görseller
hotel rwandahotel rwanda
hotel rwandahotel rwanda
belki ilginizi çeker
  1. · germinal
  2. · silahlarla barış kurulamaz
  3. · ruanda katliamı
  4. · they left behind almost a million corpses
  5. · ağlatan filmler
  6. · en fazla kürt hangi şehirde
  7. · paul rusesabagina
  8. · million voices
  9. · terry george
  10. · hotel rwanda
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · okan bayülgen
  2. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  3. · author gibi erkekler
  4. · aylin aslım
  5. · galatasaray
  6. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  7. · ahmet kaya
  8. · çıplaklık
  9. · harry potter and the order of the phoenix

hotel rwanda  

 sayfa  / 2
  1. oscar verilmeyerek biraz ayıp edilen film
    (stocky2001, 04.04.2005 21:20)
  2. yeryüzünün şahit olduğu ama insanoğlunun duymadığı en kanlı katliamı konu alan film.. acı ki ne acı...
    (giberling, 04.04.2005 21:23)
  3. don cheadleın muhteşem bir performans sergilediği ve çok yakın bir tarihte olan katliamı bütün insanların nasıl bir vurdum duymazlıkla izlediğini aklılara getiren güzel bir film.ayrıca hotel rwanda diger katliamı konu alan filmlerden, duygu sömürüsü yapmadan olayları açık bir şekilde anlatmasıylada ayrılıyor.ek olarak film insanı ağlatmakla kalmayıp insanı insanlığından utandıyor.
    (all of nothing, 22.10.2005 05:37 ~ 05:39)
  4. bmnin bir boka yaramadığını* yaramadığını bir kez daha gösteren film
    (necmettin, 10.02.2006 14:06)
  5. bm görevlisinin "barışın sağlayıcısı değil bekçisiyiz" diyerek gözünün önünde yapılan katliama seyirci kalması bm in ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.
    (mosquito, 26.04.2006 14:11)
  6. ruanda'da yaşanan iç savaş,medeniyet denen tek dişi kalmış canavarların tutumu ve gerçek bir hayat hikayesinden alınmış bir hikaye.izleyin ve oturup bi kaç dakikalığına da olsa kendi kendinize düşünün sadece film ve vermek istediği mesajlar hakkında...
    (fizban, 18.07.2006 14:09)
  7. 1994 yılında 1 milyon kişinin hayatını kaybettiği soykırımı dünyaya tanıtan 2004 yapımı filmdir. gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır. bir çok ödül kazanan film ne yazık ki ülkemizde vizyona girmesine rağmen yeterli ilgiyi görmemiştir.
    (başımı koyduğum yer evimdir, 05.01.2007 14:17 ~ 14:18)
  8. insanoğlunun en vahşi hayvan olduğunun en acı kanıtı olan 1994 katliamının bir otel müdürünün yaşamı ekseninde bize hatırlatıldığı bir film. katledilenler yahudi olsaydı ve film aynı ekiple aynı şekilde yapılsaydı oscar ödüllerini toplardı. aslında, oscar'a aday gösterilmesi bile filmin dünyada izlenmesini ve insanlık tarihinin yüzkarası olan trajedinin tüm dünyada öğrenilmesine vesile olmuştur. yönetmen insaflı davranmıştır, isteseydi otelin dışına çıkıp tüm olanları en çarpıcı şekilde, hem de ağır çekimlerle gözümüze gözümüze sokabilir, bizleri hıçkırarak ağlamaya itebilirdi. otelden tahliye edilen batılıları gösterirken bir beyaz kadının kucağındaki köpeği zoomlayıp gözümüzün içine sokmaması da takdire şayandı. 3 ayda 1 milyon ruandalı palalarla doğranırken dünyanın geri kalanının buna sadece seyirci kalması kabul edilebilir bir durum değildir. tüm suç tabiki batılıların değil, neticede bir ülkede bir grup diğer grubu doğrarken tüm suçu batılılara atamayız. şimdi dersiniz ki, onlar afrikalı kabileler, normaldir, ama kazın ayağı hiç de öyle değil, aynı tarihte eşzamanlı olarak avrupa'nın göbeğinde de bir soykırım icra edilmekteydi (bosna hersek). eğer batılılar bm askerlerini çekmeseydi bu denli vahşi katliam olmayacaktı. onu yaptın, ülkede günde 10 bin kişi kesilmeye devam ediyorken niye önlem almadılar, tutsi gerillalara yardım edilseydi katliam 1 ay içinde durdurulacaktı, bırakın tutsi gerillara yardımı, tam tersini yaptılar, hutu ordusuna silah desteği, hutu milislere pala desteği sağladılar. katliamların tetikleyicisi radyo yayınları istenseydi küçük ir dalga karıştırıcı işlemiyle durdurulabilirdi, o da yapılmadı. sonuçta bu trajedi dünya tarihinin en acımasız, en vahşi trajedisiydi. 1 milyon insanın ölümü normal olabilir belki, ama bu ölümler palalarla doğranma şeklinde yapılınca olay katliamı aşıyor vahşet sınıfına giriyor. sistemli ve bilinçli bir şekilde kadınlara yönelik tecavüzü belirtmeden geçmeyelim, tecavüzün sokırım şeklinde yapıldığı ilk örnektir ruanda, inşallah son olacaktır diyeceğim ama malesef darfur (sudan)'dan da aynı haberler gelmektedir. 1994'lü yılları hayal meyal hatırlıyorum, yönetmenin dedirttiği gibi "aman allahım, çok iğrenç" deyip yemeğimize devam ediyorduk.

