babacan.
yüzündeki o tatlı ifade ile iyilik timsali olmuş, yeri geldiğinde mağdur gelini ile güç birliği yaparak, umursamaz, havai oğluna oyunlar oynamıştır.
her sakallıyı dedem zannetmezdim ama her dede onun gibi zannederdim.
pos bıyıkların bir insana ne kadar yakıştığını gösteren, ''beni de ağlatacaksınız şimdi'' lafıyla aslında filmlerde rol değil, hayatta neyse onu sergilediğini gördüğümüz, bizi büyüten, bir babamız da, dedemiz de o olan, yeşilçam'ın emektarlarından olan büyük adamdır.
1912 yılında tirnova (bulgaristan)'da doğmuştur.
deniz astsubay okulu'ndan mezun olmuş ve uzun süre orduda kaldıktan sonra emekli olarak sanat yaşamına başlamıştır.
ilk olarak "hisse-i şaiya" oyunuyla profesyonel olmuş ve 1940'da "sürtük" filmiyle sinema oyunculuğuna başlamıştır.
20.12.1993 tarihinde istanbul' da vefat etmiştir.
babacan sözcüğünün tanımı
onun gibi bir dedem olması da hep içimde ukte olarak kalmıştır.
yeri geldiğinde sevsin, yeri geldiğinde sert konuşup ayarını versin, en anlayışlı pofuduk halinde bile toroslar gibi dimdik dursun, "ben de büyüyünce dedem gibi olacağıım" diyeyim o velet halimle
ah ulan.
ayhan ışıkla oynadığı siyah beyaz bir filmde ağaçtaki kuzey kore askerini el bombasıyla öldürmeyi başaran türk sinamasının en sevilen aktörlerinden biri.
askerliğimi yaptığım istanbul'da, avrupa yakasından gezmek üzere özel olarak gittiğim karacaahmet'te küt! diye karşıma çıkmasıyla beni afallatmış ve hakikaten duygulandırmış yüce adam.
sürekli kelimelerin ses benzemelerinden, çağrışımlardan kendilerine eğlence çıkarmış iki insanın yaratmış olduğu geyiğe malzeme olmuş munis insandır. olayın gelişimi ise şu şekildedir; ortada çok sağlam bir geyik dönmüştür fakat bir taraf durumdan çok uzaklaşmıştır bir anda. geyiği çeviren taraf sitemli bir biçimde kendine engel olamayarak arka arkaya 3 mesaj atar; çok da iyi bağlamıştım halbusi./ halbusi kentmen/ can hulusi do it? nope.. hulusi can't man. olm şimdi gülmüyo olabilirsiniz hatta ıyy bu ne bayağı diye örseleyebilrisiniz ancak biz o an çok gülmüştük vealla bak.
her gördüğümde içimi garip bir mutluluk kaplar. babayı ve dedeyi en iyi oynayan yeşilçam oyuncusudur kanımca. adile naşit'in gerçekte kocası sanmışımdır hep. bir de münir özkul babamız vardı tabii ki de. ama münir baba, hulusi baba'ya göre biraz daha farklıydı. münir özkul baştan sona yufka yürekliydi. hulusi kentmen arada bir sert yapıyordu. müjdat gezen ile kadir inanır filminde ilk başta kandırdıklarından dolayı küsüp, daha sonra affetmesi. genelde çocuklarını dövmesi ama döverken bile her vurduğu şamar'ın resmen ''sizi seviyorum da dövüyorum ulen.'' sesi çıkması.
feci bir oyuncudur. yani ne kadar buraya uzun uzadıya yazsam anlatamam. anca içimde ve içinizde yaşayabilirsiniz.sinemaya çok büyük emekler vermiştir. yaklaşık olarak 230 film çekmiştir. hayatı boyunca hep sinemanın içinde olmuştur. onun oynadığı filmlerde kötü oyuncu yoktur diyebiliriz. sanki diğer oyuncular da hulusi kentmen'den etkilenip iyi oynamıştır.