ermeni konusunda tüm dünyayı karşımıza alacak durum. soykırım yapmadığımızı savunmaya çalışırken zeka seviyesi eksilerde olanlar bu davamıza ihanet etmişlerdir.
agos gazetesi genel yayın yönetmeni güzel insan hrant dink'in gazete çıkışında uğradığı silahlı saldırıyla hayatını kaybettiği suikasttir. ülkemiz tarihindeki siyasi cinayetlere biri daha eklenmiştir.
duruşmalarında mahkemenin çıkışında linç etmek için bekleyen ve ağzından tükürükler saçan kalabalık, kameralara boğaz kesme işareti yaptığı zaman şaka yapmıyormuş meğer. başına ve boynuna üç kurşun sıkılmış. ne diyeyim ki; allah belanızı versin.
bir tc vatandaşı olarak önce çok üzüldüğüm sonra utanç duyduğum suikasttir. ancak bu suikastin sorumlusu hem türkler hem de ermeniler tarafındaki faşistlerle birlikte soykırım yalanını ortaya atıp iki ülke vatandaşlarını geren başta fransa olmak üzere bu soykırımı meclislerinde kabul etmiş tüm ülkelerdir.
düşünceleri durdurabilmeyi onların kaynağını yok etmek sanan gerici ve faşist insanların bugün itibariyle gerçekleştirdiğini itü sözlük'ten öğrendiğim suikastı. insanı nefrete yönlendirip keşke siz de birer birer yok olsanız da daha ferah bir ülkede yaşasak gibi başka hastalıklı düşüncelere sevkediyo bunlar.
mantıklı olarak düşündüğümde kimseye fayda sağlamayacak olan suikast. ne aşırı milliyetçilere ne de bir başka yurdum evladına. bu durumdan kar sağlayabilecekler ise ermeni diasporası ve avrupadır. türkiye bir gazetecisini , kalleşçe bir saldıraya kurban vermiştir. bu olay da üzeyir garih cinayeti gibi saçma sapan bir şekilde kapatılacaktır. tekrarlamak gerekirse dış güçlerin etkisinin ve parmağının olduğunu düşündüğüm suikast.
faillerinin bir an önce bulunması gereken insanlık dışı eylem. türkiye'yi sıkıntıya sokabilecek ve toplumsal huzursuzluğu körükleyebilecek siyasi suikast. 2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi huzursuzluk yaratarak siyasi tabloyu etkilemeye çalışanlarının parmağı olduğunu düşündürten eylem. ((bkz: 2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri)) büyük olasılıkla çankaya kabusunun ilk halkası ((bkz: çankaya kabusu))
yazılarından birinde:
"muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak.
yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. kimbilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım?" diyen hrant dink i, tahminlerinde haklı çıkaran, ona ve ülkeye yapılabilecek en büyük haksızlık olan, eylemdir.
senelerdir süregelen utanç oyununun son perdesi. şimdilik son tabi ki. bazıları endişelenmesin daha çok perde oynanıyor olacak bu oyunda, bu kadar fazla gişe hasılatı varken.
yaklaşık 60 senedir benzer şeyler oluyor bu ülkede. 60 sene önce birileri, bu ülke topraklarında yaşayan insanlara yapılabilecek en büyük kötülüğü keşfettiler. türlü askeri operasyonlarla gerçekleştirelemeyenleri uygulamanın daha kolay bir yolunu keşfettiler. bu periyod içerisinde de bu deneye denek olan insan sayısı her daim artış gösterdi ve göstermeye de devam ediyor.
geriye dönüp baktığımda bir ülke görüyorum. o ülkede, kötü giden şeylere dur demeye çalışmış onurlu insanlar görüyorum; hayatlarının baharlarında bu ülke halkı için darağacına giden gençler görüyorum; diplomalarını birer senede çevirip keyfine bakmak varken halkı için fedakarlık etmeyi seçmiş insanlar görüyorum; vatanlarından kovulan şairler yazarlar görüyorum; yüreklerindeki vatan sevgisiyle "vatan haini" ilan edilen insanlar görüyorum; kimsenin araştırmaya dahi cesaret edemeyeceği konuları aydınlatıp bir sabah arabasının kontağını ölüme çeviren gazeteciler görüyorum. tek bir amaca hizmet eden birçok insan.