    benzer olaylar darfur'da yaşanmakta şu an, ancak duyarsızlık aynı duyarsızlık, soykırım suçlarında aktif görev alamayan/almayan bm teşkilatına lanet olsun, siz ancak 3-5 yahudiye yaranmak için çalışırsınız.

    filmin en dokunaklı yeri batılı yardım kuruluşu görevlisi bayan'ın ağzından dökülen cümlelerdi. küçük bir kız çocuğunun öldürülmek üzere olduğu bir anda kendisine yalvararak "ne olur beni kurtarın" diye yalvarmasını, kendisinin bir şey yapamaması üzerine katliamcılara "lütfen beni öldürmeyin, söz veriyorum bir daha tutsi olmayacağım" lafını söylemesinin bile öldürülmesine engel olamamasını anlattığı sahne insanı insan olduğu için utandırdığı sahne olmuştur
    (galliani, 16.05.2007 10:40)
  9. siyah kıta üzerinde oynanan oyunları gösteren tipik bir film diyebilirim bu film için. ama her şey görünürde bu kadar basit değil.

    öncelikle hikayemiz orta afrika da bulunan ve belçika sömürgesi altında olan sonradan bağımsızlığına kavuşan ancak bir türlü huzur bulamayan bir ülke rwanda’da başlıyor.ülkede aynı siyahi ırkın farklı özelliklerini yansıtan hutu ile tutsiler arasında geçiyor. ülke belçika tarafından sömürüldüğü zamanlarda batılılar maşa olarak kullandıkları hutuları ülkeden çekildikten sonra devletin idaresine geçirme sözlerini yerine getirmek yerine idareyi tutsi lere vererek ülkeyi kaosa sürüklemiştir. çok yakın bir tarihte gerçekleşen iç savaş sonucu 1 milyona yakın insan rwanda da ölmüştür.

    filmimiz paul’un (don chadle) in müdürlük yaptığı otelde ve tutsileri barındırması ve korumasıyla başlıyor.aslında paul olaylardan ne kadar uzak durmak istese de bir anda kendinin olayların içinde bulur ve olaylar gelişir….


