en yaygın sosyal vampirliklerden, toplumda genel olarak kabul göre göre bir nevi legalize edilmiş sosyopati çeşitlerinden biri diyerek başlayayım söze ki, bu ihtilaflı konuda tarafım belli olsun peşin peşin.
homofobi birleşik bir sözcük ve kimi etimolojik tartışmalar barındırıyor.
fobi kısmında sorun yok, eski yunanca "korku" anlamına gelen "
phobos" sözcüğünden geldiğini bilmeyen kalmadı artık. türkçe'de ise, fobi, "belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku, yılgı." olarak tanımlanmış
tdk tarafından. ruhbilimde de fobiler, "insan hayatını etkileyen mantıksız korkular" olarak tanımlanıyor. pekiyi neye karşı işbu mantıksız ve olağan dışı korku? "
homo", yine eski yunanca'da "tek" veya "aynı", latince'de ise "insan" veya "erkek" anlamına geliyor. yine de kelimenin doğrudan bu köklerden değil de, bir başka birleşik kelimeden "hemcinsine cinsel ilgi duyan" anlamındaki
homoseksüel sözcüğünden türetilerek meydana çıktığını düşünmek sanırım yanlış olmaz.
yani ne var elimizde? hemcinsine cinsel ilgi duymaya, ya da duyanlara karşı duyulan mantık dışı bir korku. tüm bu tıp kokan açıklamalara karşın, homofobi ile, ne bileyim,
agorafobi arasında belirleyici bir fark var. agorafobi tam manasıyla psikolojik bir rahatsızlıkken ve bu çerçevede ilaç ve terapiyle tedaviye muhtaçken, homofobi, belki
zenofobiye benzer biçimde, daha ziyade bir sosyal rahatsızlık. yetişilen sosyal çevrede kemikleşmiş önyargı ve dogmaların yarattığı bir akıl-fikir tutulması. ilaç ve terapiden ziyade eğitim ve hoşgörü ile aşılması gereken bir sosyal duvar.
ama tüm bunlardan
homofobiklerin ya da
homofobların ilgi ve şevkatle yaklaşılması gereken kader kurbanları olduğu sonucu çıkmamalı elbette. tüm bilgi-görgü kaynağının evdeki haminnenin söylenceleri ve mahalle papazı/imamının vaazlarından ibaret olduğu kapalı topluluklarda homofobi gibi bozukluklar bir yere kadar normal karşılanabilirdi belki. ancak kıyaslamalı bilgiye ulaşmanın ve kendi görüşünü geliştirmenin son derece kolaylaştığı küresel dünyada hala bu gibi mahalle dogmalarından kopamamak psikolojik rahatsızlıkla değil, olsa olsa beyin üşengeçliği veya durgunluğuyla açıklanabilir diye düşünüyorum.
bir de bazı homofobik gençler kendilerine homofobik denince kızıyorlar ki, buna çok tutuluyorum işte. size homofobik diyerek, aslında onu kastetmiyor da olsak, ruhsal bir illetten muzdarip olduğunuz, bir nevi mağdur durumda olduğunuz izlenimi yaratmış oluyoruz halbuki. oysa siz ne muzdaripsiniz ne de mağdur. gözüne kestirdiğini, kendisinden güçsüz bellediğini ezmeye teşne, pvc kafalı, kapalı görüşlü, akrep yürekli insan müsveddelerisiniz. oldu mu şimdi? değilsiniz homofobik falan.