bir işçi 75 m2'lik bir öğrenci evinin 3 m2'lik bir odasının bir duvarını 5 günde boyarsa, bu işçiye evin tamamını boyatmak mantıklı mıdır?
cavap, hayırdır. bizim böyle işçiye yedirecek paramız yoktur. o spatulaları götüne soksundur.
havuz problemleriyle benzerlik gösteren,
öss'nin vazgeçilmez soruları.
işinden ya da maaşından memnun olmayan,potansiyel istifacı işçiler barındıran türleri mevcuttur.yav kardeşim iki dakka delikanlı ol da sana verilen işi bitir git değil mi efenm.
her sınavda yer alan ama bir sınavda salonun ortasında kih kih gülmeme sebep olan soru tipidir.şöyle ki soruda 3 tane işçimiz vardır bunlar bir duvarı hep beraber çalışırlarsa 3 saatte boyuyorlarmış.eğer ahmet ayrılırsa 2 saatte boyuyolarmış.hmm önce 3 saatti ahmet gitti 2 saate indi..nioahahahahaahah deyip sınavın ortasında yarılmıştım.hocaya sorduğumda bana mükemmel bir deyiş öğretmişti.bir türk bir işi 1 satte yaparsa 3 türk aynı işi 3 satte yapar.
üniversiteye hazırlanırken çözmeye çalıştığım problemlerdir. ders çalışırken böyle bir problemi anneme sordum bana "oğlum bırak işçi sorunlarıyla uğraşmayı ders çalış" dedi. oysa ben ders yapıyordum. artık beni ne sanıyorsa...
kolaylarını önceden çözdüğümüz , kol gibilerine ise az kaldı dediğimiz türden problemlerdir.allah sonumuzu hayır etsin..
(bkz:
endüstri mühendisliği)
küçük yaşta gereksiz bulduğumuz problemlerdi ama gerekliymiş.
gerekli olmasa ankarada 18 adet iş mahkemesi, her yıl binlerce işçi problemiyle uğraşmazdı.
çocukların büyüdüklerinde, işçi olduklarında karşılaşacakları asıl problemleri saklamak için büyüklerin başvurduğu yöntem.
"400 küsur ytl asgari ücretle çalışan bir işçi parasının %200 ünü kiraya....verirse kaç lirası kalır?"
"açlık sınırı şu kadar olan ülkede kaç işçi kaç maaşla geçim sağlar?"
gibi bir problemler yerine uydurulan sanal problemlerdir.
bir ya da birkaç işçinin ne kadar sürede, ne kadar maliyete iş yapacağı patronları ilgilendiriyor. zengin kolejlerinde, zengin çocuklarına, şirket veliahtlarına bu tür problemler okutulabilir, öğretilebilir.
ayrıca; "1 işçi bir duvarı üç günde yıkarsa 3 işçi aynı duvarı kaç günde yıkar?" problemine " dozer getirilip 5 dakikada " dediğim için tahtada tek ayak üzeri durduğum günleri unutmuyorum.
(luto, 12.04.2007 13:57 ~ 17.12.2007 11:39)
emeğiinin karşılığını tam manasıyla alabilmek işçilerimizin en büyük problemidir.
bir işci, asgari ücretle bir fabrikada çalıştırılmaktadır. işci, ayda 300 ytl kira ödeyip, suya 20 elektriğe 25 doğalgaza 45 telefona 15, 4 çocuğunun okul masrafı adına her ay 100 ytl, mutfak masrafı olarak 150 lira ödeyip, ayın 14 günü bulgur pilavı ve makarna yeyip, ayın 15ini ayın 5inden itibaren düşünde görüp mutlu uyanmaktadır... bi işci bu kadar mutluyken, işci problemi diye bi safsata çıkaran öküzün problemi nedir???
işsizlik, sigorta primlerinin yatırılmaması veya düşük yatırılması, düşük ücret, mezarda emeklilik, düşük emekli aylığı gibi problemlerdir.
bugün en büyük işçi problemi ; işçinin iş veren karşısında örgütsüz olmasıdır.
bu örgütsüzlük durumu;
ucuz emek,
sağlıksız iş koşulları,
iş kazaları,
çocuk işçi,
taşeronlaşma,
kadın işçilere taciz,
ssk primlerinin en alt seviyeden ödenmesi,
mezarda emeklilik,
emeklilikten sonra alınan emekli ücretinin vahimiyeti
vs..
ile doğrudan ilişkilidir. işte tam da bu nedenle işçi bugün ve yarın örgütlü olmak, örgütlü durmak zorundadır. bu siyasi bir simgeden çok öte artık hayatın dayattığı bir durum olmuştur.
ileride planlama mühendisi olacak çocukları çekirdekten yetiştirme çabasının sonucudur.
bir benzeri için;
(bkz:
memur problemleri)
"işçi problemi" sözünü duyduğunuz da , kafanız da lise de ki bokpüsürler değilde marksist anlamda dünya işçilerinin problemleri çağırışıyorsa, doğru yerdesinizidir. doğru adamların keşif için kullanılabilir.
bu problemlerdeki işçiler ;bildiğimiz işini savsaklanarak yapmaya çalışan,"abi hemen hallediveririz."deyip ertesi günlere dahi bırakan,2 saatte rahatlıkla yapabileceği işi çay molası,yemek molası,dinlenme molası,şu molası bu molası derken yarım yamalak ve 5-6 saatte yapan işçilerden değildir.işçi problemleri tanıdığınız ve işi nasıl yaptığına tanık olduğunuz amcalar örnek alınarak çözülemez.evet,o problemlerde de vardır işini bırakıp giden ama en azından yazılanlar çarptırılmamıştır.
işci olarak isimlendirilen emekçilerin problemlerini çözmek için 'sendika' olarak isimlendirilen kurumlar olmasına rağmen ısrarla öğrencilere çözdürülen problemlerdir.
oysa ki öğrencilerin de kendine özgü problemleri olduğu hiç düşünülmez.
karl marx bugün yaşasa adamı dumura uğratacak problemlerdir.zira "paraaa paraaa daha çok paraaa!" diyen dersanelerin bünyesinde hazırlanan problemlerdir bunlar.kapitalistlerin işçi sorunlarıyla ne işi var yahu derdi karl'cığım.ah karl ah.tam zamanında ölmüşsün.
mutlaka işçilerden birinin işin üçte ikisini yaptıktan sonra işi bırakıp arkadaşını göt gibi bıraktığı öss'nin severek takip ettiğimiz sorularıdır.
daha ziyade işveren problemidir. genellikle işçiler türlü sebeplerle işi yarıda bırakır ve işverenin için gerçek zorluk o zaman başlar. bazen işveren paraya kıyarak daha fazla işçi çalıştırır ve işsiz sayısını bir süreliğine de olsa azaltır. bu sayede hem iş erken biter hemde işçi para kazanır.
(bkz:
mutlu son)
havuz problemleri ile birlikte çözülmesi en kolay olan problem tipidir. kalem oynatmadan çözmek bile mümkündür, o derece.