işçinin ölebileceğini bilmesi lazım   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. deniz ticaret odası başkanı metin kalkavan'ın tuzla tersanelerinde çalışan işçiler için sarf ettiği söz.

    "işlediğin çelik, pamuk değil. biz tekstil atölyesi değiliz. işçinin ölebileceğini bilmesi lazım."

    http://www.sabah.com.tr/...

    bence de haklı adam. hatta burada çalışacak olan işçilere askerlik yaptırılmasın. zira bu da bir nevi "vatan" borcu. o kadar çok çakal var ki denizciliğimizi, gemi sektörümüzü baltalamak isteyen. yüz değil yüz bin işçi feda olsun, yeter ki sektöre bir şey olmasın, taşeronlar rahatsız olmasın; bu milletin feda edecek çok canı var size. ha haki üniformanın içinde, ha tulum içinde.
    (kronstadtlı ölü denizci, 13.06.2008 10:47)
  2. dediği kesinlikle doğrudur. işçiler, işveren tarafından çalıştırılacakları işin riskleri ve tedbirleri konusunda eğitilmeli, tedbir için gerekli ekipmanlar sağlanmalıdır. işçi de her türlü riski bilmeli ve bunlara dikkat ederek çalışmalıdır.
    (azwepsa, 13.06.2008 10:51)
  3. bürokratların yarattığı forgotten realm çakması evrende doğru olan cümledir. öyle bir evrendir ki orda cia, kgb, mossad, mi6, bnd, dgse, hatta bizzat james bond ve arabistanlı lawrence gibi dış mihraklar tersane tersane dolaşıp işçileri öldürürler. patronlar bu durum karşısında cansiperane şekilde işçilerini korumakta, onlara evrende en zor bulunan şey olan baret bulmaya çalışmaktadrılar, ama bu kolay değildir. o gemiler işçilerin hayatından değerlidir, çünkü evrenin kendi üzerine çökmesini o gemiler engellemektedir.

    siyasiler ve tersane patronlarının yazmaya başladığı bu öyküye biraz spoiler verdim, mazur görün.
    (bulletproof, 13.06.2008 10:57)
  4. (bkz: adam evde aç oturacağına 50 ytl ye niye çalışmasın)
    bir gün gelipte bu patronlardan bu sözlerinin hesaplarının kesileceğinin bilinmesi lazım.
    (züvük, 13.06.2008 11:02)
  5. antitez: patronun da ölebileceğini, hesap verebileceğini bilmesi lazım..
    (tarzan, 13.06.2008 11:15)
  6. özellikle tuzla için doğrudur. şimdi bu kadar işçinin öldüğü ve herhangi bir önlemin alınmadığı tersanede bu ölümlerin devam edeceği aşikarken, ille de pozitif bakıcam ben diye gidip orada çalışmak ve ölmeyeceğini sanmak işçinin cehaletinden kaynaklanmaktadır. bütün türkiye biliyor orada çalışan işçilerin ölüm riskinin çok yüksek olduğunu, bir bu adamlar anlayamadı hala.
    (arapbebek, 13.06.2008 12:43)
  7. (bkz: beleş işçi istiyoruz)
    (bkz: aç gözlü patronlar odası)
    (nikim yok, 13.06.2008 12:49)
  8. yanlış anlaşılmış sözdür! bu işçi dostu, iyi niyetli, hayırsever patronumuz aslında şunu demek istemiştir de biz kötü niyetli insanlar yanlış anlamışızdır: işçilerimiz her fani gibi eninde sonunda ölecektir. artık bizim için ölesiye çalışmayın, biraz da ölümden sonrasını düşünüp öteki taraf için çalışın, dünya malı dünyada kalır, bizim için kendinizi bu kadar feda etmeyin. bizim banka hesaplarımız biraz daha az olsa da olur...
    (yeşil başlı gövel ördek, 13.06.2008 12:59)
  9. her insanın ölebileceğini bilmesi lazım

    patronların tanrılaşma yolunda, kullarına buyurduğu, mantıklı bir emirdir.

    evet, onun kulları, emekçiler ölümlüdür. bazı kimyasal maddeler yüzünden, yüksekten düşmeler yüzünden, patlamalar yüzünden, alınmayan tedbirler yüzünden vs. ölebilirler.

    patron gayet haklıdır bu konuda, ancak bu yarı tanırının sıçtığı bir nokta vardır ki, kendisi de henüz ölümsüz değildir!
    (crazyshark, 13.06.2008 13:04 ~ 17.06.2008 21:30)
  10. nedense bana şu demeci hatırlattı:

    "ölüm bize şah damarımızdan yakın, bunu savcı da görmeli" bülent arınç

    ölümün tek gerçek olduğuna ilişkin zırvalardan bıkmamış olması şu milletin takdire şayan gerçekten.
    (chixculub, 13.06.2008 13:04)
  11. ülkeme mahsus özrü kabahatinden büyük çözüm(!) yöntemi. meali: "bu konuda hiçbir önlem alamayız, elimizden hiçbir şey gelmez, gerekirse hepiniz de seve seve öleceksiniz!"