geriye dönüp baktığımda bir ülke daha görüyorum. o ülkede devletin bekasını halkın sömürüsü adına araç olarak kullanmış devlet adamları görüyorum; bu ülkeye senelerce düzeltilemeyecek zararlar verip, binlerce masum insanın ölümüne sebebiyet verip, ülkeyi tarihinin en bağnaz anayasasına kavuşturup cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturabilmiş bir insan(!) görüyorum; kahvehaneler tarayan, öğrencileri evlerinde boğazlayan, "devlet adına" çalışan eli kanlı katiller görüyorum, bir dizi karakterinin ölümünün arkasından gazete taziye ilanı veren insanlar görüyorum, bir mafya karakterine özenip adam öldüren çocuklar görüyorum, askerlerinin başına çuval geçirilen bir ordu görüyorum; onuru paramparça olan ve bu parçalanan onurunu çektiği bir sinema filmi ile düzeltebileceğine inanan bir topluluk görüyorum. bu gördüklerimin (farkında olarak ya da olmayarak) bir amaca hizmet ettiklerini görüyorum, kahrolarak.
birileri oturduğu yerde orgazmik hissiyatlar içerisinde içkilerini yudumlamaya devam edecek bu cinayetten sonra. birileri oy potansiyelini artıracak. bir yandan da "biz kanla mı besleniyoruz ki?" şeklinde açıklamalar yapmaya devam edecek o aynı birileri. olan kime mi olacak?
faili, siyasi tarihimizde işlenen bir çok cinayetin failleri kadar derin,aynı zamanda ben burdayım diye bağırmasına rağmen bir türlü kabbullenilmeyecek kadar yüzeyseldir.evet beyler birbirimizi kandırmayalım,olaya sevinmese bile üzülmeyenleriniz çıksın da erkek gibi ben burdayım desin.ülkede yükselen linç kültürünün şakşakcıları elbette komplo teorileri yazıp hormon gibi salgıladıkları fobilerini saçacaklardır yine ortalığa.
neyse,açmayalım ağzımızı yine,zira bu ölüme en çok sessizlik yakışır....
edit:yok yok kandırmaya devam edelim,hrant dink'i aslında ermeniler katletti,hem itinayla düşmanlığımızı sürdürmeliyiz tüm dünya halklarına karşı....evet,ağzımı siz bile açtıramazsınız..
edit 2: http://turkcu.net/... bir bakın isterseniz..burada söylemeye çekindiğiniz şeyler olursa,orada bir iki hayvani çığlık da siz atın....
uçmasın diye üstüne taş konulmuş beyaz bir kağıt serili cesedini televizyonlarda görünce hayatın ne kadar da boktan olduğunu anladık tekrar. hangi sebep haklı gösterebilir ki bir insanın canını almayı. milliyetçilik mi, bir ülkeyi zor duruma sokma isteği mi? hadi canım. gerçekten anlayamıyorum, bu cinayetin ardından ellerini ovuşturup pis pis gülümseyenler nasıl insanlardır, insan gibi, adam gibi yaşamak varken, nasıl olur da böylesine canavarlaşabiliyorlar. nereye gidiyoruz, nereye türkiye?
bir insanın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay...
''sokaktaki adam'' olarak tabir ettiğimiz insanlardan değildi bu adam. belki ''kime göre neye göre'' diyenler çıkacaktır, ama o bir aydındı...
kimler tanıyordu, kimler tanımıyordu; kimler ismini ilk defa duydu, kimler yazılarını sıklıkla takip ediyordu; kimler görüşlerine katılıyordu, kimler katılmıyordu; kimler yazdıklarına lanet okuyordu bilinmez...
sonuçta bir aydın daha katledildi...
ancak biz hala neyi tartışıyoruz? ''bu olay türkiye'ye ne kaybettirir'' i mi? türkiye kaybedeceğini zaten bu olayla kaybetmedi mi? türkiye bir masum insanı daha kurşunlara kurban etmedi mi?
