büyük ve küçükbaş hayvanların boklarının bulunduğu torbanın suda kaynatılıp içine sirke ve sarmısak konularak yenilebilir hale getirilmesiyle yapılan çorba.
mercimek çorbası gibi yavşak deildir.ya nefret edilir ya tapılır.kader arkadaşları vardır(tuzlama paça kelle dil...).karakterli bi çorbadır.ben de tapanlar arasındayım şahsen.
kurbanbayramını sabırsızlıkla beklememin nedenlerinden biri, diğer zamanlarda özellikle gece yarısından sonra şehir otogarlarının yakınındaki (veya genellikle bar pavyon yakınlarında bulunurlar) lokantalarda yiyebileceğiniz herkesin anlayamayacağı lezzetteki çorba (bkz: eşek hoşaftan ne anlar)
ailemden yediğim ilk kazığın nedeni.
''anne bu ne çorbası'' diyen yavrusuna annenin verdiği cevap ''hazır çorba yavrum'' olunca,haliyle o yavru da çorbanın adını ''hazır'' sanar.ne bilsin veled o hazır işkembe çorbası.
bir dil sürçmesi sonucu ''ıyk, yine mi işkence çorbası?!!'' serzenişinde bulunduktan sonra, işkence çorbası adını kendisine daha uygun gördüğüm çorbamsı. bilinç altı insana neler söyletiyor...
terbiyeli olanına tekbirli işkembe denilen çorba; genel olarak "çorbacıya gitmek" işkembe çorbası içmekle eşdeğerdir. çorbacılarda suyu ayrı taneleri ayrı yerde bulunur işkembe istediğinizde suyunun içine sizin isteğinize bağlı olarak iri parçalar *, küçük parçalar* koyarlar. içinde tanecik istememeniz durumunda suyuna işkembe istemeniz gerekir.
yediğiniz şeyin içinde yada üzerinde bir zamanlar neler vardı gibi bir düşünceye yemeğe başlıdıktan sonra tamamen unutturan muhteşem ötesi çorba. hayatın gerçek tadı.
annem yaptığında köşe bucak kaçtığım, kokusundan hiç haz etmediğim, çokcukluğumdan beri inatla içmediğim çorba türü. hayvanın işkembesinden yapılıyor olması benim gibi seçici sakatat severi etkilemiyor elbette ama o kokusu yokmu.
bide içki içilen gecelerin sabahına karşı içildiğini bilirim, o kafayla içerim diyorum ama götüren olmadı.
seven hastası olur,sevmeyen nefret eder.ortası yoktur.genellikle ya geceyarısı içilir ya da sabaha karşı...
çorbacıya gitmenin anlamı ayrıca.hiçbir zaman çorbacıya gidip de mercimek içenleri anlayamamışımdır(annem sık sık yaptığından olsa gerek)
hayatımda ilk kez geçtiğimiz kış eskişehir'de onur işkembe'de tattığım ve bir yıl öncesine kadar hayatım boyunca kokoreç yememiş olmanın getirdiği pişmanlığın aynısını hissettiren, amma ve lakin geçtiğimiz gece urfalı 7 kardeşler adlı o menem mekanda yeniden tattığım ve bir kaç kaşıktan sonra dayanamayıp mekanı terketmeme sebep olmuş olan bir garip yemek, çorba, bişey...
üzerine kızdırılmış tereyağı dükülünce tamam olan çorba. ama ne hikmetse, çorbacılarda bu tereyağı ilavesinin yapıldığı esnada çıkan çoturtu sesi evde annemin yaptığı çorbada duyulmaz.