    çok değil geçen sene gösterime giren kanlı elmas filmi bize yeniden batı ülkelerinin afrika üzerindeki emellerini ve kıta üzerine uzanmış pençelerini görmemizi sağlıyor. ne var ki biz sadece bunları gazatelerin 3. sayfa haberi ve alt haber başlıkları altında okuyoruz. peki elimizden ne gelir? sanırım hiçbir şey.

    bu tarz filmler bireysel olmaktan çok toplumsal yönleri ağır basan ve izlemesi gerekenler de bizden çok devletlerin başını çeken kodamanlardır.sonuç itibariyle realitesi oldukça yüksek olan film izlenmeye değer bir tablo oluşturuyor.
    (genius kusagami, 26.05.2007 13:58)
  10. insanlık öldü mü? diye bir soru varsa, buna merhum'u nasıl bilirdiniz? diye cevabını pat diye yapıştıran filmdir kendisi.

    bm'nin aslında barış gücü falan olmadığını, avrupa'nın övündüğü medeniyetin hakikaten ersoy'un dediği gibi bir canavar olduğunu bu filmde görmek mümkün. kendi halinde yaşayan ve belirgin etnik farkları olmayan iki milleti tutsi ve hutu diye ayıran sonra tarihteki gerçek soykırımlardan birini mahal veren bir medeniyet!

    filmde çarpıcı iki diyalog vardı; birincisi yasak alana girip soykırım görüntülerini çeken muhabirle, otel sahibinin konuşması. otel sahibi, çektiği görüntüler için teşekkür etti, bu görüntülerle yardım geleceğini falan söyledi. muhabirin cevabı;

    "ı think, that people see this on t.v and they probaby say "oh my god that's horrible" and then continue eating their dinner.."

    bir diğeri de, bm güçlerinin başının yerli otel sahibine söylediği cümle...

    “you should spit on our face. coz we - the west - think you are dirt. you are worthless because you are black. you are not even niggers. you are african…”

    schindler'in listesi, piyanist hatta -konu bakımından- blood diamond tadında bir film. kesinlikle tavsiye edilir.
    (tersimpistir, 11.09.2007 21:02)
  11. don cheadle'ın performansının doruklarında dolaştığı an, kravatını bağlamayı beceremediği ve takımını çıkarıp paraladığı andı. bundan sonra cheadle'ın karakterindeki tam ve kesin kırılmayı, batı karşısında "doğu"lu bile değil "afrikalı" insanın durumunu anlamaya başlıyorduk. batı medeniyetini yansıtan semboller (bu filmde paul rassesabagina' nın tarz dediği şey, kaliteli sigara ve içkiler ve takım elbiseler...) filmin ortalarına doğru anlamsızlaşıyordu. katliamın boyutlarına tanık olduğu sabahın devamında, soyunma odasında takımını çıkarırken metaforik olarak batı dünyasına olan öykünmenin de bir çeşit anlamsızlık olduğunu, "gerçek"lerin çok farklı olduğunu belirtiyordu. film bunların altını çiziyor, bizi rahatsız edip dikkatimizi çekiyordu; ama acaba biz gerçekten uyanıp bu dünyadaki tüm anlamsızlıklar için bilinçlenmiş miydik? dahası bilinçlensek bile ne yapabilirdik? kendimiz ve toplumumuz için... umarım her türk genci bu filmi izler ve durup biraz dünya hakkında düşünür. bizim de takım elbiselerimizi çıkarmak durumunda olduğumuz günler gelebilir...
    (sinefilolog, 23.12.2007 01:00)
  12. d n r da 5 ytl ye dvd si satılan oscar adayı film.
    (phoarbix, 23.12.2007 17:11)
  13. gecenin 2sinde bitti film. burnumdan soluyordum ağlamamak için. tutamadım kendimi, endoskopi sırasında bile ağlamayan eşşek kadar herif olan ben hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. insanlığı, medeniyeti sorgulattı bana bu film.
    neydi hikayemiz?
    batıdaki bir kadın sabah oğluna corn flakes ile kahvaltı yaptırıp onu okula gönderirken cebindeki para 1 dolar daha fazla olsun, benzin 1yıl daha ucuz yoldan amerikaya ulaşsın diye pala ile kesilen kafalar. tek suçları tam siyah değil griye çalan tenleri...

