hoplatmanın tarihi 

adana çık aradan

  1. yanıldınız sevgili yazarlar, hoplatmanın tarihini kayser usta yazmış olabilir ama gerçekleri çiğ kestane yazıyor. şimdi kendisine kulak verelim.
    orta dünya'da yemyeşil bir köyde yaşarmış kayser. bol oksijen içinde büyüdüğü için yanacıkları al almış, delikanlı olmadan önce bile yağız, güçlü bir çocukmuş. tabii ki bu özelliği büyüdükçe daha da gelişmiş. sadece savaş alanında, tarlada, vs de değil, yatakta da güçlü bir erkekmiş... miymiş? öyle olmak istediği kesinmiş de bir türlü gücünü kimseye ispatlayamıyormuş. dişi sinek gördüğünde bile tavan yapan libidosuna hakim olmaya çalışmak onu öyle yoruyormuş ki; artık yaşamak bile istemiyormuş. yine böyle bir buhran çemberinin içinde kendini bayırlara vurduğu sırada, ağaçların arasında, güzel mi güzel, seksi mi seksi bir yavrucak görmüş. öyle enerjik öyle hareketliymiş ki, oradan oraya hoppidik hoppidik zıplıyormuş. onun bu seksi hoplamaları, böyle zıp zıp memeleri falan kayseri kendisinden geçirmiş. kendine geldiğinde, kızı aramış gözleri. kayser, kontrolsüz gücün güç olmadığını işte orda anlamış. çünkü o libidosunun gücünü kontrol edemeyip orgazmın doruklarına ulaştığında, kız zaten çoktaaaan gözden kaybolmuş. gördüğü şeyin hayal mi yoksa gerçek mi olduğu sorusu kafasından çıkmıyormuş bir türlü. bunu düşüne düşüne eve yürümüş, yürürken körpe kız kardeşini görmüş, kızcağız böğürtlen topluyormuş. eve vardığında babasını odun kırarken görmüş. tam ordan sıvışacakken babasının sesini duymuş, sıvışmaya yeltenmiş çünkü, odunları kayser'in kırması gerekiyormuş. babası çemkirdikçe çemkirmiş. kayserin kafa zaten bi milyon, babasını dinlememiş bile. aklı hep o kızdaymış. babasının kardeşini sorduğunu da 10. soruşunda sesinin birden yükselmesiyle fark etmiş.
    -kardeşin diyoruuuuuum! kardeşin. böğürtlenleri topluyo mu!!!
    kayser, irkilmenin verdiği ürkeklik ve hayalindeki kızın hoppidik hoppidik uzuvlarının verdiği afallamayla;
    -evet babacığım hopluyo,
    demiş.
    babası o kadar sinirlenmiş ki. bu ne laubalilik, bir er kişi böyle dalgın ve güçsüz mü olur diye düşünüp, kayserin hayatında önemli bir yer tutacak olan kelimeyi kullanıvermiş farkında olmadan.
    -ulan ben seni bi hoplatırım şimdi! gel kır lan şu odunları.
    işte böyle gençler. ondan sonra kayser, önüne gelen her şeyi hoplatmış. hayatını böyle devam ettirip yaşamının son anına kadar, hoplatmaktan aldığı keyfi, başka hiçbir şeyden alamamış.

    düzeltme: yaratıcılığa uzak mı yakın mı bilmem ama bence iyi saçmalamışım. zira ben de edebi bi yazı olduğunu iddia etmedim.
    (çiğ kestane, 09.05.2008 15:56 ~ 16:46)


  2. (bkz: hoplit)
    (ronn, 09.05.2008 18:04)