mecazi anlamda, çok hassas olarak kullanılabilir.
gaziantepli olmanın gururuyla eve her gidişimde annemle babamın bütün gün yapmak için uğraştığı, kıyma makinesinde içinin hazırlandığı, diğer bir makineyle de dış şeklinin verildiği, insanı felaket yoran, sabah başlanıp öğlen biten yorucu, yemesi kısa süren ama lezzeti bambaşka bir gaziantep yemeği.
hatay'da
oruk olarak bilinen yemek
vakt-i zamanında vatandaşlarımızdan birisi (
**) tarafından, restoranının
menüsüne
sensitive meatball olarak adı yazılmış yemek.
(azureel, 29.08.2004 11:55 ~ 12:05)
bu köftenin dışı bulgurun ve bilimum malzemelerin yoğrulmasıyla hazırlanır. yoğurma ellerin kızarması ve acımasına kadar sürer. çünkü az yoğruldu mu dış kısmı dağılır içine kıyma konmaz. haşlama veya kızartma yöntemiyle pişirilir.
ama çok lezzetlidir. her güzel şey gibi az kavuşursunuz ona.
(viola, 10.06.2005 20:05)
haşlaması vardır bir de kızartması ama en güzeli(bence) önce haşlanıp akabinde kızartılanıdır. bir de sos yapılır üstüne...
(bkz:
yeme de yanında yat)
mardin'de kızartılmışına
örok * haşlanmışına da
ikbebet denir.genel olarak
basmavat ismiyle tarif edildiği de görülmüştür.bir yemeğe bu kadar farklı isimler verilmesi yöre mutfağının gelişmişliğine ve/veya
* yöre insanının yemek kültürüne önem vermesine bağlanabilir.
(bkz:
dilin kültürle bağlantısı)
(finch, 28.10.2005 01:57)
bir çok farklı çeşitte (benim bildiğim kadarıyla beş) yapılabilen ama hepsi ayrı lezzetli olan yemek.
ikbebetin dışında sadece bulgurdan bir hamur ve içinde et vardır.
kibbe de hem dış hamurunda et bulunur hem de içine kavrulmuş kıyma konur.
örok ise kibbenin dış hamurunun içine bir şey konmadan kızartılanıdır. ayrıca tepside yapılan çeşidi(
köfte siniye, veya
kibbe siniyedenir) de vardır. kibbe de kibebet de haşlanarak veya kızartılarak yenebilir.
durup durup türkiye'de yaşıyor olduğuna şükretme sebebi.
karadenizli bir komşumuzun yedikten sonra , ''ha bu çok güzel oliii de nasıl uğraşaysun ''dediği enfes yemek. annem anlamamıştır karadenizli komşumuzun ne demek istediğini. sonradan öğrenmiştir ki, komşumuz kıymanın üstüne bulgurların tek tek yapıştırıldığını zannediyormuş meğer.
(bkz:
aman yarabbim)
(bipolar, 14.01.2007 19:32 ~ 19:33)
dünyanın en güzel yiyeceklerinden biridir. yapımı biraz uzun olmasına rağmen tüketimi bir o kadar çabuk olur. çünkü öyle bir yemektir ki içli köfte duyan gelir. misafir ağırlanacaksa yapılan baş yemeklerdendir. başına oturulduğunda rejim yapıyorsanız bile en az 3 tane yiyeceğiniz köfte çeşitiridir eüer içinizdeki turka çıkarsa ortaya 5'e kadar uzanır tüketilen köfte sayısı.
içindeki cevizin etine ya da kıymasına göre sert kalması ve ağzımda cıyk cıyk etmesi sebebiyle cevizsizini tercih ettiğim köfte çeşidi.
duygusal,hissiyatlı köfte diye dalga geçilerek üzerinden iğrenç espriler yapılabilecek köftedir aynı zamanda.
kızarmışından nefret ederken,haşlanmışına bayıldığım,muhteşem lezzet...en güzeli adanada yenir.
haşalanarak veya kızartılarak yapılabilmektedir. aslen arap yemeğidir, bu sebeple hatay yöresine özgü denilebilmektedir; fakat bunun yanıda çukurova yöresinde de oldukça bilinir ve yenir.
önce içli köftenin içini açarsın ardından limonunu sıkarsın; gel de yeme...
tabaktaki içli köfteyi bitirmezsen, arkandan gerçekten ağlayabilir.
ince bulgurla yapıldığı için, içliğinin (kıyma, soğan, baharat, kuyruk yağı vs.) özenli bir şekilde yerleştirilmesi gerekir bu da haşlanması esnasında patlamasını önler. en az kızartması da haşlaması kadar enfestir. ancak haşlanmış olanın sıcak olması gereklidir ki bu lezzetini daha iyi kılar. ankarada yaşayan sivaslı bir arkadaşımın annesinin yaptığının içinde yeşil mercimek vardı ve o da en az kıymayla yapılanlar kadar lezzetliydi. içli köfte, arap kökenli türk yurtdaşlarımız arasında kitel olarak da adlandırılırmaktadır.
gaziantep te hakikaten lezzetten delirtecek derecede güzel yapılan, (türevlerinin hepsini denemedim, memleketime torpil geçiyorum
*) hatta ve hatta iyice insana balatayı yaktırmak için üzerine limon sıkmak yerine
nar ekşisi dökerek yenilen şahane yiyecek. olsa da yesek yahu.
lezzeti dış hamurunun inceliğine bağlı olan, sanıyorum batıya yaklaştıkça yenileceği kalmayan yemek. 7 değişik yöreye ait
*******içli köfte yemiş bir hayvan olarak söyleyebilirim ki antep ve sivas'ın ki en güzelleridir. antep'te yapılan içli köftenin bulgurlu hamuruna et katılmaz ve kızartıldıktan sonra ince çekilmiş veya kırılmış antep fıstığına batırılır. yanına da maydonoz... sivas'ta ise yine dış kısmı kıymasız olan köfteler bir güzel haşlanır, sonrasında üzerine tereyağ akıtılır. olmadı mı? yumurtaya batırıp kızartılır. bilmiyorum doğup büyüdüğüm ve alışık olduğumdan dolayı mı bana güzel gelir de has izmir'li olan ana tarafımdan annem hariç kim yaparsa yapsın yiyemiyorum ki o da sivas usülü yapar zaten. yani kalın, boz renkli, salçasız, bir hamurun içine pates ve soğan tepmekle içli köfte olmuyo. her şeyden önce kıyma gerek.
istanbulda bi ocakbaşında yediğim enfes tadı olan yiyecek. yanında maydanoz ve limonla servis yapıyorlar. bide ayran oh mis.
yapmasını bir türlü öğrenemediğim ve annemin yapamadığı fakat benim bayıla bayıla yediğim yemek
hatayda oruk denilen, kızartılarak pişirilen, içine ceviz de konulabilen enfes bir yiyecek. çay saatinde çayın yanında yenilebilir, yemekte meze niyetine yenilebilir. henüz sevmeyenini görmedim.
ananem bize bir oyun yapardı küçükken. iyice yıkadığı bir madeni parayı yaptığı tüm oruklardan bir tanesinin içine koyardı. biz de bütün yemek boyunca o kime çıkacak diye zaten lezzetli olan köfteleri iştahları yerdik. o madeni para kime çıkarsa iyi bir yıl geçireceğine inanırdık. çocukluk işte.
*