    kendime baktım daha sonra. iş yerinde saygısızlık yaptı diye geçen ay işten çıkardığım elemanı.. kız arkadaşımla ayrıldığım gece dünyanın en kötü gecesiydi güya...

    nedir bu ya? mutluluk kavramı diyorum... ne kadar değişik!!
    belçikadan ülkeyi terketme haberi alan adama bakıyorum.. dünyanın en mutlu adamı.. oysa benim buna ihtiyacım yok.. hiç de olmadı.. bir kerecik bile şükretmedim. hayır şükretmeyi dini bir olguya getirmiyorum. sadece mutlu olmaktan bahsediyorum. kaç kere kendime dedim ki "bugün mutlu olmam lazım çünkü benim güvenli bir şekilde yaşayabileceğim bir evim var" diye?

    bu filmden sonra, beni terkedebilen bir sevgilim olabildiği için bile şükrediyorum!!!

    benzeri ruh haline beni götüren bir kitap için:
    (bkz: germinal)
    (one more cup of coffee, 12.02.2008 16:48)
  14. aralarında aslında pek de fark olmayan iki kabileden birinin* kurduğu üstünlükle diğerlerine* yaşattığı katliamı gayet etkileyici bir biçimde anlatan film. hatırlıyorum, yıllar önce iki satırlık bir haber olarak okumuştum bu katliamı, hala da ara sıra afrika'dan bu tip haberler gelir ama çok da üzerinde durulmaz. batılı ülkelerin 1 kaybı kadar önemli değildir afrika'da 1 milyon insanın ölmesi. hem de bir hiç uğruna, sadece tenleri biraz açık, burunları biraz daha küçük diye.

    bu filme konu olan hotel des mille collines halen hizmettedir ama ilk katında bir müze oluşturulmuştur. filmin kahramanı paul belçika'da yaşamını sürdürmektedir.
    (maximus, 01.03.2008 00:35)
  15. bir milletin insanlarını burun yapısına, ten rengine göre ikiye ayıran, sonra onların kimliklerine hutu ve tutsi diye mühür vurup damgalayan, aslında kendisi bir hutu olup, karısı tutsiyle yada karşı komşusu tutsilerle bu ayrımlar olmadan önce yıllarca mutlu mesut yaşayan insanları birbirine kırdıran 'batı'yı anlatan film. ve bu ayrım sonucunda ölen 1 milyon insan. ve afrikalı'ların bu vahşetin çözümünü yine aslında bu vahşetin sebebi olanlardan beklemeleri, ama kendi kaderleriyle yalnız bırakılmaları.

    filmin en vurucu repliği şuydu bence, bm güçlerinden bir albay otel müdürüne söylüyor; 'sen batılılıların gözünde bir hiçsin, bir hayvan pisliğisin, sen zenci bile değilsin, sen afrikalı'sın'

    aslında hikaye çok tanıdık, bu kardeşi kardeşe kırdırma hikayesi, çok uzaklara afrika'ya gitmeye gerek yok, hemen yanıbaşımızda.
    (katinanınelindemakası, 01.03.2008 10:47 ~ 07.03.2008 18:01)
  16. her izleyişimde sınırlarımı zorlayan bir filmdir bu.
    (cursed, 21.03.2008 05:30)
  17. spoiler

    paul'un, gregor ile nehir kenarındaki yüzlerce cesedi gördükten sonra gömleğini değiştirdiği sahnede ben bağlayamadım sanki kravatı. o bağlayamadı ben gerildim. gene bağlayamadı ben gerildim. belki de böyle durumlarda benim de gerçekten aynı tepkiyi vereceğimden. gerildim.

    spoiler
    (akaydo, 08.06.2008 14:03)
  18. insanlığın ortak paydalarından birinin vahşet olduğunu gösteren film. gücü ve fırsatı bulduğunda "zenciler" de katliam yaratabiliyor, insan hayatını iktidara kurban verebiliyor. koskoca film bunu söylemiştir anladığım kadarıyla.

    sonunda var edilmeye çalışılan umut mu mutluluk mu? bir milyon insanın öldürüldüğü bir katliamda kurtulan çocuklara ve aileye sevinmek çok mu zor alabildiğince kolay mı?

