1. diğer bir çok unsurunun dışında basit olarak açıklamak gerekirse, 120 günü kesintisiz olmak üzere, son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile prim ödemiş olup da kendi istek ve kusurları dışında işsiz kalanların yararlandıkları devlet tarafından ödenen maaştır. çalışma bakanlığını çıkarmak için uğraştığı yeni yasa tasarısına göre en düşük maaşın 258 ytl'den 329 ytl'ye, en yüksek maaşında 350 ytl'den 600 ytl'ye çıkarılması planlanıyor.

    *
  2. işveren tarafından işten çıkarılan çalışana, çalıştığı süre (kıdemi) oranında ödenen maaş. işveren çalışanını işten çıkarması üzerine 3 nüsha işten ayrılma bildirgesi (iab) düzenleyerek 15 gün içerisinde (önemli) bağlı olduğu iş-kur şubesine müracaat etmesi gerekmektedir. çalışan nüfus cüzdanın fotokopisi ile işten çıkarılma tarihinden itibaren (çok önemli) 30 gün içerisinde iş-kur'a başvurması ile gerekli şartları taşıdığı takdirde 10 ayı geçmemek kaydı ile bu maaşa hak kazanacaktır. çalışanın, çalışırken aldığı net ücretin %50 si kadar (damga vergisi kesildikten sonra) ödeme yapılır, lakin bu tutar asgari ücreti geçemez.
  3. malesef türkiye'de pek çok çalışanın işsiz kaldığı zaman alamıyacağını öğrenip hayal kırıklığına uğradığı maaş. onun için çalıştığınız iş yerlerinde zaman zaman primlerinizin ödenip ödenmediğini kontrol etmenizde fayda vardır.

    her ne kadar küçük bir miktar da olsa işsiz kalınan zamanlarda bir yaranızı kapatır.
  4. şahsımı şaşırtmış kah ağlatmış kah güldürmüş bir ödeme çeşididir efenim bu.

    güzel bir şey değil işsiz kalmak. hele ki hiç beklemediğiniz bir anda, güzel bir yaz gününde mesainizin bitmesine 1 saat kala, haftasonu için güzel hayaller kurduğunuz sırada genel müdürünüzün telefonuyla yerinizden sıçrayarak işsizliğe ilk adımı attıysanız. ekonomik kriz çalıştığınız yeri de vurmuştur, aslında siz müthiş elemansınızdır ama küçülmeye gitmek durumundadırlar, istediğiniz her yer için size referans olabilirler, bir gün tekrar birlikte çalışmayı arzu ederler vs. vs. avutucu sözler eşliğinde genel müdürün odasından ayrılırken "hassiktir lan kovuldum mu ben şimdi" demektedir içinizdeki ses. bir diğer iç ses de gayet keyifli "haftasonu tatilini düşünüyordun al sana mis gibi tatil, zaten o kadar yorulup hakettiğini de alamıyordun. tazminatını da kaptın daha ne" diye vermektedir gazı. lakin kazın ayağı öyle değildir. yaşanan şehir istanbulsa, aç kalmayayım, aman arkadaşları da göreyim, kankanın doğumgünü şöyle güzel birşeyler alayım, bir akşam da bir iki kadeh bir şey içeyim diyorsanız kısa bir süre içinde tazminatın ne kadar yattığından şüphe duymaya başlarsınız. "ulan sanki iyi para yatmıştı, niye bitiyo lan bu daha ben iş bulamadım ki" falan olursunuz.* işte, tam bu noktada devreye girer işsizlik maaşı.

    işsizlik kurumundaki mutsuz memur kişileri kaydınızı yaparken, çevreyi kesersiniz. hepsi genç, hepsi belli ki iyi eğitimli bir çok kişi işsizlik kaydı için oradadır. cızzz eder insanın içi. kalantor patronlar hala bodrumdaki malikanededirler, eşleri sevgilileri hala bronz tenleriyle ünlü klüplerde boy göstermekte, canı sıkılınca hadi hayatım istanbul'a alışverişe gidelim deyip yollara düşmektedir. evet ne diyorduk ? ekonomik kriz, şirketin küçülmesi, toplu işten çıkarma...işsizlik kurumundaki üniversite mezunu gençler...patronun genç,sarışın,güzel,bronz tenli sevgilisi...yaza veda, kışa hoşgeldin, ilkbahara nerde kaldın partileri...

