kuşların cinlerin hatta cümle canlının dillerini bilen ygane insan nebi peygamber
davud aleyhisselamın oğlu, melik peygamber. rüzgara hükmetmek, kuş dilini bilmek gibi mucizeleri vardır. israil oğullarının en müferrah dönemleri olarak gördükleri dönemdir. mescid-i aksa'yı inşa ettirmiştir.
kaç sene oldu zaman mı durdu
deniz hep öyle aynı
dünya değişmez
taş duvar ayni kaldı
ümit öylece kaldı da
ümit edeni söyle kim aldı
kaç devir geldi
kaç nesil geçti
yürek öyle sevdalı
yollar kavuşmaz
hasretin ne tadı kaldı
sabır öylece kaldı da
sabredeni söyle kim aldı
bu dünya ne sana ne de bana kalmaz
sultan süleyman'a kalmadı
böyle hiç bir kitap yazmaz
kaç çiçek soldu
hani bu sondu
hani bir sarı fırtına
koptu zamansız
kaç tohum filiz dondu
hani bir acı yel savurdu
yürekler son defa vurdu
günümüz
israil devletinin sanki başında yönetimindeymiş gibi hareket ettiği peygamberdir. eski altınçağda sanıyor adamlar kendilerini.
bilgeliğiyle ünlüdür. tüm yaratıkların dilinden anladığı söylenir.
bazı efsanelerde
istanbul'a kadar geldiği, bugün
sarayburnu olarak tabir ettiğimiz mevkide şöyle bir ufku süzüp "ne kadar kör insanlar
* var! böylesine muhteşem bir yer varken gidip tatsız tuzsuz bir bölgeye şehir kurmuşlar." demiştir.
(bkz:
efsane)
hazreti davut'un oğlu olan peygamber. babasından sonra israiloğullarının başına geçmiş, israil devletinin kralı olmuştur.(mö:970-931)
israiloğulları onun zamanında en görkemli, en zengin yıllarını yaşamışlardır.
ayrıca hazreti süleyman'a allah(cc) tarafından tüm hayvan ve nebatatla konuşma yeteneği de bahşedilmiştir.
hazreti süleyman'ın yerden yukarıda ve kendi başına havada asılı duran bir tahtta * oturduğuna ve çeşitli mucizeleri olduğuna inanılırdı.
"seyretti hava üzerinde denir taht-ı süleyman,
ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde"
yeryüzündeki tüm bitkilerin allah'ın adını sürekli zikrettiğini işittiği için yerdeki otlara dahi basmadığı rivayet edilen peygamber.
(bkz:
doğayı koruyalım)
müthiş derecede kapital sahibiydi ama asla kapitalist değildi. imtihanı da en büyük imtihanlardan olan bu zenginlikti.
ahir zamanda çokça türemiş olan pahalı zevklerin ve ucuz cesaretlerin insanlarına tokat gibidir bu hali.
karınca ile arasında geçtiği rivayet edilen ve "rızkı veren allahtır" kıssasına işaret eden hikayesi bulunan peygamber. hikaye şöyledir;
bir gün süleyman peygamber bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar.
karınca da, "bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir. cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen süleyman peygamber karıncayı bir şişeye koyar. yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. ondan sonra da bir yıl bekler. müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. kendi kendine meraklanır. acaba neden yemedi?
bunun üzerine hz. süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.
karınca da; "daha önce benim yiyeceğimi yüce allah (c.c) verirdi. ben de o'na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. çünkü o beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. o yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım" der.