''bu olay türkiye'nin avrupa birliği üyeliğine zarar verir, bizi dışarıya canavar gösterir, ermenileri şirin gösterir...'' gibi cümleleri mi almalıyız ağzımıza, daha kaybımızın kanı kurumamışken?
''milliyetçiler yapmıştır, zati türkiye'nin başının belası bunlar!'', ''kesin bunu türkiye'nin iyiliğini istemeyen biri yaptırmıştır, zati bitmez bu ülke üzerinde oynanan oyunlar!'' gibi komplo teorileri mi üretmeliyiz, suçluların bir an önce yakalanmasını dilemek ve düşünce özgürlüğünü artık daha da yüksek sesle savunmak gerekirken?
bu yüzden midir bir arpa boyu yol gidemememiz, elin oğlu uzaya turistik sefer düzenlerken?
katilin en kısa zamanda yakalanacağından kuşkum olmayan suikast, nitekim an itibariyle güvenlik kamerası zanlıyı kaçarken görüntülemiş.
edit: katil cinayetten 32 saat sonra yakalandı, bana da baya yakınmış (bkz: trabzon)
agos gazetesi, genel yayın yönetmeni öldürüldü. hem de arkadan haince.
yazmakta zorlandığım an işte bu.benim topraklarımda, benim vatandaşım ve ne yazık ki gene benim toprağımın vatandaşı tarafından öldürüldü.
bu insanlar nasıl bir ruh hali taşıyorlar ki acımasızca, güpegündüz, en işlek bir yerde silahını çıkarabiliyor.nasıl o tetiğe basabiliyor.
yıllar evvel abdi ipekçi, sonra uğur mumcu ve hrant dink.hangi zihniyet ki kaleme kurşun sıkan.hangi zihniyet ki insana kurşun sıkan .
güvercin öldü....
son yazısında (10-ocak-2007) kendini bir güvercine benzetmiş.''bir yanı tedirginlik, bir yanı dikkat, bir yanı ürkeklik. tıpkı bir güvercin gibiyim...onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım.başım onunki kadar hareketli... ve anında dönecek denli de süratli.''
''ama güvercinlere kimse kıyamaz'' demiş. güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgür.
hem türk vatandaşı kadar türk, hem ermeni olması nedeniyle bu topraklarda yaşayan halkına yakın, iki toplumun arasında arabuluculuk yapan, gerekirse deasporasın karşısında duran bir gazetecinin bedeli bu mu olmalıydı?
mantık dışı. insanın içine korku salacak cinsten. hangi ırktan olursa olsun, karşısındakinin bir can taşıdığını unutan, iddia ettiklerinin(edeceklerinin) aksine içlerinde en ufak bir insaniyet ve allah korkusu taşımayan ellerin yaptığı, yapabildiği eylem. düşünce özgürlüğünün manasını kavrayamamış, cahil beyinlerin eylemi. aynı toprak üzerinde yaşayan, aynı havayı soluyan, inanmak isteseler de istemeseler de aynı ülkeyi seven halkları birbirine düşürmesinden korktuğum, son olmasını dilediğim, ama son olmayacağını da bildiğim...
insanın boğazına yumruk gibi takılan başka bir şey de, hrant dink'in ustam dediği insanları tanımak, acı ve korkularını hissetmek, onlar için çok çok endişelenmek.. etrafta milliyetçilik süsü verilmiş ırkçılık çığırtkanlığı yapan insanların, aileniz kadar yakın kişilere ölüm tehditleri savurması..
insanlık ayıbı ve utanç kaynağı olan bir suikast olarak türk tarihindeki yerini almıştır. beyni yıkanan insanların ne kadar tehlikeli olabileceğini ve neler yapabileceğini bir kez daha göstermiştir.
