türkiye'de bir türlü oluşamamış bulunan sınıf.
sınıflaşma, temelde, ekonomik ilişkiler içinde, kazanımlar ekseninde oluşur. kim ne kadar çok hak elde edebilirse, o kadar sisteme eklemlenir; o kadar görünmezleşir. hak elde edemeyen, tabir yerindeyse "ezilen"ler de kendilerini görünür kılmak için örgütlenirler, siyasal kimlik kazanırlar ve bu kimlikleriyle iktidar içinde kendilerine yer açma gayreti içine girerler.
(ezilenlerin, marjinalleştirilenlerin gayrı hukuki yollara gittikleri, terör, anarşi yarattıkları da vakidir. ancak bu konumuz dışındadır; zaten siyasal düzlemde derdine çare bulamayacak olanlar bu yola başvurur ki bu anlattığımız işçi sınıfıyla alkasız bir konudur.)
(
karl marx tarafından oluşturulan
tarihsel materyalizm kurgusu da ezilenlerin ayaklanıp proleter örgüt kurması ve devamında iktidarı
devrimle ele geçirmeleri şeklindedir ve
kapitalizmi sona erdirip ideal sistem olan
komünizmi kendi tarihsel evrimi içinde kurmayı öngören bu görüş,
proleterya diktatörlüğünü de olması gereken olarak kurgulamaktadır. ikinci paragrafta anlatılan bu marxist teoriden mülhemdir.)
dünyada bunun örnekleri görülmüştür. çok emek-az gelir kısıtı altında yaşayan işçi sınıfı proleterleşmiş, bir çok yerde kendine partiler kurmuş ve hatta iktidar hırsı içine bile girmiştir. yani, aslında dünya emekçileri "tuzu kuru" değildir; onlar "ezilen", ekonomik sistem içinde tüm yükü sırtlansalar da en "görünmeyen" kesimdir ve görünmek/kendilerini görünür kılmak zorundadırlar. bunun için siyasallaşmalı, yeri geldiğinde de iktidara ortak dahi olabilmelidirler.
bu vesileyle ve amaçla seçtikleri siyasal ad da "
proleterya" olmalıdır.
türkiye'ye baktığımızda ise, dünyanın tersine ve ilginç bir şekilde adı geçen sınıfın oluşamadığını görürüz. sebebi elbette ki kaynakların optimal dağılımının sağlanması ve devamında işçilere kazandırılan rahat yaşama otamı değildir. tam tersine, türkiye'de işçiler, yoğun bir beden gücüyle çalışmaktadırlar ve buna mukabil çok düşük düzeylerde ücretlendirilmektedirler. yani işçilere aktarılan kaynak miktarı, olması gerekenin çok altındadır.
türkiye gibi
asgari ücreti çok çok düşük olan bir ülkede etkin bir proleter sınıfın oluşamamış olması, incelenmesi gereken bir olgudur.
27 mayıs 1960 darbesi sonrası, üniversitelerin de yardımıyla ağır aksak ve zorla oluşturulmaya çalışılan sendikalaşma hareketleri ve devamında gelen proleter örgütlenmeler, işçilerden az biraz destek bulmuşken, sonunda
12 eylül 1980 darbesi de oluşan az biraz bilinci yıkmış ve türkiye herşeye tüm gelenekçiliğiyle kaldığı yerden devam etmeye mahkum bırakılmıştır. tüm bu anlatılanlar ekseninde, yaşanan politik süreçler ve
apolitizasyon çabaları da gözönüne alınırsa türkiye'de neden köklü bir işçi sınıfının oluşamadığı kolaylıkla açıklanabilir.
akp,
merkez sağ oluşumludur. bu açıdan bakılırsa, işçi sınıfının,
akp'ye oy vermesi beklenmeyendir. zira, işçi sınıfı -
proleterya- tarihi boyunca hep sol partilerce savunulmuş, kendisi de tercihini hep bu sol olanlar yönünde kullanmıştır. ancak türkiye'ye baktığımızda akp'nin oylarının çoğunun gecekondulardan geldiğini görmekteyiz. bunu tek bir şeyle açıklarız: zaten kendisi
apolitizasyona itilen bir toplum olarak, siyasal bilincimizi bize mevcut siyasal partilerce verilen kadarıyla, kendi kendimiz kazanmaktayız. türkiye'deki din eksenli siyaset ve devamında gelen "solculuk dinsizliktir" vb söylem ve kanaatler, dini konularda son derece hassas olan halkı etkilemektedir. ve "allah"tan korkan halk, dinden çıkma endişesi içinde olduğundan, kendisi sol ve dinsizlik demek olan proleterleşmeden uzak kalmaktadır. aslında bu çok da bilinçli bir tercih değildir. bir nevi, dayatmalar sonucu halkın önüne sunulan birkaç şeyden birini seçmesi ile olmaktadır.
sonunda kazanan "merkez sağ"dır.
bu durum, işçi sınıfını, sisteme "kazanımları olmaksızın" eklemler. devamında silikleşen ve görünmeyen işçi sınıfı, ekonomik kısıt altında daha da görünmezleşmeye mahkumdur.
tüm bunların sonunda ise yapılan "halkının nitelikli çoğunluğunun açlık -yoksulluk değil- sınırının altında yaşadığı bir ülke" oluşturmaktır ve bunda da başarı sağlanmıştır.