|
|
- 19 nisan 2008 fenerbahçe denizlispor maçı oynanırken aklımıza gelen deyim.
aslı için; (bkz: tavuk sersemken sikilir)
- tanım: geçmiş yıllardan kalma kuyruk acılarının (evet, malasef alçalıyorum ve sizin seviyenize iniyorum) sızısını dün gibi hatırlayan düzey yoksunu fanatiklerin aklına gelen deyim(miş).
2006 yılına geri dönüyorum. (bkz: 14 mayıs 2006 denizlispor fenerbahçe maçı)
ulan; bu nasıl bir iştir hala akıl sır erdiremiyorum. bir takım düşünün ki küme kalma mücadelesi veriyor. bahsedilen takım aynı zamanda son yıllarda başarılı sonuçlar almış olup avrupa arenasında oligarşi takımlarının en şatafat düşkünü olanının (hangisi acaba) o zamana dek göremediği başarıyı yakalamış, tüm yurtta sempati ile takip edilen, seyircisi ile de fair play ödülü almış bir ekip.
sonrasında ise kötü gidişat sonucunda düşme potasında süper ligin son haftasına girmiş. rakip de bir başka oligarşi takımıyla şampiyonluk yarışında olan bir ekip. ve de bu ekibe mutlak galibiyet gerekmekte. düşme potasındaki ekibin ise durumu ilk elden kendi yengisi ya da yenilgisi üzerine değil. durumu, onun düşme potasındaki rakibinin olası yengisi üzerine almak zorunda olacağı puanlara bağlı. yani ortada bir kader maçı var. bir yerde "şampiyonluk" bir yerde de "kümede kalma" mücadelesi. maç anadolu takımının sahasında ve ev sahibi ekip olabildiğince ev sahibi olmanın getirceği avantajları kullanma isteğinde. evet, bunlara maçı geç başlatma ve maçı yavaşlatma da dahil.
her neyse; büyük camiaya sahip takımın hiç beklemediği şekilde maça asılan ev sahibi ekip önce geçer ve çok büyük bir mücadele verir. amacı küme kalmak hem de şerefiyle kümede kalmak olan ekip, kümede kalma durumunun diğer takımın olası yengisi ya da yenilgisine bağlı olduğundan bir kulağı da o maçtadır.
maçın sonuna doğru o ekibin yenilip kümeden düştüğü öğreniliyor. artık kümede kalması kesinleşmiş olan anadolu ekibinin oyuncuları sevinç içerisinde. normal koşullarda artık maça asılmayıp rehavete kapılmamaları beklenirken onlar tam aksine maça daha da asılıyorlar. aynı zamanda şereflerini, haysiyetlerini de düşünüyorlar çünkü. ve hak yememek adına isimlerine leke gelmemesi adına gösterdikleri mücadeleden vazgeçmiyorlar. aslında sadece yapmaları gerekenleri yapıyorlar, o kadar.
sonuç ise büyük takımın hüsranı ile bitiyor. şampiyonluktan oluyorlar. ve alın terleri ile yapamadıklarını masa başında halletmeye yelteniyorlar. bir kısmının ağzında anadolu ekibinin teşvik primi ile satın alındığı nidaları, bir kısmında ise maçın tekrar edilmesi zırvası. şampiyonluğun faturasını ne kendilerine ne de futbolculara çıkartıyorlar. faturanın sahibi şerefiyle, haysiyetiyle oynayan küçük şehrin başarılı takımı oluyor.
işte böyle; doğuştan kanıksama, özümseme hatta içselleştirme sorunu yaşayan arızalı yöneticilerinin, holiganlarının unutamadığı olayın özü bu. hazım problemlerinin geçen sene aynı maçta televizyon kablolarının kesimine kadar vardığını da unutmayalım bu arada.
ve gelelim söz konusu deyime(!): bu kadar alçaksınız işte ve bir o kadar da basitsiniz. şimdiye kadar hak ile elde edilmiş başarıdan bihaber yüzeysel insancıklardan başka bir tavır zaten beklemiyorum ama bari göstermek istediğiniz tepkileri "ahlak" çerçevesinde yapın. biraz olsun seviye sahibi olun belki bu sefer kaale alınırsınız.
edit: bu arada; bu tepkimin denizli'li oluşumla alakası yok. evet, bir nepze olsun daha hassasım ama bu kadar büyük bi' iftira karşısında vicdan sahibi hiçbir normal insanın dayanmasına imkan yok!(baschar, 19.04.2008 21:57 ~ 22:08)
- hıncal uluç' ça federasyon başkanına teşekkür edilmesi ve müteşekkir olunması gerekliliğine dair uzun yazılar yazılmasına neden olan maçın tarafları arasında ki yeni bir maçtan sonra amacını aşan bir serzeniştir.