istanbul'da, saat 20.00'de taksim tramvay durağı'da bir araya gelecek olan demokratik kitle örgütleri, buradan agos gazetesi'ne kadar yürüyüş gerçekleştirecektir.
yapanın ya türkiyeye vereceği zararları hesap edemeyecek kadar beyinsiz, ya da sözde ermeni soykırımını haklı çıkarmak için kasıtlı yapmış olduğu,
yaşadığımız memlekette bir olmamız gerekirken bölücülüğü tetikleyen,
ne kendimize ne de başkalarına huzur vermediğimizi gösteren,
insan hayatının artık ne kadar ucuz olduğunu, eline silah alan, kendine göre belli bir nedeni olan herkesin canının istediğini öldürebileceğini, dolayısıyla her an her yerde herkesin kafasına bir kurşun yeme ihtimali olduğunu,
memleketimizde yaşayan ermenileri ya da diğer azınlıkları korkuyla, endişeyle, paranoyak bir şekilde yaşamak zorunda bırakan,
türkiye'ye "memleketim" diyen bir gazetecinin, en basitinden bir "insan"ın nasıl öleceği hakkında uzun zaman bilgilendirilip, tehdit edilip, korkutulup, paranoyaklaştırılıp, zavallı bir şekilde "kendimi savunmasız bir güvercin gibi hissediyorum, ama biliyorum ki bu ülkenin insanı güvercinlere dokunmaz.." gibisinden iyimserce* hislerini ifade etmesine ve sonunda acı bir şekilde korktuğunun başına gelmesine neden olan,
ve daha birçok sayamadığımız insanlığa sığmayan yanı olan,
vicdanı olan herkesi inanılmaz üzecek acı hadise...
soykırım konusuna ılımanca yaklaşmış bir insa.bir süredir tehdit edildiğini söylüyormuş.muhtemeldir ki ermeni lobisi tarafından öldürtülüp kamuoyunu bize karşı konuma sokmaktır.muhtemelen tetikçi olarakta milliyetçi hareket teşkilatlarında bulunmuş birini kullanarakta cinayet türkiyeye yıkılacaktır.dünyadan çok büyük tepki alacağımız kesin olan olaydır.öldüren büyük bir vatan hainliği yapmıştır.tüm ermeni vatandaşlarımıza karşı ayıp işlemiş durumuna düştük.
ermeni soykırımı hakkında;"yaptıysak da iyi yapmışız"; efenime söyleyeyim "ben şu anda milliyetçiyim,çünkü öyle olmak zorundayım diyen" tüm tc vatandaşlarıma armağan etmek istediğim suikasttir. bir millet kendisini bu kadar mı isteyerek zor durumda bırakabilir? vatandaşları hakkında bu kadar mı sorumsuz olur? ilk aklıma gelen galeyana gelmiş bir aşırı milliyetçinin yaptığı idi. ama milliyetçi demek halkının en iyisini düşünmektir. zor durumda bırakmamaktır. düz çıkarımla bunu yapan insan milliyetçi olamaz. ya da milliyetçiliğin anlamını bilmiyor(bkz: @1029245)
az önceki hediye ettiğim topluluğa bir de kına hediye etmek istiyorum.
abidik gubidik vatan elden gidiyor milliyetçiliğinin, kimleri nasıl etkileyebileceğini gördüğümüz acı olay. uzun zamandır süregelen linç ve sürek avı milliyeçiliğinin nelere yol açtığını ve zararlarını bakalım daha kaç can ile ödeyeceğiz.
301 den yargılanmaların estirdiği faşist rüzgarın,linç ortamının kurbanı anlaşılmamış,ülkesini türkiye yi seven bir ermeni gazeteci. senden olmayanı yoket kampanyalarının ulaştığı nokta. nereye kadar farklı olanlar yok edilmeye devam edilecek,bu tahammülsüzlük bizi nerelere götürecek tahmin için bir başlangıç sadece hrant dink in öldürülmesi.büyük hukukçular birliği,kemal kerinçsiz çetesi ve bilumum milliyetçi! gruplar estirdikleri linç ortamının sonucundan mutludurlar umarım