerini açtı diyelim. teknik analize girmek haddimi aştırır. ama canlı renklerinden, özellikle de köy kompozisyonlarından çok etkilenmişimdir. resmettiği kişilerin el ve ayakları normalden büyüktür. nedeni emeğe saygı anlayışıdır. oğlu hasan nazım balaban da kendisi gibi ressamdır nazım imzasıyla babasının tarzını kopyalar.
izdusumu adlı kitabında nazım'ı, resme başlamasını, damdaki yıllarını, çıktıktan sonra yaşadıklarını ve o yılların türkiye'sini anlatır. kitabın içinde birkaç tablosunun kuşe kağıda basılmış kopyası da vardır.