    (bkz: işçilik yan gelip yatma yeri değildir)
    (anidenbelirenanlamsızgüdüler, 13.06.2008 13:12)
  12. (bkz: tuzla yan gelip yatma yeri değil)
    (heathcliff, 13.06.2008 13:12)
  13. tuzla'da ölen işçilerden sonra yapılan açıklamalardan biri.

    ne kadar enterasandır ki son zamanlarda verilen görüş veya demeçler; rte tarzı.demek ki adamı kendine örnek alan çok bu memlekette hitap konusunda!

    benim merak ettiğim konu ise ;tuzla'da çalışan işçilerin "öğrenim ve deneyimleri". acaba istanbul'a iş bulmak için gelmiş göç mensupları mı? yoksa hepsi gemicilik veya makina veya ağaç işleri veya buna benzer bir meslek yüksek okulundan mı mezun?

    yani eli çekiç tutan, heybetli bir yapı yanında gözükara, ben her işi yaparım cehaleti mi aranılan özellik; yoksa çekiçten önce güvenliği için prosedür okuyabilen veya yazabilenler mi?ya da ters bir durum varsa kendini güvende hissetmiyorsa itiraz edebilecek okumuşlukta mı??

    adamın söylediği söz yanlış değil..ama açıklanması ya da bakılması gereken o kadar çok şey var ki!! artık güney kore de mi ; ukrayna da mı bulunur cevabı bilinmez...

    sevgili köşe yazarlarının burnun ve elinin ucunda aslında ama polemik daha tatlı..en azından daha eğlenceli dimi!
    (life for rent, 13.06.2008 13:16)
  14. atlas jetin kazadan sonra uçaklarını değiştirmesine benzer bir açıklamadır. herkesin öleceğini bilmesi lazımdır ve ne alakadır.
    (paralyzed, 13.06.2008 13:33)
  15. (bkz: yuh artık selahattin)
    (geber marla singer, 13.06.2008 13:35)
  16. -tüm bu bokları yedikten sonra işçinin de öleceğini bilmesi lazım diyemezin kamil. adamın götünden kan alırlar, kan!

    (bkz: gemide)
    (bara bara vala, 13.06.2008 13:50)
  17. tek başına düşünüldüğünde hiç de yanlış bir cümle değil. gerçekten de işçinin yaptığı işin tehlikelerini bilmesi ve işyerinde bulunduğu süre içerisinde bu bilinçle davranması gerekir. "bana bi şey olmaz.", "ben bu işin kitabını yazdım.", "biz kaçın kurasıyız." tarzı yaklaşımlar özellikle şantiye gibi tehlikeli çalışma alanlarında daima kötü sonuç verir.

    ne var ki işçiye hem bu bilinci aşılayacak eğitimleri vermek, hem de gerek iş ortamını gerekse işçinin kendisini can güvenliğini sağlamaya yönelik koşul ve araçlarla donatmak da işverenin sorumluluğundaki konulardan. dolayısıyla, bir işveren örgütünün temsilcisi eğer iş güvenliği hususunda böyle topu orta sahada dolaştırıp taca atar nitelikte açıklamalarda bulunuyorsa, öncelikle konuyla ilgili kendisine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini ortaya koyması beklenir.

    o tersanelerde mümkün olan bütün güvenlik önlemleri alınsa ve eğitimler yapılsa bile işçi ölümlerinin sıfıra inmeyeceğinden eminim. maalesef şantiye düzeninin gerçeği bu. şantiyelerde insanlar ölür. fakat bu ölümlere kaza, allah'ın takdiri, işin gerçeği falan diyebilmek için öncelikle kaza riskini en aza indirmek için gereken maliyete katlanmış olmak lazım.

    bu cümle, eğer işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulanan prosedürlerin, alınan fiziki önlemlerin, yapılan harcamaların örneklerle tanıtıldığı bir sunumun son cümlesi olsaydı takdirle karşılanabilirdi. bu haliyle biraz sığ olmuş.
    (tembel, 13.06.2008 13:52 ~ 13:53)
  18. insanlıktan nasibini alamamış talihsiz bir cümle. bir insan evladı (!) başka bir insan için nasıl böyle bir yakıştırmayı uygun görüp kullanır, nasıl bu kadar utanmaz olur idrak etmesi çok güç. (ulan devam edemeyeceğim sinirden!)
    (emrahman, 13.06.2008 14:41)
  19. ne güzel bir beyanat. aklıma uykusuz'un birkaç hafta önceki kapağı geliyor: sence tuzla'dan sonra hayat var mı?

