|
|
- (bkz: evet)
- insanı yer bitirir bu sorun. söyleyemedikçe bir bakmışsınız; günün birinde içinize bir öküz oturmuş isteseniz de söyleyemiyorsunuz. nefes alma yetinizi bile kaybetmiş olduğunuzu düşünmeye başlarsınız. büyük tavsiyesi; gelişine bırakın içindekilerinizi, her şeyi söyleyin fakat üslubunuza* dikkat edin.
- soğuk ve duygusuz algılanmanıza neden olur.
- iki kelimesinden biri yani olan, aklından bir sürü şey geçen ancak mantığınla hareket etmeyi asla bırakamayan insanların en büyük derdi.
bir konuşmanın, bir buluşmanın, bir ilişkinin ve dahası bir hayatın içine edebilir rahatlıkla.
bazen başlayamayan bir ilişkinin failidir kendisi.
tam da böyle bir durumun ortasında sıkıştığım anda bir yazar tanıdım,
"içinden gelenleri söyleyerek başladığın bir ilişki, hissedipte söyleyememelerin
samimiyetsizlik dolu sıkışmışlıklarından kurtulmuş huzurlu bir ilişkidir ki
zaten sadece içinizden gelenleri söylemeniz bir ilişkiyi başlatmaya yetmiyorsa
o ilişkinin başlamasına hiç gerek yok demektir."
demişti, haklıydı...
- (bkz: beni tanıdılar siz kaçın)
- bazen sorunsal olmayan durumdur.
içimizden geçenleri söyleme nedenimiz, anlaşılmak istemektir. söyleyememe nedenimiz ise yanlış anlaşılma korkusudur çoğunlukla. veya doğru anlaşılıp, yanlış bir insan olduğumuzun anlaşılması korkusu. bazen içimizden geçenleri söylememek daha doğrudur çünkü ne yazık ki(aslında ne güzeldir ki) içimizden hep güzel şeyler geçmez. ama insan olmamızın sonucudur bu. sonuçta bilinçaltı diye bir kavram vardır, ki insan bunun için yaratmıştır onu. istemeden de olsa.
sürekli doğru ve güzel şeyler düşündüğünüzü düşünsenize. ve sürekli doğru ve güzel şeyler söylediğinizi.. ben katlanamazdım öyle bir insana açıkçası. içimizden geçenleri söylememek, hatta bazen yalan söylemenin bazı açılardan yararlı olduğunu hepimiz bu zamana kadar görmedik mi? yalancılığı savunmuyorum veya içimizden geçenleri asla söylemememiz gerektiğini söylemiyorum tabi ki, hatta elimden geldiğince acıtan bir gerçek de olsa söyleyen biriyim. fakat düşününce biraz, yaşamaktaki öncelikli amacımız kendi mutluluğumuz ise (ki bunun zıttını savunanlar vardır eminim, biraz düşünsünler herhangi bir şey bulabilecekler mi acaba onlara yararı dokunmayacağı halde yapabilecekleri, ki buna cennete gitme sonucu da dahil) o zaman bazı şeyleri içimizde tutmalı, özelimizde saklamalı ve her içimizden geçeni söylememeliyiz bence.
ya da istiyorsanız bir deneyin. ki bunu yapabilmek ,yalan söylemekten de zordur, bilginize.
- hayatın en kaçınılmaz sorunlarından biridir.
kırmamak için susarız, yanlış anlaşılmamak için susarız- yanlış anlaşılmanın bedeli ağır faturaları tabidir-, sevgi sözcükleri saklanılası şeylermiş gibi içimize yerleştirildiğinden, kıpırdatma ihtiyacı duymadığımız için susarız, içimizde saf/ temiz kaldığına inandırıldığımız için susarız, saygı kelimesine yüklenenler için susarız, kelimelerin saygısızlıkla yüklenmişliği adına susarız, elimizden bir şey gelmemesinin çaresizliği adına susarız, en değerlilerimize dokunulmasının ardı, kelimelerin anlamsızlığı adına susarız, yaşanılanların kimse de sizdeki etkisinin en ufuk nokta vuruşu bile olmadığını gördüğümüz için susarız, insanların kalıplayıcılığı, yargılayıcılığı adına susarız...
peki bu kadar suskunluğu yüreğimize nasıl sığdırırız?! sığdıramayız...günden güne genişleyen bir damar gibi ya ardındaki birikimlerle kendimize zarar veririz yada damarı yırtar ve kanı başkalarına fışkırtırız.
- (bkz: ulan bu aslında var ya neyse abi)
- sorunsalı kendinden bilen insanların yoğunlukta olarak doldurması gereken bir başlık olması dolayısıyla altındaki giri sayısı az olan başlık.
(bkz: karışık cümleler)
- '' içinden geleni söyle, kalırsa yazık olur '' pinhani/hele bi gel
- kişi çok fazla düşünen biriyse saniyede bissürü bissürü düşünce geçiyorsa kafasından hangi birini söylesin? karşısındaki kişiye de yazık.eee tabi zamanla bazılarını paylaşacak bazıları illahaki kalacak ne yapsın gariban direk sorunsal doğmuş...
- karşıdakileri mutlu etmek için yapılan eylem.sonra'neden ben hep mutsuzum' diye düşünmek başlar.cevapla soru aynı yerde.
|