    "beni öldürmelerine izin verme. bir daha tutsi olmayacağım" gibi bir şey söylemişti küçük kızın biri, patlamış mısırımın çatırdısına geldi duyamadım, öldürmüşler mi acaba?
    (hiçmiyok, 07.07.2008 16:41)
  19. etnik ayrımcılığın, siyasi terörizmin, nasyonel-sosyalizmin, vurdumduymazlığın, ucuz hayatların, ondan da ucuz ölümlerin, çaresizliğin ve yalnızlığın görkemli bir ağıdıdır bu film.

    'hotel rwanda' vahşet eksenli ama asla vahşeti bi gişe aracı olarak kullanmayan, sertlikten ve kandan özellikle kacınan hümanizm dolu bir film. her ne kadar ironik olsa da, soykırımın tam ortasındaki iki aktör olarak yer alan "hutu ve tutsi"'ler bugun milliyet ve ad degistirerek hala dünyanın bir çok yerinde zuhur bulmaya ve insanoğlunun bu vahşi tahtarevellisinde ağırlıklarınca birbirlerini yok etmeye devam etmekteler.

    materyalleşmiş vicdanlara hararetle tavsiye edilen filmlerden biri.
    (chivasoblaio, 09.07.2008 03:07 ~ 03:07)
  20. izlemek izlememekten daha iyi olan bir film. tek kötü yanı yanı senaryosunun gerçek hayattan alınmış olması, keşke yalnızca kurgu olsaydı.

    hazır demişken akla bunun türk versiyonu senaryosu gelebilir, kısaca turkish hotel rwanda'nın birazı;

    kahramanımız tarafından önce derin bir çete kurulur (zaten kurulmuşu varsa devam ettirilir). bu çete vasıtası ile tüm önemli yerler kendi kafana uygun kişiler tarafından kapılır. bunun için gerekirse para, mal, şöhret gererkirse de tehdit unsurları kullanılır. anlaşmaya yanaşmayan yazar, çizer gibi tipler ya da ölümü ile menfaatlere katkı sağlayacağı düşünülen kişilere yönelik faili meçhul cinayetler işlenir ve bu cinayetler minimum iki parçaya ayrılması için uğraşılan türkiye'de yaşayan insanlardan uygun olan kitlenin üzerine yıkılır. bunun için her türlü medya seferber edilmelidir tabi.
    ayrıca demokratik sistemin ayak bağı olmasını önlemek için de bir kaç partinin ipinin kendi eline alınır. mümkünse beyazlar partisi ve siyahlar partisi şeklinde partiler kurulur ve böylece hangisi kazanırsa kazansın kazanan kahramanımızın partisi olur.
    adam sutler'in tarzına benzer eylemler yapılır, halk uyutulur kahramamızın sunduğu kahramanlar pohpohlanır, v for vendetta filminde olduğu gibi domina taşları yıkılır ülkeden terör eksik olmaz. böylece her zaman korkmak durumunda olan halk sinmiş olur. ekonomik çalkalanma oluşturacak girişimlerle halk daha da ümitsiz ve kahramanımıza muhtaç hâle gelmesi sağlanır.
    siyah&beyaz ikliği çıkarılmazsa, uzun&kısa o da olmazsa şapkalılar&şapkasızlar bölücülüğü yapılır.
    biraz da dış güçlere ait istihbarat bağlantıları eklenir..
    ve saire, ve saire...

