sıkıntısı   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. yığınlar dolusu ödev, sınav, proje arasında muhtemelen yanınızdan eksik olmayacak sinir bozucu bir durum.
    (mazzo, 02.04.2004 23:00)


  2. okuldan kaynaklanan bir yığın sıkıntının yanısıra, hasret, özlem, kırgınlık ve türevi birçok dert yetmezmiş gibi çevrenizdekilerin sıkıntılarının da eklenmesiyle katlanan, kurtulmak için çaba sarfetmeye bile derman bulamayabileceğiniz ruh karmaşası..
    (tenekeci, 02.04.2004 23:09)
  3. dayanılmaz sıkıntılı bir durum. *
    (mazzo, 03.04.2004 20:49)
  4. ne yapılsa yapılsın bir türlü engellenemeyeceğine kendi kendinize inandığınız içinden çıkılmaz berbat bi durum. kendizin de dahil hiç kimse o an için size yardım edemeyecektir. hatta belki de kimseyle konuşmamak daha iyidir. kırıcı olabilirsiniz bilinçsizce.
    (karamelize ekmek, 11.02.2007 16:23 ~ 23.08.2007 16:51)
  5. insanın içinde böğürerek ağlama hissi uyandıran, şahsımda öss ile sıklaşan, genelde tek bir sebebe bağlı olmayan bu yüzden de kişinin noluyo yahu içine düşmesine neden olan, etraftakilerle "sende bişey var hayır sende bişey var!" şeklinde diyaloglarla başlayıp tartışmalara dönüşebilen ama genelde sorunun kimde olduğunun anlaşılamadığı, akla bin türlü saçma-eski-gereksiz düşüncenin geldiği, içinden çıkılması aciliyet gerektiren hissiyat. yer, zaman ve mekan onun için fark etmez her yerde yakanıza yapışabilir. durumdan kurtulmak için son ses müzik eşliğinde ağlanabilir, yazı yazılabilir, kafa duvara vurulmak suretiyle bünyeye işkence yapılabilir ki bu pek tavsiye edilmez (artık rahatlama yönteminiz ne ise o yapılır)**

    acentemiz rahat sıkıntılar* geçirmenizi diler...
    (nosuchnick, 04.07.2007 20:35)
  6. "bir nedeni olsa da bari ona sıkılsam" dediğiniz,insanı dert arar hale getiren hadise..çekilmez oluyor bir zaman sonra..
    (ruhsuzkz, 04.07.2007 21:00)
  7. derin bir nefes alarak derecesi ölçülebilir. rahatlama ile iç sıkıntısı ters korelasyon içerisindedir.
    (restless times, 04.07.2007 21:09)
  8. nedenini bilmeden, gün ağarmaya yakın gördüğünüz 242. rüyanızdan uyanıverirsiniz. sıcak bir yaz günü ise bir bardak soğuksu içmeye kalkar, kışın acımasız soğuğu yatak odanızı dolduruyorsa üstünüzdeki yorgana daha da sıkı sıkıya sarılırsınız. gözlerini tekrar kapatır ve derin bir iç çekmenin ardından 243. rüyanıza hazırlık yapmaya başlarsınız. ama olmaz. sırf içinizdeki dertlerden sıkıntılardan dolayı uyku, sizi saf, korunaklı dünyasına kabul etmez. hemen telefona sarılırsınız saat 4.30 – 5 civarlarıdır. aklınıza gelen ilk kişiyi ararsınız ki zaten bu kişi büyük olasılıkla sizin kadim dostlarınızdan birisidir. şu cevabı alınca yıkılırsınız “aradığınız kişiy…”. tamamını dinlemeden telefonunu çenenize hafifçe bir iki kez vurur, sonrada yatağın bir köşesine atarsınız onu. gözler tamamen açıktır, pür dikkat etrafı dinlersiniz, o kadar dikkatlisinizdir ki 17 kat üstünüzde oturan komşularınızın sevişme sesleri kulağınıza gelir fakat zihinden geçen tek bir düşünce yoktur. sıklıkla saate bakarsınız. kalkıp evin içinde bir tur atarsınız. üşenmezseniz bilgisayarınızı açar ve sözlüğün size çare bulması için dua edersiniz. fakat nafiledir. geçirmez hiç bir şey içinizdeki sıkıntı yaratan hissiyatı. karmaşık duygulardan oluşan bir hortumun ortasındaymışsınız gibi korkuyla boş bakışlar atarsınız etrafınıza. düşünceler yavaşça akmaya başlar zihninizden içeri. nedeni bilinmeyen her zaman insanı daha çok sıkar daha çok korkutur, bunu düşünürsünüz. beklide o an aklınıza gelir yaptığınız hata, telafisi için beklemek bile acı verir, acıyı hissedersiniz. kendinizi kendinizde bulduğunuz anda ise, 243. rüya sona ermiştir. 244.’ye yetişmek için bi’heycanla yatağa zıplarsınız ve bi’kaç saniye içinde salondan içeri girersiniz.

