• görseller

    • işte öyle bir şey
  1. anlatmak istersiniz ama anlatamazsınız..bırakın bir başkasını, kendinize anlatmaktan bile acizsinizdir..önce çabalar, iki kelimeyi yanyana getirip ifade etmeye uğraşırsınız; ama nafiledir çırpınışlar..içinizdekiler kalıverir olduğu yerde..dudaklarınızdan dökülebilen; deriiiin bir "işte öyle bir şey" olur sadece..hiç bir şey söyleyememiş olsanız da anlayan anlamıştır aslında..neyse çok karıştı sanırım..işte öyle bir şey..
  2. öyle bir şeyi ancak bu kadar güzel anlatır tüm bu dizeler. dilin tam ucuna kadar gelen sözcükler aniden seller gibi akıp çıkacağına birden insanı terkeder ve sadece karşı tarafa "...ya işte öyle bir şey..." yankılanır. aslında bu lafa muhtaç olan biri karşısındakine bu dünyada kendi sevgisini, ne kadar büyük olduğunu, tarif edebilecek hiçbir varlık bulamadığını ispatlamış olur bir bakıma.
    yüzünüz bir an duraksar, mimikler durur, sonra mahçupça "işte öyle bir şey"
  3. bir şey vardır, anlatamassın... anlatsan da yeterli gelmez, dahası da var bunun dersin... seni anlayan anlar ama sen ısrarla anlatmak istersin.


    ağlasam sesimi duyar mısınız,
    mısralarımda;
    dokunabilir misiniz,
    gözyaşlarıma, ellerinizle?

    bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    bu derde düşmeden önce.

    bir yer var, biliyorum;
    her şeyi söylemek mümkün;
    epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    anlatamıyorum

    işte bunun gibi bir şey olsa gerek...
  4. sözleri yazılmamış hayret. bana boylumlamayı çağrıştırıyor bu şarkı:

    hani bir yağmur yağar da bazen
    hani gökgürler ya arkasından
    hani şimşekler çakar peşinden
    işte öyle bir şey

    seni düşündüm dün akşam yine
    sonsuz bir umut doğdu içime
    bir de kendimi düşündüm sonra
    bir garip duygu çöktü omzuma

    hani ıssız bir yoldan geçerken
    hani bir korku duyar da insan
    hani bir şarkı söyler içinden
    işte öyle bir şey

    hani eski bir resme bakarken
    hani yılları sayarda insan
    hani gözleri dolar ya birden
    işte öyle bir şey

    seni düşündüm dün akşam yine
    sonsuz bir huzur doldu kalbime
    bir de kendimi düşündüm sonra
    bir garip duygu çöktü omzuma

    hani yıldızlar yanıp sönerken
    hani bir yıldız kayar ve insan
    hani bir telaş duyar ya birden
    işte öyle bir şey

    hani bir yağmur yağar da bazen
    hani gökgürler ya arkasından
    hani şimşekler çakar peşinden
    işte öyle bir şey
    işte öyle bir şey
    işte öyle bir şey
  5. erol evginin bu parçasında dikkat ettiğim bir bölüm. şimdi önce yağmur yağar arkasından gök gürlerde peşinden şimşek mi çakar bu işte bi terslik yokmu yahu???
  6. şimşeğin gök gürültüsünden önce gelinmesine takılınmış ancak yine de güzel bir şarkı olmasının önüne geçmemiş bir detaydır.

    -bu arada o gök gürültüsünün o şimşeğe ait olup olmadığını bilmiyoruz yani yağmurlu bir havada ard arada şimşek çakıp gök gürlüyor ve yeniden şimşek çakıyorsa bu durumda şarkı sözü saçma olmaz aksine ard arda aynı şeyleri ifade etmek yerine havanın o derece şimşekli gök gürültülü olduğunu gösterebilir.
  7. sene 2001'di. benim ve yakın bir arkadaşımın hayatı sadece siyah-beyaz olarak gördüğümüz, duyduğumuz, algıladığımız zamanlardı. çok güzel bir eylül akşamıydı. beşiktaş-istanbulspor maçı için gümüşsuyu'ndan aşağıya inmiş tıngır mıngır beşiktaş'a gidiyorduk. kazana yaklaştıkça bir ses geliyordu kulağımıza ancak ne dendiğini tam kestiremiyorduk. tabii yaklaştıkça sözler daha da anlaşılmaya başladı.

    bir yandan sallanan bayraklar, bir yandan ''hani'' ile başlayan cümleler. öyle gittik stada, stada vardığımız zaman da devam ettik söylemeye. bir alt taraf söylüyordu bir üst taraf. ancak birkaç zaman sonra pek dile gelmedi bu tezahürat. hala ara ara söylenir.

    bu arada o maçı 0-1 kaybetmiştir. buradan kajer denilen kaleciye de selamlarımı iletir, gözlerinden öperim.