    - niye uzatıyorsun böyle bir senaryoyu en sıradan gazete okurları bile zaten düşünebilir
    + hep aynı filmler, hep aynı senaryolar.
    (anka, 21.07.2008 17:53 ~ 17:56)
  21. schindler's listle karşılaştırılmaması gerekir zira yahudi ve tutsi soykırımlarına modern dünyanın gösterdiği ilgi farklıdır. aynı seviyede olmak için yırtınıp durduğumuz avrupa ülkeleri ruanda'daki katliama göz yummuş, birçok kez orada katledilenlerin değersiz olduğunu iddia etmiştir.

    aynı ülkeler hâlâ bazı terör örgütlerinin zararsız olduğunu söyleyip, birilerinin gözlerini yumarak üzerimizden geçiniyorlar.

    hotel rwandanın ırkçılığı destekleyen ve ölümü kutsayanlar için ne anlama geldiğini merak ediyorum. hâlâ bazı ırkların aşağılanması ya da yok olmasını savunanlara izletip tepkilerini görmek isterdim.


    (bkz: http://www.unitedartists.com/...)
    (hüzünden bozma mutluluk, 29.07.2008 02:10 ~ 08.03.2009 03:08)
  22. yahudi soykırımını anlatmadığı için sinema çevrelerince yeterli ilgiyi görmeyen, don cheadle ın muhteşem bir performans sergilediği, yazık edilmiş kült filmdir.
    (general olma hevesi kursağında kalan adam, 29.07.2008 11:42)
  23. bir kere izleyebildiğim ikinci kez izlemeyi göze alamadığım filmdir.
    izleyip de insanlığından utanmayacak insan(!), insan değildir.
    (personaljesus, 29.07.2008 13:15)
  24. ne acıdır ki kendisi de tıpkı konu edindiği soykırım gibi yeterince dikkat çekmemiş film. liselerde ders niyetine gösterilmesi lazım bunun.

    üslup açısından, bir schindler'in listesi'ne göre çok daha yalın. duygu sömürüsünün izine bile rastlanmıyor.

    don cheadle hakikaten de kusursuz oyunculuğuyla devleşiyor bu filmde. ve dahi bir oyuncu böylesi bir oyunculuk için oscar almamışsa, akademi üyeleri oscarlarını uygun bir yerlerine monte etsin dedirtiyor. aynı şey filmin oscar alamaması için de geçerli tabi.

    bu filmi izledikleri halde ırkçılığı toptan lanetlemek varken, antisemitik tınılarla "yahudiler öldürülünce tepki gösterdiniz de, tutsiler öldürürülürken niye seyirci kaldınız"vari akla ziyan çıkarımlara ulaşanları, hayret ve dehşet içinde izliyorum. yahudi soykırımı hakkında yapılan filmlere ödüller yağarken, bu filmler izlenme rekorları kırarken, hotel rwanda'nın yeterince ilgi görmemesi başka bir mesele. ve evet burada kabak gibi bir iki yüzlülük söz konusu. bu çifte standardın utancı, aynı aktörlere yani yakın tarihteki bu trajediyi ilgisizce izleyen "medeni ülkelere" ait. lakin yahudilerin sonradan kıymete bindiklerine bakmayın. aynı medeni ülkeler, tutsi soykırımından 50 yıl evvel gerçekleşmiş yahudi soykırımına da seyirci kalmıştı. onlar bunu hep yapıyorlar. kimse yarım asır önce yahudiler için ortalığı ayağa kaldırmış değil yani. israil'den nefret edebilirsiniz -ben ediyorum mesela-, yahudi lobilerinden tiksinebilirsiniz ama yahudi soykırımını hafif birşeymiş, sanki abartılı bir hollywood kurgusu imiş gibi algılamak sağlıklı bir ruh hali değil. hele bunu tutsi soykırımı üzerinden yapmaya çalışmak, böyle bir trajediyi kullanarak antisemitizme ekmek çıkarmaya çabalamak son kertede mide bulandırıcı.
    (fantaghiro, 29.07.2008 13:23 ~ 13:23)
  25. bugün rüyamda tutsi katliamını görerek akşam izlemeye karar verdiğim film.
    (yeşil başlı gövel ördek, 29.07.2008 14:44)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil