kendimi bildim bileli all-starvari kadrolarla katılırlar şampiyonlara ve de hep turnuvanın en yahşi fitbol oynayan takımlarından olurlar. güzel oyunları, portakal rengi formalarıyla taraflı tarafsız çoğu futbolseverin de sempatisini kazanmışlardır. çok final** oynamışlardır amma ve lakin 88 avrupa şampiyonası dışında kazandıkları büyük bir turnuva yoktur. futbol tutkunları ve yorumcular yıllar yılı bu takımın basiretsizliğini irdeleyip durmuş, onda bunda suç aramış, teknik-taktik meselelerden, futbolcu motivasyonlarına kadar geniş bir yelpazede eleştirmişlerdir. bırakın herşeyi, siz söyleyin be canlar, allah, sapkınlığın*** zirve yaptığı bir ülkenin yüzünü güldürür mü. bunlar sittin sene dünyanın en iyi oyuncularıyla katılsalar, en şahane oyunu oynasalar yine olmaz, yine olmaz.
her turnuvada ispanya'nın* basiretsiziliğine benzer şeyler yaşarlar. kağıt üzerinde baktığınızda "abi bu adamlar final oynar" dersiniz ama sonuç hüsrandır. 90'ların başlarında yakalanan o müthiş jenerasyon bile kupalarda başarı elde edememiştir.
bu bahsettiğim jenerasyonun değişmeye başladığı, ümit milli takımlarından çok iyi oyuncuların***** ilerleyen yıllarda katılacağı düşünülürse 5-10 senelik zaman diliminde sükse yapmaları olasılık dahilinde.
euro 2008'de son dünya şampiyonunu * ve ardından finalistini * üçlemiş milli takım. yedikleri golün hemen ardından ilk pozisyonda üçüncü golü bulmaları takdire şayan. van basten, futbolculuk günlerinin ardından, teknik direktör olarak 20 yıl sonra yeniden kupayı kaldıracak gibi. yine kaçırırlarsa değil futbolun, tanrının bile adaleti yok diyeceğiz.
tekzip: fransa'yı üçlediler demişiz, özür dileriz efendim. dörtlediler ve maç bitti. (bkz: arkayı dörtlemek)
bu takımı her ne kadar sevmemin ve kupayı kazanmalarını bu kadar çok istememin sebebi rafael van der vaart ve edwin van der sar olsa da, bu adamlar bütün kadrosuyla kupayı kazanmayı sonuna kadar hak ediyorlar.
her biri ayrı başlık altında değerlendirilesi futbolcuları, kritik değişiklikleri belki biraz da şansıyla lehine çeviren teknik kadrosu, salt görüntüsü dahi insanın içini kudurtan seyircileri..
hollanda, euro 2008'in takımı.. hem futbol izleten, hem şov yapan, turnuvanın gerekliliklerini bir bir yerine getiren tek takım..
geçtiğimiz yıllarda izlediğimiz şampiyonalara göre euro 2008'de şampiyon olamamaları gerekiyor. her zaman öyle olur çünkü, ilk turlarda süper oynayanlar, ağzımızı açık bırakanlar bir şekilde şanssız bir maç oynar ve elenir. iğrenç bir şey ama neredeyse kanun olmuş.
ama sanırım 2.maçları geride bırakırken, hollanda'nın şampiyonluğa yürümesini istemeyen yoktur. onlardan daha fazla hakeden bir takım gördünüz mü şimdiye kadar? adamlar süper top oynuyor. hem makina gibi düzenliler hem de eğlendiriyorlar.
umarım istatistik denilen şey bu sefer yanılır ve hak eden hollanda en azından finale kadar gider.
şu ana kadar oynadığı grup maçlarının ikisinde de fantastik skorlar aldı oynadığı futbol takdire şayandı. özellikle dağıttığı rakiplerinin italya ve fransa olması eminim ki her futbolseverde ''hollanda bu kupayı alır veya final oynar'' düşüncelerinin hasıl olmasına neden oldu. buraya kadar çok güzel. yalnız yorumları okuduktan sonra aklıma birden hollanda ve belçika'nın ortaklaşa düzenlediği euro 2000 geldi. hani bizim portekiz'e çeyrek finalde 2-0 yenilerek elendiğimiz şampiyona. gelelim o zaman ki hollanda'ya. hollanda o yıl da turnuvaya müthiş bir başlangıç yapmıştı. grup maçlarında üçte üç yapmış, çeyrek finalde yugoslavya'ya altı çekmişti. müthiş futbol oynuyorlardı. taaaki yarı finalde italya'nın karşısına çıkıncaya kadar. yarı final maçında da fırtına gibiydiler. özellikle italya'nın on kişi kalmasından sonra maç adeta tek kaleye döndü. hollanda'nın üç topu direkten döndü, maçın normal süresinde (yanılmıyorsam) iki penaltı kaçırdı. velhasıl 120 dakika berabere sonuçlandı. italya kendini penaltılara zor attı. penaltılar sonucunda da italya finale yükseldi. şaka gibi bir maçtı.
diyeceğim o ki futbolda sadece iyi oynamak yetmiyor. biraz da ballı olmak lazım. yani yarın öbür gün hollanda kıytırık bir takıma elenirse kimse şaşırmasın. yarın takımın biri çıkar bir çanakkale geçilmez yapar (zaten iş tek maçlara kaldı mı kimse öyle rahat top oynayamaz) kupa dışına itiverir hollanda'yı.
euro 2008'in dev takımları arasında en iyisidir.çünkü bazı milli takımların en büyük sorunu olan "takım oyununu" en iyi oynayan 2 takımdan biri.diğeri de hırvatistan.
