31 aralık 2007 pazartesi (daktilo sesi girsin lütfen)
08.30 : odalık iki dirhem bir çekirdek olup iş yerinin kapısında belirdi. heyecan, iyi dilek ve iyi niyetlerle yeni işine başlamaya hazırdı. patronun gelmesini beklemeye başladı.
09.30 : patron iş yerine geldi odalık'ı bir üst kattaki odasına götürdü. kapıyı açtı, "burası senin odan, dosyalara bak, kitapları incele bir alış bakalım" dedi ve odayı terk etti.
10.00 : bu odanın hücresi olacağını bilmeden dosyaların içinde kaybolmuş çaysızlıktan başı ağrımak üzere olan odalık'ın kapısında bir huri belirdi. elinde bir fincan çay vardı, alışverişe gittiğini bir şey isteyip istemediğini sordu ve huri gözden kayboldu.
11.00 : odanın kapısında bu sefer genç bir kız belirdi, kendisi buranın sekreteriydi, ben geç kaldım bugün dedi, aslında hep geç kalırım dedi. odalık ne kadar hoşgörülü bir iş yeri olduğunu düşündü mutlu oldu.
12.30 : patron odaya geldi, bugün yarım gün yarın yılbaşı aşağıya iniyoruz dedi.
12.40 : tüm fabrika yılbaşı için iyi dileklerini sunarak birbirini kutladı. patron yarın tatil olduğunu söyledi. bu kadar iyi şey bir arada olamazdı odalık kelebek olmuş uçuyordu.
13.00 : servise binildi, odalık burasının bir yarı açık ceza evi olduğunu bilmeden kafasını çevirip binaya baktı.
(daktilo sussun, batsın bu dünya girsin lütfen)
ben hep böyle olur sandım, yarım gün çalışır öğleden sonra eve giderim, akşam eğlenir, ertesi gün tatil yaparım. işe gittiğimde patron yine sen takıl der sandım, aldanmayın siz bu güne.
(bkz:
ben yandım eller yanmasın)