e ne diyem mahmut mu diyem diye başlar ve arkası alınamaz bu sözün. bir kişi, bir insan, hele ki toplumlara önayak olmuş bir kişiye ismiyle hitap etmek neden insanları rahatsız eder hiç anlamam.
ismiyle hitap edilse ne olur, sizin inancınızdan ne kaybolur veya inandığınız saygı duyduğunuz inançtan ne eksilir?
size ne, birisi ismiyle hitap ettiği anda hemen neden gözünüzü belertip "kafirleri öldürün" ayeti aklınıza gelir ki?
şaşıp kalmamak elde değil böyle durumlarda. birisi hz. ön ekini koymasa ne oluyor, anlayamıyorum.
onun dinine inanmayan insanlar için son derece normaldir. saygısızlıkmıdır asla! yaşadığı zamanı düşünücek olursak, ömrü boyunca yalnızca ismiyle hitap edilmiş olma olasılığı oldukça yüksektir. tahminimce adamın günlük yaşantısında konuşmalar şöyle geçiyordu:
...
- ali! aliii! nerdesin oğlum açsana kapıyı.
+ geldim muhammed, geldim. abdest alıyordumda yarıda kesemedim, hanımlarında günü varmış bu gün komşuya gitmişler. evde yalnızım gel buyur içeri iki yon muhabbet edek...
...
vs, vs... günümüz müslümanlarına çocukluktan beri aldıkları dini öğreti gereği, ondan yalnızca muhammed diye bahsetmek çok ters gelebilir ama evvel zaman müslümanlarının yada gayrimüslimlerinin safi adıyla hitap ediyor olması düşüncesi, din kavramının geçen yüzyıllar içerisinde nasıl bir beyin koşullandırma yapısına kavuşmuş olduğu düşüncesini de beraberinde getiriyor. çocukluktan beri alınan din öğretisi, peygamberleri 7/24 vahiy receive eden yahut ilimle, irfanla, iyilikle vs vakit geçiren, sanki hiç gündelik yaşantısı olmayan insanlar olarak anlatığından, hz siz bir muhammed inanları için söylemesi çok zor bir yapı olabilir. aslında gündelik hayatta bir çok muhammed isimli insan olduğu için onu (peygamber olanı) diğer muhammedlerden otomatik olarak ayırmak konusunda işlevsel bir sıfatlandırma da olabilir bu.
...
- ya dostum biliomusun senin bu başına gelen zamanında muhammedin de başına gelmiş aslında biliomusun? bence seninde bu durum karşısında onu örnek alarak onun gibi davranman lazım...
+ hangi muhammed be oğlum?
- e hz muhammed
+ haaa...
...
gibi ilginç diyalogların yaşanmasını önleyebilir mesela (tamam biliyorum diyalog çok saçma oldu ama siz özündeki mesajı alın...)
ama onun dinine inanmayan biri için bu ayrım gereksiz olacağından bu sıfatlamayı kullanmak istemeyebilir doğal olarak. neticede, herkes kime hangi saygı takısıyla hitap edip etmeyeceğini kendisi bilir... birbirlerinizin inanışına yada inanmayışına saygılı olun yeter...
ingilizcede
saint sözcüğünün türkçe olmasada sanırım en çok türkler tarafından kullanılılan karşılığı olan
hazret sözcüğü; daha çok saygı ve sevgi duyulan ancak bu duyulan saygı ve sevginin bir hiyerarşiden mesnetini aldığı ve hazret denilen kişi ile arada fersah fersah mesafe olduğu hissayatının kalbte vuku bulmasına vesile olan bir olgu şeklinde karşımıza çıkıyor.insan sevgilisini sever fakat o na sayın demez ya da anne babamızıda severiz ama onlardan bahsederken bu kelimelerin hiçbirini kullanmayız.değilmi.şimdi gelelim sadede...
