çıkmaza girme durumudur.
başvurmadığınız halde araya hatırını saydığınız kişileri koyup,görüşmeye çağırıp,talep ettiğiniz ücreti deneme süresi sonrası alabileceğinizi söylerler.size deneme süresi için vaadlerde bulunurlar ki bu vaadler siz işe başladıktan sonra gerçekleşmezler.
işinizden ayrılmak istersiniz ama istikrarsız görünmekten kaçınırsınız,çünki kimse içerde neler olup bittiğini neler yaşadığınızı bilmez.
yaptığınız işten nefret etmeye başlarsınız , sonuç olarak hayatınız çekilmez bir hal alır ve panik atak sahibi olursunuz..
(pilin, 07.10.2007 18:01 ~ 18:48)
her gününüz eziyetle geçer. saatler geçmek bilmez, hayat çekilmez bir hal alır.
sekiz saat milletle mecburi flört etmek; mallar satılsın, aksama kalmasın diye bir yerlerinden ter dökmek; akabinde hızlı bir şekilde temizliğe girişmek sonucunda gercekleştirilen eylem. bir günlük haftaiçi tatili nasıl da dört gözle bekler ama insan...
öss'nin
türk gençliğine armağanıdır. öss sonrası yapılan tercihlerde adını ilk defa duyduğu bir bölüme giren türk genci, çok doğaldır ki okuduğu bölümü sevmeyecek, ite kaka diplomasını alcak ve eğer "şanslıysa" formasyonunu aldığı mesleği icra etmeye başlayacaktır. şanslıysa diyorum zira türkiye'de bir meslek sahibi olmak, hele hele de yıllarca okuduğu bölümle alakalı bir meslek sahibi olmak şans istemektedir.
herkesin çocukluktan beri hayalinde olan meslekler vardır. sen, hayali uçak mühendisi olmak olan bir adamı tutup da kimya mühendisliğine yerleştirirsen, adam tabi ki nefret edecek yaptığı meslekten.
(misuf, 07.10.2007 18:53)
büyük bir istek ve arzu ile girilsede ikinci hafta itibariyle nefret etmekten kendini alamadığın patrona sahip işyerine hissedilen dugu. iş çok keyifli olsada bi önemi kalmaz.
sabahın 6'sında kalkıp işe gitmek ve 20:30 da işten eve dönmektir.
ülkemizde mutsuz nesilleri yaratan en büyük unsurlardan bir tanesi. sevdiği ve istediği işi yapan insanın üretimi ve topluma yansıması ile kendisini yetiştirdiği ve yapmak istediği işi yapan insanın üretimi ve yansıması arasında halkın bütününü etkileyen çok büyük farklar olur kanaatindeyim. işinden nefret etmek ve nefret ettiği halde aynı işi yapmaya devam etmek durumu söz konusu. işsizliğin sosyal düzene etkisi bir anlamda. iş seçmenin, iş beğenmenin lüks görüldüğü bir ortamdayız. para ve iç huzuru arasında kararsız kalmış insanların dile gelmesi bir nevi.
işin yapısını, içeriğini, yapmak zorunda olduklarını, senden götürdüklerini, sana vermediklerini, zamanından çalmasını, seni yıpratmasını, her gün ayakların geri geir gitmesini sevmemek, sadece karnını doyurmak, kiranı ödemek, faturalarını karşılamak için yapmak zorunda olmak şeklinde özetlenebilecek durum.
-geç anlaş geç anlaş geç anlaş!!!
(nesini seveyim a.q)
genel itibariyle ilk işyerinde yaşanan durum. okulda hayalen çizilen iş çerçevesiyle gerçeğinin çok farklı olduğunun görülmesinden ileri gelmektedir; birkaç iş değiştirmeden sonra folloş olan bünye aldırmamaya başlayacaktır.
şu kriz durumunda herkes yana yakıla iş ararken ve işlerini kaybederken, sanırımı böyle bir lükse hakkımız yok derim..