islam peygamberinin mucizelerinden biri olarak gösterilen olay.
kamer suresinin ilk üç ayetinde şöyle yazıyor:
1)saat yakınlaştı ve ay yarıldı.
2)onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: "(bu,) süregelen bir büyüdür" derler.
3)yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.
----
internetteki kaynaklardan edindiğim bilgilere göre ise mucize şu şekilde gerçekleşiyor;
velid bin mugıyre, ebu cehil, esved bin muttalib, as bin hişam, nadr bin haris ve arkadaşları islam peygamberinin yanına gelip, eğer peygamber olduğunu kanıtlamak istiyorsa mucize göstermesi gerektiğinden bahsediyorlar.
hz muhammed, mucize gösterdiği takdirde müslüman olup olmayacaklarını soruyor ve "evet" cevabını alınca tanrıya el açıyor.
bir süre sonra ay ikiye ayrılıyor. fakat müslüman olmayanlar bunun bir sihir olduğunu düşünüyorlar.
-----
olayın gerçek ya da gerçek dışı olduğuna dair ortada pek çok iddia var. kimi müslümanlar hikayenin islam bilginlerince anlatıla geldiğinden bahsediyorlar ve kanıt olarak 1967 yılında fırlatılan orbiter-4 uydusundan alınan ay fotoğraflarını ve italyan gök bilimci cassini tarafından çizilen ay haritasını gösteriyorlar.
bazılarıysa hikayenin gerçek dışı olduğunu belirtip, suredeki ayetlerin kıyamet gününde yaşanacak olanlardan bahsettiğini ve geleceğe dair pek çok olayın kuranda zaten geçmiş zaman şeklinde çekimlendiğini söylüyorlar ki bence bu sav daha mantıklı.
gaza gelen peygamberin gerçekleştirdiği eylem. "ha muhammedime ha" diyerek desteklerdim kendisini, yakınında bir yerde olsaydım. bu durumda denize düşse bittabi muhammedi kurtaracağım, hiç heveslenmesin bazı kimseler. ihl sözlükte moderatörüm bu arada. selam ediyorum din kardeşlerime. şimdiden bazı allahsızların çemkirmelerine kulaklarımı tıkayarak "la la laayy, duymuyorum sizi, duymuyorum" demek istiyorum.
bunun ardından hala kendisine inanmayan birtakım ebu cehil torunları (ilk defa kullanıyorum lan bu tabiri, doğru oldu mu emin değilim çok heyefcacnlıhyımy) ikna olsun diye hz muhammed (sav) bir de jüpiter'i beşle çarpmış, bugünki büyüklüğüne ulaşmasının sebebi olmuştur. sonrasında şöyle bir konuşma geçmiş:
- bak jüpiter'i beşlen çarptım.
+ jüpiter ney?
- gezegen o gezegen.
+ gezegen ney?
- uzayda yıldızların etrafında dönüyor hani bunlar. (bkz: gezegen)
+ nasıl yani?
- off hiçbir şeyden de anlamıyorsunuz.
+ yok yok öyle dediysen öyledir peygamberimiz.
(görüyorsunuz, o çağlarda insanlar peygamberlerine ne kadar saygılılarmış. bir de şimdiki saygısızlara bakıyorum, içim yanıyor içim.)
hz. muhammed'in günlük aktivitelerindendir.özellikle boş zamanlarında gezegenleri bölmek, çarpmak, birbirleriyle toplamak ve hatta birbirlerinden çıkarmak sık uğraşlarındandır.bir kaynağa göre dünyayı ikiye bölmüştür.başlangıçta düzgün çizilmiş bir çember görünümündeki dünya ikiye bölündükten sonra bizim içinde yaşadığımız yarısının kesik kısmından yapıştırılması sonucu bugünkü ekvatordan şişkin kutuplardan basık yani geoid şeklini almıştır.dünyanın diğer kısmı küresel ısınma sonucu bu yarısının yok olacağı önceden tahmin edildiği için an itibariyle yedek kulübesinde bekletilmektedir.hatta bir rivayete göre evren ikiye bölünmüştür, bir gün zaman makinesi icat edilir ve birisi uzay-zaman süreklisini bozup bu evreni yok ederse yedekteki evren devreye girecektir.
(bkz: hurafeye inanmak)
edit:bir de insan beyninin ikiye bölünmesi durumu vardır ki bölünen ve artık kullanılmamaya başlanan kısımda dünyadaki açlık, yoksulluk, işkence olaylarına duyarlı olmak; vicdan; bu çağda barışçı ve her zaman savaş karşıtı muhalif bir insan olma gereği; doğanın yokoluşuna bir dur diyebilmek ve çevreci olmak; hayalgücüne bir sınır koymamak ama aynı zamanda realist bakış açısına sahip olabilmek; aşk,sevgi duyguları; her anlamda özgürlüğü savunabilmek gibi maddeler yer almaktadır.peki bunlar yokolunca geriye ne kalmaktadır?insanların gözlerine bir perde çeken ve bu sayılan maddeleri sonuna kadar sömüren kapitalist sistemin kölesi olan beyin yarısı.bu sisteme bağlı kalıp gözlerinde bir perdeyle dolaşmaya devam etmek isteyenlerse her farklılığı aforozlamaya hazır bir biçimde beklemektedir.çünkü gerçek her zaman korkunçtur ve hatta dehşet vericidir.ayrıca hayalgücünü kullanmak sadece tanrının arabaları kitabıyla ilgili değildir ki asıl adı(bkz: tanrıların arabaları)dır ve kitap birçok anlamsız düşünceyle doludur.ayrıca kitaptan bir alıntı yapmak gerekirse "çok korkunç ama ne yazık ki her an çıkabilecek bir hidrojen bombası savaşının günümüz uygarlığını toptan yerle bir ettiğini düşünelim. beş bin yıl sonra arkeologlar new york'taki hürriyet heykeli'nin parçalarını bulacaklar, günümüz düşünce biçimiyle hareket ediyorlarsa, bilinmeyen bir tanrı, belki ateş tanrısı (heykelin elindeki meşale yüzünden) belki güneş tanrısının (heykelin başındaki ışın biçimi uzantılar yüzünden) heykeliyle karşı karşıya olduklarını sanacaklar ve heykelin aslında çok basit bir anlam taşıdığını hele özgürlüğü temsil ettiğini asla anlamayacaklardır." gibi çok doğru ve tebessüm ettiren cümlelere de sahiptir.farklı olmak ve hayalgücünü kullanmak(bkz: jules verne),(bkz: aya yolculuk) insanlarda aşağılama ve dışlama dürtüsünü uyandırmaya devam ede dursun ben gidip bir back to the future izleyeyim.