amacını aşmış olması, mesnetsiz olduğununun göstergesi değildir.
ekleme: futbol tıpkı diğer oyunlar gibi saha içi kurallar çerçevesinde oynanan bir oyundur. salak olmayan herkeste bu kuralları okuyunca anlar. saha içindeki maça tribünden müdahele olduğu ve bu müdahelede oyunun sağlıklı bir şekilde yürümesini engellediği zaman o maç tatil olur.
ulan; bu kuralları fenerbahçe mi yazdı? bu kurallar hali hazırda yazılı olan ve dünyanın her yerinde uygulanan kurallar. o andan önce de denizli' nin hala düşme potasında olmasınında federasyon başkanının bire bir kontrolündeki hakemlerin hataları kaynaklı olduğu bilinmekte. işte bu noktada devreye bu federasyon başkanı giriyor ve maçın mutlaka oynatılıp bitirilmesi gerektiğini yetkisi dahilinde olmayan bir emirle buyuruyor. bunları kim anlatıyor? galatasaraylı bir yazar. fenerbahçe cephesinin çok daha ciddi iddiaları var, yanlılar diye kale almayalım hadi.
kabloların kesildiği maçta klüpten gelen ve bedelini ödemediğim biletle maçtaydım. kablolarda devre arasında telefonla konuşmak için tırmandığım tribünün üst tarafındaydı. başlarında da 2 si sivil giyimli, 2 si üniformalı polis vardı. hatta ve hatta söz konusu yerde 2 si kız 1 i erkek 3 turist en tepede oturmuş, birbirlerinin ve tribünlerin fotoğraflarını çekip, kameraya alıp duruyorlardı. tribünün orta yerinde ayak altında duran kablolara bir iki tekme bile attım, ama tekmem nedeniyle koptuklarını sanmam. zaten söz konusu kablolar hakkında bilgi sahibi olanlar varsa bu dediğimi anlayacktır. telefon konuşmam uzun sürdü, kim kesti dikkat etmedim. kabloların kesildiğini bile fark etmedim. amma ve lakin ben telefonla konuştuğum sürece o polislerde oradaydı. devre arasında maça geldiğimi duyan başka tribünlerden gelen arkadaşlarda merhaba demeye geldi. onlarda kimin kestiğini görmüş etmiş değil.
ulan, kaldı ki, bilinçli ve istemlice kesildi diyelim, ulan, ev sahibi avantajını kullanmaya kalkan el kadar bir şehrin taraftarı bunu kullanınca hakkı. gücü kat be kat fazla olan bir klübün karşılık vermesi haksızlık. kaldı ki fenerbahçe yönetiminin ve futbolcuların bir ikisinin o dönem ki açıklamaları hatırlanırsa futbolculara fiziki müdahelede bulunulduğu ve maç esnasında sahaya giriş çıkış koridorundan bir takım şeyler gösterildiği iddiaları var.
ybsg, ulan, fenerbahçe ölçeğindeki bir klüp için denizliye gövde gösterisi yapmak sanki ciddi bir mesele. kaldı ki fenerbahçe' nin eğer yaptıysa güç gösterisi yaptığı da denizli değil. denizli hali hazırda fenerbahçe' nin rakibi de değil, kalibresinde de değil. eğer kablolar cidden bilinçli ve istemlice kesildiyse, denizlide yaşadıklarının tekrarı halinde bu işin bir de kadıköy' ü olduğunu alemi cihana sadece tv kablolarını sabote etmek suretiyle sergilemek istemiş olabilirler.
denizli' ye ve taraftarına bu durumda ne olduğuna gelince en iyi niyetli ifadeyle kırk yılda bir önemli hale gelmiş, kendini göstermeye çalışıyor. ev sahibi takım adı altında çirkeflik yapıyor. maça kelimenin tam anlamıyla fiziki müdehale de bulunuyor ve bir sportif müsabakın yapılması için gereken koşulları bilinçli olarak sabote ediyor. nerde kaldı sportmenlik ödülü, çık sahaya, ligin daha önceki bilmem kaç haftasında evinde oynadığın maçlar gibi oyna. taraftarında o ödülü aldığı zamanda ki hareket etsin. o 16 maçın tamamı da denizli de mi oynanmış ona da bir bakmak gerek tabii. daha önce uygulanmayan bir kriteride sok işin içine.
ulan, gelde bunları onurla, hak mücadelesiyle açıkla.
- (bkz: acıttı mı cicim)
|