    iç sıkıntısı nedeni olmayan sıradan bir şey değildir. mutlaka nedeni vardır. sizi uykunuzdan alı koyar, gerekirse ağlatır, gerekirse içtirir. budur işte iç sıkıntısı. ama geçer, sabah kadim dostunuza giden arayan numaralar mesajında sizin numaranızı görüp hemen sizi “hayırdır bi’şey mi oldu yoksa?” diye telaşla araması suratınıza konduruverir uyku kadar saf gülümsemeyi.

    içinizin hiç sıkılmaması, kadim dostlarınızın hiç mi hiç eksik olmaması dileğiyle… sevgiler sözlük, iyi geceler ve saf rüyalar.
    (ophy, 04.07.2007 23:24)
  9. bir de bunun tarifsiz iç sıkıntısı diye bir modeli vardır. neye üzüldüğünüzü bilemezsiniz. sadece içiniz sıkılır. ağlamak istersiniz ama neye ağladığınızı bilmezsiniz. hayatınızda neredeyse her şey ters gidiyordur ama siz gene de hangi birine üzüldüğünüzü bilmezsiniz. düzeltilebilir de olsa artık çok yorulmuşsunuzdur. nefesiniz kesilir, ağlamadığınız zamanlarda bile devamlı boğazınızda bir yumru ile dolaşıyorsunuzdur. depresyona girmenize sebep olur bu sıkıntı, bütün arkadaşlarınızdan uzaklaşmanıza, başkalarını suçlamanıza neden olur bazen... size çok yakın birinin yardımına ihtiyacınız olur ama onu bir türlü arayamazsınız, yardım isteyemezsiniz. çok güç bir durumdur. dileklerimiz kimsenin yaşamaması yönündedir.

    (bkz: s.o.s)
    (auryn, 05.07.2007 01:00)
  10. (bkz: anksiyete)
    (kaleydoskop, 05.07.2007 02:00)
  11. ".......un kesin olarak etki ettiği bir hastalık vardır ve bu hastalığın adı düşünsel, tıbbi, fizyolojik, mantıksal ya da ilaçlara ilişkin biçimiyle, her nasıl isterseniz, içsıkıntısıdır.

    içsıkıntısı delirtir.
    içsıkıntısı intihar ettirir.
    içsıkıntısı lanetler.
    içsıkıntısını tıp bilmez.
    içsıkıntısını doktorunuz duymamıştır.
    içsıkıntısı yaşamı yaralar.
    içsıkıntısı yaşamın göbek kordonunu düğümler.

    haktan hukuktan uzak yasanızla benim içsıkıntımı, cehennemin tüm pusula iğneleri kadar ince bir içsıkıntısını en ufak bir güven duymadığım insanların, tıbbi salakların, gübre eczacılarının, adaletsiz yargıçların, doktorların, ebelerin, tıp müfettişlerinin eline bıraktınız.

    bedende ya da ruhta meydana gelen sarsıntılar, insan elinden çıkma hiçbir sismograf yok ki benim acımı tinimin yıldırımlar saçan acısı kadar kesin biçimde hesaplasın."

    antonin artaud
    (ahmak ı hayal, 03.12.2007 22:06 ~ 22:07)
  12. yazdırır.
    (recai pengül, 03.12.2007 22:24)
  13. bütün kokuşmuş sanatımızın ve de sözlüksel delirmelerde 'anlamdırabilme' uğraşımızın nedeni.. hem hayatın hem de sözlüğün "mr. format!" denen düzen sapkınlığının suyuna gidiyorken elimizde tuttuğumuz zift gibi kara kahvelerin içinde boğulmamıza neden olan.

    dün yataktan kalktığında, otobüse bindiğinde, "bitse de gitsem.." diye söylenirken, o bir türlü aramıyorken, bir kitaptan bir diğerine geçip gözlerin kitaplığının üzerinde boş boş dolanıp da öylesine amaçsızca yine kitaplığının önünde hiçbir şey yapmadan dikildiğinde, birileri zorla size yemek yedirmeye çalıştığında, elini sana uzatmadığında, banyodan çıktıktan sonra aynada kendini çıplak gördüğünde, koskoca internet dahi seni doyuramıyorken ve manyakça bir doyum duygusuyla okuyacağın bir yazıya rastlayıp da sonuna geldiğinde içini çepeçevre saran bir duvar.