    işsizlik kurumundan 1 ay içinde geri döndüler. kimliğinizle ptt şubelerinden maaşınızı alabilirsiniz dediler. eğitim durumum ve düzenli prim ödemelerim nedeniyle üst seviyelerde ödeme yapacakmış devlet baba. allah razı olsun. gittim parayı almaya. ptt çalışanları da mutsuz. bir genç kız mektup gönderiyordu doğudaki asker sevgilisine. bir diğeri maaşından 3 kuruş ayırmış ailesine gönderiyordu. böyle şeyler işte...

    sosyete soğuyan havayla birlikte istanbul gecelerine dönüş yaptı. girime burada son verirken çok sevgili eski patronlarıma ve sevgililerine petek dinçöz'den bir şarkı armağan etmek istiyorum:

    çıkar at acıları
    giy hadi cicileri
    herşeyi unutturur
    istanbul geceleri
  5. adı olan maaştır. daha önce çalışan, şimdiki işsizimizin çalıştığı zamana, sigortasına ve maaşına göre belirlenen miktardır. misal, iş hayatına yeni atılmış bir gencimiz işsiz kalmış ve öncesinde yeni evlenmişse; kira ve taksitlerin ilk hanelerinin toplamını bile karşılamayan maaş olacaktır.
  6. çalışma bakanlığının yaptığı yeni düzenlemeyle 1500 tl ye kadar çıkabilecek olan maaş(mış).

    bu sayede, çalışanların, patronlarına ''sigortamı gerçek ücretim üzerinden yatır'' baskısı yapmalarını hedeflemişler.
    çalışanlar, ssk bildirgesinde ne gösteriyorsa, işsizlik parasını da, kısa çalışma ödeneğini de, istihdam teşviğini de onun üzerinden alacaklar(mış).

    peki siz bakanlık olarak, ekmeğinin derdine düşmüş çalışanın patrona baskı yapmasını beklemeden, primi verdiği ücret üzerinden değil de, asgari ücret üzerinden yatırana çökseniz nasıl olur?
  7. akp öncesi hükümetlerin hayalini bile kuramadığı, işsiz vatandaşlara devletin ödediği (belli bir süre) aylık maaştır.
  8. eğer primleriniz ödenmişse, çalışmadığınız süre zarfında devlet tarafından size ödenecek olan maaş..

    5000 tl maaşı olanların, işsiz kalması durumunda alabileceği maksimum maaş 1500 tl (miş)

    küfreder gibi yani..

    ayıptır ayıp bu açıklama..

    maaşı 5000 tl olan, zaten dünyalığını yapmıştır yapmasına da, zaten asgari ücretle çalışmak zorunda kalıp bir de onu da kaybeden ne yapsın?
  9. işsizlik sigortası fonu'nun ne zaman kurulduğunu dahi bilmeyen öküzleri ortaya çıkaran maaştır.

    bu öküzlerin hayal güçleri de çok geniş.

    işsizlik sigortası fonu'na prim kesilmeye 2000 yılının haziran ayında başlanmıştır. akp o zamanlar tayyip babasının cebinde "c vitamini" olmakla meşguldü. ilk işsizlik maaşı da 2002 yılının şubat ayında verilmiştir. akp'nin iktidara gelişinden 9 ay evvel. "akp öncesi hükümetilerin hayalini bile kuramadığı" derken, mabadının üstüne sertçe düşmek de var yeğen der ramiz dayı...

    ha, akp ile beraber bu fon ne hale gelmiştir biliyor musunuz bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan büyükbaşlar?

    bu fona bugünden itibaren 1 lira bile prim kesilmese, işsiz kalacaklara 34 yıl boyunca maaş ödeyebilecek bir havuz var ama durun hayalperest akp bunun çözümünü buldu. her sene bu fondaki parayı yani, senin benim işsiz kaldığımızda bize maaş olarak ödemesi yapılsın diye bizden kesilmesine göz yumduğumuz parayı hem çalıştırıp faizini çatır çatır yiyor hem de her sene bütçe açıklarını kapatamak için bölük pörçük bütçeye aktarıyor. yani "işsizlik maaşı ödensin" diye toplanan para, uygun adım bütçe açığını kapatmaya asker oluyor.

    2008'de 1.4 milyar lira bütçeye para aktarıldı bu fondan. 2009 yılında 4,5 milyar lira aktarıldı. üstelik bunlar yasaya bağlandı. 2012 yılında yaklaşık 12 milyar lira bütçeye aktarılacak.

    yani, devlet akp ile beraber işsizine "sana çay kaşığı ile veririm, kendimi de böyle beslerim" demiştir.

    velhasıl, bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi öküz olmak bir hayal işidir. fazla hayalperest olmayın derim...