her insan doğduğunda boş bir tabela gibidir.
(bkz:
tabula rasa)
ve her insanın bu boş tabelasında bir çentik vardır. bu çentiği
içimizdeki orospu çocuğu diye nitelendirmekteyiz.
bu çentiğin boyu sabit olmakla beraber, ebeveyn ve çevrenin etkisi ile o çentik büyüyebilir, serpilebilir ve hatta bizi ele geçirerek bir
orospu çocuğu veyahut bir örnek vermek gerekirse
seri eksi oy veren ibne yapabilir.
"hayır efendim, ben sütten çıkmış ak kaşığım" hönkürmesi sadece içindeki orospu çocuğu aldıramayacağını bilen ve aldırmak istemeyen bireyin
fuzuli konuşmasıdır.
işbu, şu dünyada sürekli "ben çok iyi bir insanım ama hep kötülük görmekteyim" diyen kişi, mutlak surette katkısız, katıksız bir
orospu çocuğudur.
sosyal dünyadaki ahlak kurallarının (
manevi yaptırımlar), ahlak kurallarının yetmediği yerde yasaların (
maddi yaptırımlar) varoluş amacı budur; içimizdeki orospu çocuğunu kullanılamayan bir organa indirgemek.
ancak varlığını ortadan kaldıramıyoruz.
dalak gibi içimizde duruyor.