hadîs-i şerîfte "ebû bekir’in îmânı, bütün mü’minlerin îmânı ile tartılsa, ebû bekir’in îmânı ağır gelir" buyrulan mübarek sahabi radiyallahu anh. sebebi ise şu hadisedir;
hz. ebû bekir, peygamber efendimizin huzurlarında müslüman olur olmaz, hemen yakın arkadaşları hatırına geldi:
- yâ resûlallah, müsâade ederseniz, yakın arkadaşlarımı da huzûrunuza getirip, onların da müslüman olmalarını arzû ediyorum. onların da ebedî saâdete kavuşmalarını istiyorum, diyerek arkadaşlarına koştu.
arkadaşlarım dediği, hz. osman, hz. talhâ bin ubeydullah, hz. zübeyr, hz. abdurrahmân bin avf, hz. sa’d bin ebî vakkâs ve hz. ebû ubeyde bin cerrâh gibi, ileride eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden ve cennetle müjdelenenlerden olacak kimselerdi.
hazret-i ebu bekir’in diğer müslümanların en üstünü olmasının sebebi, imana gelmekte, malının çoğunu ve canını feda etmekte ve her türlü hizmette, başkalarının önünde bulunmasıdır.
resulullah insanları imana davet etti. ebu bekri sıddık iman edenlerin birincisi oldu. böylece imanda onun ikincisi oldu. sonra hazret-i ebu bekir insanları allah'a ve resulüne imana çağırdı. birçokları bu çağrıyı kabul etti. böylece davette de ikincisi oldu. her savaşta resulullahın yanında idi. bedir'de de onun ikincisidir. resulullah hastalanınca, onun yerine insanlara imam olup, öne geçti. bu hususta da ikinci oldu. resulullahtan sonra onun türbesine defin olunmada da ikincisi oldu. bunlar hep ona en yakın olma delilleridir. allahü teâlâ, resulünün arkadaşı olarak, hazret-i ebu bekir’i kur'an-ı kerimde bilhassa bildiriyor ve, "o vakit resulüm arkadaşına, mahzun olma diyordu" buyuruyor. üçüncüleri allahü teâlâ idi. allahü teâlânın kendisiyle olduğu bir kimse ise, şüphesiz, şeref ve fazilet yönünden diğerlerinden üstündür.
hazret-i ebu bekir'in ismi geçince, hazret-i ömer şöyle dedi:
"ömrümdeki bütün amelimin ebu bekrin, bir gün ve gecelik ameli gibi olmasını isterdim. onun o mesut gecesi ki, resulullah ile birlikte mağaraya gitti. mağaraya varınca, "allah için, ya resulallah içeri girmeyin! ben gireyim, içerde zararlı bir şey varsa, bana gelsin, mübarek zâtınıza bir keder, bir elem gelmesin" dedi ve içeri girdi, içeriyi süpürüp temizledi. sağında solunda bir çok irili ufaklı delikler gördü. hırkasını parçalayıp, delikleri kapadı. sonra resulullaha, içeri girmesini söyledi. resulullah içeri girdi ve mübarek başını hazret-i ebu bekir'in kucağına koyup uyudu.”
http://www.dinikitablar.com/...