1. (bkz: teslis)
    (bkz: trinity)

    hıristiyanlığın tanrı anlayışı üçleme'ye yani teslis'e dayanır. buna göre rab, oğul ve kutsal ruh; aslında tek bir tanrının farklı veçheleridir. şu halde (özellikle tek tanrılı-monoteist) diğer dinler tarafından hıristiyanlığa yönelitin"politeist" din eleştirileri; hıristiyanlarca kabul edilmez. zira "teslis 3 farklı tanrı anlayışını değil, bir tanrının 3 farklı cihetini yansıtır" denir. bununla birlikte teslis anlayışında özellikle tarihsel kanıtlar başta olmak üzere çok sayıda çelişki bulmak mümkündür. örneğin bunlardan en önemlisi, teslis anlayışının konsillerde dile getirilmiş olmasıdır. yani kadim hıristiyanlık öğretisinde teslis ya da üçleme bulunmuyordu. m.s. 300'lü yıllarda başlayan ve toplam (yanlış hatırlamıyorsam) 8 tane olan konsilin ilk üçünde akaide dair çok önemli kararlar alınmıştır. teslis, meryem'in masum olması (kutsallığı), hz. isa'nın rab sayılması; bu konsillerde alınan önemli kararlardan biridir. şu halde hıristiyanlığın tanrı inancı islam'da olduğu gibi nakli bir nas'a değil, insanlararası yapılan bir konsensüse dayanır.

    hıristiyanlık inancında tanrı anlayışının en önemli özelliklerinden biri de "insanın günahkar" olduğu anlayışına bağlı olarak, tanrıya ulaşmak için muhakkak ilk teslimiyetin hz. isa'ya yapılmasıdır. yani kişi evvelasında hz isa'ya iman etmelidir; ancak bu sayede, bu aracıyla tanrıya ulaşabilir. buradaki biat ediş, islamiyetteki hz muhammed'e inanmaktan farklıdır zira hz isa'ya biat etme nedeni, "tanrıyla birebir iletişim kurarak ona direkt teslim olmanın olanaksızlığı, yani insanın günahkarlığıyla ilgilidir. öte yandan hz muhammed'e inanmak, kıyamet gününe , kuran'a, ahirete ve meleklere iman gibiyken, hz isa'ya iman, tanrıya teslimiyet boyutundadır, yani kapsamı çok daha geniştir. insan doğuşundan itibaren günahkar olduğu için o "kötü" haliyle tanrıya ulaşamaz. hz. isa tüm insanların günahının kefaretini verdiği için, günahkar kişi de diyetini verene biat etmek ve onun yüzü suyu hürmetine tanrıya ulaşabilmek durumundadır. herkes öyle kafasına göre ulaşamıyor tanrıya yani. kaldı ki isa dediğimiz şahsı zaten rabbin bizzat kendisidir. "only begotten son"dır. daha ne olsundur zatenki.
  2. kraliçelerini ve yöneticilerini koruyacak bir yaratık olarak bakarlar. dua edip yöneticileri için koruyucu olmasını isterler. god saves the queen diyorum. in god we trust diyorum. bu adamlar manyak diyorum.
  3. ha bir tek olmuş ha üç olmuş dedirten tanrı anlayışıdır. insanoğluan o da yetmemiş yeryüzünde etten kemikten kişilere de tanrı muammelesi yapmışlardır, yapmaktadırlar.
  4. günümüzde yaşanılan hristiyanlıktan bahsedecek olursak, hristiyanların tanrısı "üçlü birlik" diye tanımladıkları tek tanrıdır. üçlü birlik'i idrak edebilmek ve zihnen inanarak kalben tatmin olmak biraz güçtür, zira halen hristiyanların çoğu bunu anlamadan "tanrı tektir ama 3 ayrı bedeni vardır. nasıl olduğunu sorma. inan sadece" şeklinde ezberleyerek geçmişlerdir. çoğu hristiyan üçlü birlik nedir açıklamakta güçlük çekerler. en yaygın anlatım tarzları da şudur: "maddenin 3 halini düşünün. katı, sıvı, gaz. su sıvıdır. ama buz suyun kati halidir, buhar da suyun gaz hali. tanrı'nın 3 hali de gökteki "baba", dünyaya gelen ve insanların günahlarına karşılık çarmıhta gerilerek öldürülen "tanrı oğlu isa mesih", ve halen yanımızda bulunan ve hristiyanlarla birlikte olan "kutsal ruh"."

    incil'de "ben ve baba biriz" (yuhanna, 10:30) şeklinde de geçer. ayrıca incil'de bir çok yerde isa mesih'e "ya rab" şeklinde hitabederler ve bu ifade isa mesih'i rahatsız etmez.


    ayrıca değinmek istediğim bir nokta daha var. arapçadaki "rab" da "efendi" olarak türkçeye çevrilir, "seyyid" de. ama bize göre rab yalnızca (kendinden başka ilah olmayan) allah'tır. peygamberlere "rab" demeyiz biz, onların isminin önüne "seyyidina"(efendimiz) ekleriz. rab allah'tır, seyyidler ise peygamberlerdir bizde.
    tevratta geçen bir ifade var, hristiyanlar isa mesih'in tanrı olduğunu ispatlamak için sıkça başvururlar bu ifadeye. ingilizceye çevrilirken

    " the lord said to my lord : (...) " şeklinde çevrilmiş. bunu türkçeye de "rab, rabbime dedi ki: (...)" olarak çevirmişler. ama tevrat'ın ibranice aslına baktığımızda oradaki ifadenin “niem yhwh la-adoni” olduğunu görüyor, aynı kelimenin 2 kez tekrarlanmadığını görüp dehşete düşüyor ve çeviri hatasının imanın temeli sayılabilecek tanrı anlayışına dahi etki etmiş olabileceğini anlıyoruz...


    bir de, "tanrı'ya "baba" diyorlar müslümanlardan daha samimi, tanrıya daha yakınlar." görüşünü çok da doğru bulmuyorum. "günah çıkartma" diye olay var adamlarda. rahiplere gidip günahlarını anlatıp affedilmek için aracı kullanmak... islam'da, günah işleyenin yapması gereken şey, samimi bir kalp ve pişmanlık ile rabbine yönelmesi, tevbe etmesidir. ve islam allah'tan başkasına yalvarılmasından(dua edilmesinden, istianede bulunmaktan) bizi men eder.

    "şüphe yok ki ben tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim." (taha suresi, 82)


    şimdi, hristiyanlar tanrıyla daha samimi demek hiç yerinde olmadı bence.