muhammed e hazret demek peşinen bir alt -üst ilişkisini kabul etmektir.kişi bunu tercih edebilir.saygı duyarız.saygı duyamayacağımız başka insanlara bunu dayatmaktır.senin için hazret olan benim için pekala melanet olabilir.bugün bir kişiye hazret denmesini isteyenler yarın o kişinin ismi geçtiğinde salavat getirilmesini talep edebilirler ki bu olmayan şey değildir.hazret kelimesi ve buna benzer hoca efendi,sayın, sevgili,gibi nice kelimelerin sıfat olarak önünde yer aldığı isme zımmi bir koruma sağladığı kalkan olduğu gerçeği onu korumak isteyenleri bu yola sevk etmiş olabileceği gibi bu durum kendisini korumak isteyenlerinde talebindende kaynaklanmış olabilir.hangi yolla elde edilmiş olursa olsun bu kelimeler kişinin zırhıdır, bunlar yoksa bu kişilere daha kolay ve rahat saldırılabilir....
bu yüzden ey sevgili saygılı kari hazretleri, muhammede hazret dememek ile abdullah öcalan sayın demek, kişiyi ölüme götürecek kadar büyük problemlerdir.arz ederim.dikkatli oluna...
başkasının, sen ve senden öncekiler için çağlar öncesinden düşündüğü birçok şey gibi anlam vermeye çalışanlar için soru işaretleri barındıran bir durum. sen dünyaya gelmeden önce genel anlamda, eğer ortalama imkanlara sahipsen, hangi okula gideceğin, kaç sene okuyacağın, askere gideceğin, evleneceğin,bir aile kuracağın, bir işe sahip olacağın, birilerinin sorumluğu altında bilip-bilmediğin birşeylere hizmet edeceğin, siyasi görüşün, yaşayacağın dinin belirlenmiştir. eğer standartların dışında yaşamayı sevmiyorsan ve topluma uyum sağlamak senin için allahın emriyse, sana miras olan, beynini işlevsel olarak belli oranlarda kullanabilme ve bu oranların üstüne çıkamama durumu çerçevesinde, senin için belirlenmiş seçenekler içerisinden tercihlerini yaparsın. tercihlerini hayata geçirirken de yine, senin için önceden hazırlanmış simgeler, semboller,ünvanlar,statüler ve bunların isimleri ile hayatına yön vermeye çalışırsın. beynine çağlar, yüzyıllar veya yıllar öncesinden ayarı vermiş olanların istediği hazretinin ve hüseyin beyin dediklerini yapman ve kumandanın diğer düğmelerine dokunmaman.
"klozete sıçmak" şeklinde bir genellemeyle eşdeğerdir. zira kim neye, kime tapıyorsa/inanıyorsa o yalnızca ona göre kutsaldır. eğer bunun aksi bir şekilde davranılmasını istiyorsanız lütfen bir daha klozetlere sıçmayın. ben de ona tapıyorum da.
mami demeden önceki adımdır.
eğer aşağılamak için söyleniyorsa kesinlikle tepki alabilecek bir durumdur. ben kendi şahsım adına hz. diye adlandırmıyorum ama aşağılamak için değil. bana göre kutsal bir kişilik olmadığından ve hz. demek zorunda olmadığımdan diyorum. insanların bu konuda bu kadar katı olmasınada anlam veremiyorum adamın banasına küfür etsen ağzını açıp birşey demez muhammed in başına hz. takısı getirmedin diye demediğini bırakmaz. bu birazda insanların neye ne kadar ve ne oranda körü körüne inandıklarının kanıtıdır bir anlamda. herzaman söylediğim gibi muhammedin başına hz. takısı getirmemek sabahlara kadar içim zina yapmaktan daha az günahtır ki günah diye birşey varsa.