    son günlerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda yasaların yaptırımlarının eskiye nazaran daha da ağırlaşmasına rağmen böyle bir söylem kulağa çok pişkin geliyor. evet, işçinin ölebileceğini bilmesi lazım ama hiç sanmıyorum ki ölen onca insan her sabah işe başladığında "amaaan, hepimizin gideceği yer orası" diyerek canhıraş işine girişsin. tuzla tersanelerinde işçilerin hangi koşullarda çalıştığı aşikar. daha önce de ifade edildiği gibi şart olan risk analizini yapıp, işçilerine gerekli eğitimleri verdirip bu çalışmalardan sonra sık sık denetleyip eğitimin ne kadar faydalı olduğunu sorguluyorsan, denetim sırasında tespit ettiğin uygunsuzluklar hakkında çalışmalar yapıyorsan, hata işçiden kaynaklanıyorsa işçi hakkında işlem yapıyorsan, önleyici ve düzeltici faaliyetleri belirleyip hayata geçiriyorsan, kişisel koruyucu donanımın tamsa o zaman belki kazanın işçinin ihmalinden kaynaklandığını iddia edebilirsin.

    ama sen işçinin en iyi ihtimalle;

    - ağır ve tehlikeli işler yönetmeliği
    - asbestle çalışmalarda sağlık ve güvenlik önlemleri hakkında yönetmelik
    - biyolojik etkenlere maruz kalınan risklerinin önlenmesi hakkında yönetmelik
    - elle taşıma işleri yönetmeliği
    - geçici veya belirli süreli işlerde iş sağlığı ve güvenliği hakkında yönetmelik
    - gürültü yönetmeliği
    - güvenlik ve sağlık işaretleri yönetmeliği
    - iş ekipmanlarının kullanımında sağlık ve güvenlik şartları yönetmeliği
    - iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği
    - kanserojen ve mutajen maddelerle çalışmalarda sağlık ve güvenlik önlemleri hakkında yönetmelik
    - kimyasal maddelerle çalışmalarda güvenlik ve sağlık önlemleri hakkında yönetmelik
    - kişisel koruyucu donanımların işyerlerinde kullanılması hakkında yönetmelik
    - patlayıcı ortamların tehlikelerinden çalışanların korunması hakkında yönetmelik
    - titreşim yönetmeliği
    - makine emniyeti yönetmeliği
    - tehlikeli kimyasallar yönetmeliği
    - vs...

    gibi kendilerini ilgilendiren onlarca yönetmelikten, kanundan bihaber olduğunun farkında olup "çalışan insanların nerede kaldığını, nereden geldiğini biz de medyadan öğrendik, ama ciddi kazanım olmazsa gelirler mi? güneydoğu'dan bu kadar işçi aldığımızı hiç bilmiyorduk" gibi talihsiz bir açıklama yaparsan ayıp edersin. işçinin öleceğini bilmeden önce işini nasıl yapması gerektiğini, kendisini nasıl koruması gerektiğini bilmesi gerekir. şayet işçi yapması gerekenleri yapmıyorsa işte o zaman ölebileceğini bilmesi gerekir. bu işin sırası böyledir.
    (gudu bet, 13.06.2008 14:41 ~ 14:44)
  20. doğru bir önermedir. hatta işçilerin günlerini son günleri gibi yaşamaları, öğle tatillerinde rakılı mezeli dansözlü eğlenceler düzenlemeleri lazımdır. hey gidi.
    (xanax, 13.06.2008 15:08)
  21. bunu söyleyebilmek, tuzla açıklarına çekilen yatlarda rus kızlarına yüzbinlerce dolar vererek bakirelik bozma partileri düzenlemek kadar kolay olmamalı.
    (ulysses i anlamadım, 13.06.2008 15:33 ~ 15:36)
  22. işçileri şok eden açıklamadır. zira işçiler o an a kadar ölümsüz olduklarını sanıyolardı.
    (madboy develop, 13.06.2008 15:38)
  23. gemide filmindeki kaptan bu lafı duyunca şu tepkiyi vermiştir :
    taşerona havale etme var bir, sigortasız işçi çalıştırma var iki, yeterli eğitim yok üç, yeterli ekipman yok dört, sonrasında bir de çıkıp pişkin pişkin suçu işçiye yıkmak var, tazminat falan vermek yok, bu bokları yedikten sonra evirip çeviremezsin kamil, adamın götünden kan alırlar, götünde ayı bağırtırlar, beyninde fil sikiştirirler.
    (hayvan ağa, 13.06.2008 15:49 ~ 19.06.2008 08:03)
  24. bilmiyorsa da ölmesi lazım heralde, ağzından aldım adamın lafını ama...
    (karahisari, 13.06.2008 15:56)
  25. ''vay be... işverenin,işçilerin güvenliğini sağlayacak önlemleri alması gerekli değil mi?''diye sorulası şahsiyettir.

    bu,gözü paradan başka bir şey görmeyen zenginciklerin sadece bir akşam yemeğine verdikleri para ile en az 10 işçinin iş güvenliğinin sağlanacağına eminim.hadi bu zengincikler işçilerinin hayatını tehlikeye atıyor,peki devletin sorumlu makamlarında oturan yetkililer ne yapıyor?...doğru ya devletimizin yetkilileri de bu zenginciklerimizin verdikleri sünnet ya da düğün törenlerinde boy gösteriyorlar.
    (melkart2008, 13.06.2008 15:59 ~ 14.06.2008 00:11)
 sayfa  / 2