"an itibariyle" hayvan siker gibi futbol oynayan takımdır. italya'nın ağzına sıçtığı gibi, fransa'nın da eline verdi. helal olsun adamlara. sneijder, van bronchorst, van nistelrooj, van helsing gibi oyuncularının göze hitap eden oyun tarzı ile benim gibi futboldan anlamayan birine bile futbol zevki yaşattılar. cân-ı gönülden tebrik ediyorum. umarım küme düşmezler.
2006 dünya kupası'nda ekvator ne ise euro 2008'de hollanda o dur. gönülleri şimdiden fethetmiş, 2006 yılı dünya kupası finalisti iki takımı 3-0 ve 4-1 gibi çok net skorlarla geçmişlerdir.
aslına bakıldığında ne orta sahada oynayan de jong, engelaar ikilisi pirlo, gattuso ikilisinden; ne ooijer, mathijsen ikilisi materazzi, barzagli ikilisinden iyidir. lakin hollanda yunanistan'ın 2004'ten beri, italya'nın ise uzun yıllardır yaptığını yapmayıp "en iyi savunma hücumdur" mottosunu benimsemektedir. fransa karşısında 1-0 önde iken ön liberoyu çıkarıp forvete dönük oyuncu almak zaten başka nasıl açıklanabilir?
van basten'in bu düzeniyle hem savunma güvenliğini elden bırakmıyor, hem kalabalık orta saha sayesinde topu rakip sahada daha çok tutuyor, hem de sahaya çok iyi yayıldıkları için çok iyi kontra yapıyorlar. böyle düzenli, göze hoş gelen takıma robben'in oyuna sonradan girerek katkı yapması çok önemli. van basten de bunun farkında bu yüzden zorunlu olmadıkça oyuncu değiştirmeyecek. robben, van persie, huntelaar, heitinga gibi isimler oyuna sonradan girip, katkı yapabilen isimler olacaklar. gerçekten çok iyi bir kadroya da sahipler.
hollanda'nın oynadığı futbol açıkçası başka bir konuda da heyecanlandırmıyor değil. o konu da teknik direktör van basten'in euro 2008'in hemen ardından 1995'ten bu yana heyecanla takip etmekte olduğum ajax'ın başına geçecek olması. ajax'ı da bu şekilde oynatırsa avrupa'da başarılar kaçınılmaz olur.
heyecanla bekliyoruz bu güzel futbolun devamını.
eklemeden geçemeyeceğim edit: hollanda'nın şampiyon olmasını türkiye'den daha çok istiyorum, evet.
4 gün içinde son dünya kupası'nın iki finalisti italya ve fransa'yı perişan eden tam anlamıyla bir rüya takım. akıllara 50'li yılların efsanevi macaristan'ını getirmişlerdir.
2008 avrupa şampiyonasında italya ve fransa maçlarını izledikten sonra"bunların oynadığı şeyin adı futbol ise bizim milli takımın oynadı şey nedir ? " diye bana abuk sabuk sorular sorduran harika portakallar.
kendimi bildim bileli "gruplarda hayvanötesi oyna, çeyrek veya yarı finalde sıç" alışkanlıklarından "ulan bu sefer tamamdır vazgeçtiler" diye ümitlendiğim ama ümidimi kursağımda bırakan takımdır.
alışmış kudurmuştan betermiş be sözlük.
euro 2008'de grup maçlarında "vurdum mu boğayı deviririm!" dercesine rakiplerini madara eden, harika maçlar çıkartıp, herkese "abi bunlar kupayı alır" dedirten ancak futbolun ne kadar garip bir oyun olduğunu rusya'ya yenilerek bize gösteren takım. kadro süper. oynadıkları oyun süper ama bir cenabetlikleri var ki henüz kendileri de çözemedi.
aslında euro 2008 den elenmesi pek de sürpriz olmayan takımdır.çünkü gruplarında sadece oyunu geride kabul eden italya, fransa, romanya gibi takımlarla oynadılar bunun sonucu olarak da top hep onlarda kaldı ve çabuk ve iyi orta sahalarıyla işi bitirdiler.zaten inanılmaz kontra silahlarına sahip oldukları için de farkı açtılar.
fakat rusya öyle bir takım değil arshavin'in katılımıyla komple, koşan ve hücum eden bir takım oldular.yani rusya hollandayı kendi silahıyla vurdu ve bence uzatmalara kalmasına rağmen çok rahat kazandılar.sadece biraz beceriksizler yoksa hollandayı sürklase ettiler
yine de grup maçlarının en göze hoş gelen futbolunu oynayan takımdı.
euro2008'deki ilk üç maçta oyunu domine etmelerine izin veren takımlarla oynayıp, süper bir makina havasında ona buna şuna diye takır takır geçiren, ben dahil herkesi, bu adamlar kupayı alır havasına sokan, ancak kurnaz hoca guus hiddink'in madem öyle, bir de bizim oyunumuza ayak uydurabilirler mi havası ile kendi oyunlarını oynamasına izin vermediği ve de bu duruma ayak uyduramadıklarından kupadan elenen takım.