(bkz:
dindarların az dindar olanları kafir ilan etmesi)
altın yere düşmeyle pul olmaz diye bir deyimimiz vardır. bunu hatırlatırım.
ayrıca bir kişiye saygınlık kazandıran onun çağında yaptıklarıdır. muhammed benim için büyük yapan çağında yaptığı o büyük devrimdir. kimsenin yüreğinin yetmediği bir zamanda ölümü bile göze alarak insanları uygarlık yolunda ilerletmesidir. başına deve derisi geçiren ömer'i bile yola getiren bir iradeden bahsediyoruz. bu irade bile tek başına muhammed'e özgünlük katar.
paraya pula tamah etmeyen bir insan için ünvan hiçbir şeydir.böyle adamlar için ünvanla şöhretle ölçülemeyecek bir değer vardır; yaşam aşkı.
muhammed'i 'lâ ilâhe illallah, muhammedün resûlullah.' orijinal tevhid ibaresindeki gibi kullanmaktır.
eğer soyad denilecekse, soyad 'muhammed' olmaz 'bin abdullah' olur; ki bu da türkçedeki 'oğlu' ekine denk gelir.
hepsini geçtim:
(bkz:
1400 yıl önce arabistan'da soyisim kanunu)
çok normal bir şeydir.. başındaki hz kelimesi sadece insanların kutsallığa tapmalarını sağlamaktır.. oysaki biz bilmekteyiz ki kur'an'ı okurken bile abdest almasak da olur.. neden mi çünkü de önemli olan kur'an'ı arapça okuyup sevaba girdiğini zannetmek değil onu türkçe bir kitap gibi okuyup, içindekileri anlamak ve de günümüz çağına uyarlayarak uygulamaktır.. o halde hazreti kelimesini kulllanmışız kullanmamışız çok da sorun değildir.. o halde hz muhammede muhhammed diye hitap etmek oldukça normal bir eylemdir.. içindeki saygı olduktan sonra dışarda ne dersen de önemsiz kalır bir yerde..
hazreti demek istemediği veya zor geldiği için sadece muhammed demektir. başına türkçe de sayın anlamı katan hazreti; kullanılmadığında günah sayılmaz ama kullanmamak içinde bir sebep yoktur.
(pyros, 21.04.2009 00:39)
hz muhammed e muhammed demek, alevi mi iyi sünni mi iyi demek, kürt mü türk mü demek, ermeni soykırımı varmı yoksa yenisini yapalım mı demek, hepimiz hrantız hepimiz ermeniyiz, hepimiz tecavüze uğrayan italyan sanatçıyız demek, ak partinin burası böyle chp nin burası bu yüzden şöyle demek , kahrolsun israil aynı zamanda kahrolsun nazizm demek .... sıkılmamaktır ve bu tür konuların şekilsel taraflarına takılan elli, iki yüz, beş yüz, binbeşyüz sene önce tartışılan, an geldiğinde yerden yere vurabildiği insanların çağındaki sorunları sene gelmiş ikibin dokuz, zihni daha fazlasını kaldıramadığı için odak noktası haline getirmiş, yüzeysel, şekilci, salt geleneksel, alt kimliğinden kurtulamamış, her an yeni bi cümle kurulduğunda yanaklarını sarkıtıp , çenesini hafif düşürüp, aptal da bir sırıtma takınıp, cümlenin kurulduğu yöne doğru koşturan insan davranışıdır. asıl önemli olan da bütün bunları hayatında kavrayabileceği en muhteşem konular olarak gören kişi değildir. asıl önemli olan, en apalca yerlerde bu konular konuşulmaya başlandığında, üzerine birde, terimsel açıdan karşı gelip tartışma yaratabilen kişidir. asıl kutlanası odur. hiç bir zaman son bulmayacak, çünkü sonuç olarak tartışılması pek de adım attıramayacak konularda, üstelik konunun içeriğini değil söylenen ya da söylenmeyen 3 bilemedin 5 harflik bir kelime için çıldırmak , nerdeyse tam kapasite çalışan zihnini daha da yormaktan başka bir şeye yaramayacaktır.
(gorken, 21.04.2009 01:23 ~ 01:33)
amcası demiş olabilir.
(rıfat, 19.05.2009 00:38)