starbucks'tan aldığı kahvesini otobüste, yolda, metroda yudumlayan insandır. biz bu sahneleri amerikan filmlerinde çok gördük. onlar evden çıkar çıkmaz starbucks'ta kuyruğa girer, mokkalarını, lattelerini alır ve işlerine doğru ilerlerler. yolda anlarız ki bunlar kahve içmeden kendilerine gelemezler. bitkin, yorgun, yılgın görünen kişimiz kahveyi içtikten sonra bir anda makyajlanır, dinç bir görünüme kavuşur. amerikalıların kahvaltısı kahvedir ve bu sebeple starbucks onlar için van ahdamar kahvaltı salonudur bir nevi.
ama kuzum sana noluyor? her sabah metroda en az üç kişi görüyorum elinde starbucks kahvesi ile dikilen. vagon başına iki kişi düşüyor tahminimce, oturmuyorlar, koltuk altlarında gazete ile kahvelerini yudumluyorlar. merak ediyorum acaba starbucks açılmadan evvel napıyordu bu insanlar? biz kahvaltı eder yanında çay içeriz arkadaşım. kahve keyif içindir, iş yerinde bir iki kahve içilir ama sabah sabah kahvede neyin nesi?
özellikle dikkat ediyorum bu tipler erkek ve kafaları kazınmış oluyor anlıyorum ki bunlar plaza insanı. marifet sanıyorlar sabahın köründe kahve içmeyi. olm kes bir domates, biraz beyaz peynir, 5-6 zeytin, çay oh yap mis gibi kahvaltını. kahve hiç tok tutar mı insanı? midem bulanıyor benim aç karnına kahve içersem, bunlar bir de büyük boy mokka içiyorlar.
bir de bunlarda böyle vakur, gururlu bir duruş oluyor. etrafını yüksekten kesen, kahveden küçük yudumlar alan ve küçük dağları ben yarattım edası ile bakan bir tavırları oluyor. sanırsın bana ayak üstü soğuk füzyon deneyi yapıyor ipne. altı üstü latte lan o kimi kandırıyorsun. hem belki o bardağı atmıyor her gün evde yaptığın bim kahvesini dolduruyorsun içine nerden bileyim ben? tuh kalıbına.
alışkanlık haline getirmişse tikinin allaa, tüketici insan modelidir. şirkette beleşe ya da çok cüzzi bir fiyata kahve içebilecekken, gidip hergün karamel bokiçiyano alıyorsa kendi bilir ama bize terstir.
mütemadiyen içerdeki "haftanın müşterisi" konulu panoda sırıtık bir pozunu bulabileceğimiz kişilerdir. şöyle gelişir olay
"plazettin bey her sabah vanilya soslu lattesini içmeden uyanamayan tatlı mı tatlı bir müşterimiz. it consultantlık yapan plazettin bey hoş sohbeti, neşeli esprileri ve sıcak tavırlarıyla kısa zamanda sun plaza starbucks çalışanları ile arasında değerli bir arkadaşlık oluşturdu. sabahları bir başka müdavimimiz müdürettin bey ile olan şakalaşmaları ve falkonettin beye takılmaları onu mağazamızın değişmezlerinden biri haline getirdi. ilahi plazettin bey hiç eksik olmayın e mi!"
ilanın yanına mutlaka elinde kahvesi ve hürriyet gazetesiyle objektife "ilahi çocuklar o kadar çekmeyin dedim bakın kravatım 2,5 mm kayık çıktı" bakışı ile gülümseyen bir plazettin bey resmi ve starbucks çalışanlarıyla sarmaş dolaş çekilmiş bir fotoğrafı da eklenmeden geçilmez.
peşinen not: yanlış anlaşılmasın starbuckssever bir insanım ama hizmet sektöründe "her gün" sıklığıyla para akıttığım tek mekan itü 75. yıl merkezi yemekhanesidir. her şeyin fazlası zarar.
işe gitmeden önce sigara alan insandan daha zevk sahibidir.iş yerinde espresso makinası yoktur ve yol üzerinde kahve alabileceği tek yer starbucks vardır ve kahve denilince aklına 3 ü 1 arada gelmeyen ,gerçek kahve tadını almak isteyen insandır.
neticede tercih meselesi olabilir ama özentilikten doğan bir tercihe sahip olduğu kesin olan kişidir. yahu her ne kadar burjuva çocuğu da olsan bu ülkede şu anda çalışan orta yaş kesminin hepsinin vakti zamanında "çay" içerek kahvaltı yaptığı bilinen bir gerçek. evet sen ağlama çocuğum kandırılmadın bugüne kadar. herkes aynı. hatta büyük şok hazır ol, hemen herkes de ince belli bardaktan içti çayını. oh mis gibi sıcak sıcak. hele içine azıcık tomurcukkattın mı evin içi misler gibi kokar. sait faik abasıyanık romanı tadında bir kahvaltı işte. ama yok. yerel değerlere sahip çıkmamak "in" iken, çay da neyin nesiymiş. içilecekse illa, liptın yelov leybıl poşet çay olsun değil mi?!