ayın ikiye bölünmesi yerçekiminin anında ve çok hızlı bir şekilde değişmesi, dünyada denizlere etki eden g kuvvetinin değişmesi gibi sonuçlara yol açardı ve alçak yerler deniz altında kalabilirdi. veya tam tersi aşırı derecede çekilirdi. bir yalan uydurulacaksa bari dünyada etkisi olmayan küçük bir hikaye uydurulmalıydı. mesela muhammedin uçtuğu gibi, buna inanmak ayın ikiye bölünmesinden daha az gülünçtür.
aynı kütle aynı mesafede (380 bin küsur km. ortalama) ise ister tek parça, ister iki parça olsun yeryüzündeki çekim etkisi pek fazla değişmeyecektir. (ya da konuyu gerçek bir fizik-astronomi uzmanı izah etsin)
ve gözleriniz sağlıklı ise şimdi ayın yüzey fotoğraflarını inceleyelim:
kaldı ki her dönem bir mucize gerekiyormuş onu anladım. şimdi sen bu giriyi yazarken birden bire klavyenin ortasına bir tane siyah fare düşse ne hissedersin? illa şevkat tokadı mi ister bu inanmayan güruh? kaldı ki o dönem de kimse inanmamiştı gözleriyle görenler bile büyü demiştiler. eğer ki mucizelerin sayısı çok ve her dönem olsaydı sınavın ne anlamı kalırdı? sen eğer inanmak için mucize arıyorsan kendi mucızeni kendin yarat. tıpkı aşağıdaki gibi.
avustralyalı gencin hikayesi:
bir yaradıcının olduğuna inanan genç, dinleri araştırmaya başlıyor. hepsini inceledikten sonra en son olarak kendi tabiriyle teröristlerin dini islamı araştırmak istiyor. sonra kuranı kerim alıp okumaya başlıyor. her şey çok güzel yolunda ama birşeylerin eksik olduğunu düşünüyor. kuranı kerimi kapatıyor ve kendi kendine şu cümleleri söylüyor.
- allah! this is my moment!
- allahım herşey cok güzel ama bana bir işaret gerekli. herhangibir işaret.
- hadi allahım senin için küçük bir işaret ne kadar zor olabilir ki..sen dünyayı yarattın. hadi allahım yıldırım düşsün evimin bir kısmı yere devrilsin.
- ben o anda kısık mum alevinin birden bire filmlerdeki gibi yükselmesini beklerken tamam şimdi vaktidir dedim.
- ama hiç birşey olmadı.
- tanırım sana bir şans daha veriyorum. hiç bir yere gitmedim buradayım. çok meşgul olabilirsin. biliyorum dünyanın öbür tarafında hala gündüz.
mesela bir arabanın egsozundan çıkan gürültü olabilir. küçük bir işaret. tamam evin yarısından ve mum alevinden vazgeçtim çok küçük bir işaret lazım bana.
- odandan içeri bir kuş bile düşebilir umrumda değil.
- ama yine hiç birşey olmadı.
- tamam herşey buraya kadarmış dedim.son şansım islamdı ama olmadı.
- sonra kuranı tekrar elime aldım kaldığım son sayfayı açtım. bir sonraki sayfanın ilk ayeti benim işaretimdi.
for those of you ask for signs have we not shown you enough already? look araound you. look at the stars look at the sun and look at the water. these are the signs for people of knowledge.
içinizde işaret arayanlar için size zaten yeteri kadar göstermedik mi? etrafiniza bakin yıldızlara bakın güneşe bakın. suya bakın! bunlar ilim insanları için işaretlerdir.
biraz gülmek biraz ağlamak belki de imanı tazelemek için kesinlikle izlenesi video.
gerek inanmayan kafirler, gerek inanan dinibütünler, gerekse bu olaya akıl sır erdiremeyen kişiler olsun, bunu okumalılar.
oku titre ve kendine gel ulan.
akjahfkjsdblsdbkjdsk.
belki de insanları hiptonize etmiştir. onlar da ayı ikiye bölünmüş olarak görmüşlerdir. çünkü eğer ay gerçekten ikiye bölünmüş olsaydı, dünyanın dengesi baya bi bozulurdu herhalde.
- allah'a inanıyor musun?
- hayır.
- kitaba?
- hayır.
- peki neden öncüsüne inanmadığın şeyin artçısını düşünüyorsun. himini mimini.
- güzel arkadaşım sen allah'a inandığın için öncü odur diyorsun. ben değildir diyorum. zaten bütün sorun da burda ya. sen kafana takılan soruyu allah bilir diyip geçebilirsin. benim öyle bir şansım da yok. mucizeyle de taşşağımı geçerim çünkü zaten yaşamın kendisi bir mucizeyken bana ayı ortadan böl, güneşi tut çek, deme.
- ama odun...
- evet öylesin. hadi git.