    üzerine gittiğinde seni baştan çıkaran ama asla iyileştirmediğini, tam aksine seni delirtip, seni açlıkla baştan çıkardığını bildiğin bir ölümle flört durumu. seni mutlu insanlar arasında derin bir gazaba sürükleyen, hiç bitmeyecek ve de aslında hiç de varolmamış bir haberi, bir kişiyi, bir kelimeyi, bir bilgiyi sonuçsuzca aramana neden olan..

    varolan ama asla sizle konuşmayan.
    sustukça beyninizi şişiren..
    (geber marla singer, 03.12.2007 22:46)
  14. uzun zaman, belkide yıllar sonra birşeylerin iyi gitmeye başlamasıyla eskiyi hatırlayıp "ya yine herşey başa sararsa" düşüncesinin beyni kemirmesi ile birlikte vücudunun içinde biryerlerde birşeyerin sıkması, ruhun bedene dar gelmesi olarak nüksettiği durumlarda dışa yansımasının suskunluk yada aşırı asabiyet olarak görüldüğü, ne yapsanda beyindeki soru ve endişe kargaşasından kurtulamadığın, kurtulamadıkça da dibe batmaktır.

    bazen, yanımda olsa, omuzuna yaslansam, hiç bitmese, hiç gitmese, hep yanımda olsa dediğin birini bir dakika bile ayrı kalınca özlemektir.
    (rednext, 03.12.2007 22:58 ~ 22:59)
  15. insanın ömrünü yer bu iç sıkıntısı.yarın iki vizeniz vardır iki kelime bilmiyorsunuzdur ama bu durumu göz ardı etmeye çalışmak için bilgisayarın başından kalkmıyorsunuzdur.ama kalkınca vakit çok geç olacaktır içinizi daha büyük bir sıkıntı kaplayacaktır.bu nedenle kendinizi alkole verebilirsiniz gecenin sonunda.
    ....saçmaladım biliyorum...ama kafam çok karışık....
    (ağır hasarlı, 03.12.2007 23:15)
  16. kan revan içindeyim
    gönlümün derdindeyim.
    yerlerin dibindeyim,
    kurtar nooluurr
    (mırın kırın, 11.01.2008 13:34 ~ 13:35)
  17. başlığı görünce bile derin ve yetmeyen bir nefes aldıran. sebebi olmayan, sebebi onunca adı can sıkıntısına dönüşen his.
    (bildiklerimbilmedikleriminyanındaokyanustabidamla, 11.01.2008 13:44)
  18. (bkz: final haftası)
    (hayvanat bahçesinde kuş olsam, 11.01.2008 13:45)
  19. (bkz: bunaltı)
    (tembel, 11.01.2008 13:51)
  20. nedeni bir türlü anlaşılmayan gittiğiniz her yere sizinle gelebilecek kadar yapışkan sıkıntı. sürekli "ooff offf" diye ortalarda gezinmenize sebep olur. derin derin nefes alsanızda geçmez yılan gibi çöreklenmiştir bi kere...
    (billy, 12.01.2008 20:18)
  21. (bkz: daraltı)
    (closer, 15.04.2008 19:16)
  22. (bkz: ufunet)
    (berrak, 15.04.2008 19:19)
  23. nedeni belirsiz hal.
    (chronicle, 17.04.2008 20:49)
  24. kendini tekrarlamaya başlayan düşlerdir.
    düş içinde başka bir düşün gerilimiyle uykunun bölünmesidir.
    mezarlık ziyaretlerinde ezber edilen fatiha, bağımlılık yaratan bir sakinleşiricidir bu saatlerde. neden korktuğunu bilmeden bir kalkan gibi kullanılır bu dua bütün olası melanetler için. gözlerin hiç bir şeyi ıskalamaması olabilir miydi sıkıntının nedeni?
    pek tabii mümkün. her şeyi herkesten önce algılayabiliyor, sonu, daha başlamadan kestirebiliyorum. demek ki içim sıkılıyor.
    zaten böylesi bir duyarlılığın izini sürerek keşfetmemiş miydim pisliğe boğulmuş bir denizde pür-u pak kalabilen tek adanın mezarlıklar olduğunu?
    (sezenehir, 22.05.2008 02:43)
  25. (bkz: spleen)
    (bulanti, 22.05.2008 02:47)
 sayfa  / 2