holding   

adana çık aradan

  1. tam olarak işletmeci tanımını bilmem. ama şöyle açıklayalım:
    tdk demiş ki: ana ortaklık.

    ben de geniş olarak: belli bir yönetim zümresi bulunan ve birden çok şirketin aynı çatı altında birleşerek oluşturduğu dev şirkettir. bir nevi amerikan federal sistemine benzer zaten. ortada bir yönetim ve altında da bu yönetime harfiyen bağlı ama kendi özerk kasaları ve tüzel kişilikleri bulunan şirketler bütünüdür.

    holding patronu bütün bunların patronudur.

    oluşumunu ben ikiye ayırıyorum.
    1- önce kendi kendine tek bir şirket olarak başlayan, muhtemelen bir aile, eş, dost, tanıdık ilişkisi altında kurulup bütün yönetimin onlarda bulunduğu ama zamanla büyüyüp, bu bünyeye bağlı yeni şirketler kuran ve veya satın alan, imparatorluk halini alanlardır. ülkemizdekilerin ve belki de dünyadaki pek çok holdingin yapısı böyledir.
    tıpkı imparatorluk gibi hanedan tektir ve sabittir.

    hemen yapıştıralım: koç holding, sabancı holding gibi.

    2- kendi kendine var olup, büyümüş ve artık bir takım atılımlar yapmaya hevesli insanların "ortaklık" olarak başlattığı ve zamanla bu ortaklığa yeni ortakların da katılımıyla artık bir yönetim kuruluna dönüşüp ortak hareket ettiği, tek çatı altında isme geçtiği durumdur. bunda da yine yöneten zümre vardır ama hepsi görüldüğü üzere başka yerlerden gelmiştir. değişkendir. hangi koldan nasıl birilerinin yükselip bu zümreye gireceği önceden bilinmez.

    (ara: holding)
    (hell guardian, 09.08.2006 23:32 ~ 23:34)


  2. kaptalizmin simgesidirler aynı zamanda. hatta abd'nin ve emperyalizmin.

    benim bir alıp veremediğim yok, sadece bilgi veriyorum. adamlar çalıştıktan ve istikrarlı istihdam sağlamak, üretmek, teknolojiyi geliştirmek, ülke ekonomisini somut olarak geliştirmek gibi gerçekten bu ülkeye yararlı uygulamalar yaptıktan sonra niye itirazım olsun. keşke hep öyle olsa...
    (hell guardian, 09.08.2006 23:38 ~ 23:39)
  3. bu adamlar sürekli kendilerini düşünüp duracağına el ele verip: "hele gardaş gel de bi araba yapak, motor yapak, ağır sanayi hamlesi yapak", öbürü de "hee yaa yapak yapak" dese ve bu işe el atsalar ne kadar güzel olurdu.

    30 sene önce denemişiz devrim isimli bir otomobil yapmayı, yapmışız da ama abd'nin oyunlarına gelip "benzin konmamış lan buna tüü sizi reziller, iptal ettim projeyi, yapmıyoruz ulan araba!!" diye her şeyi mahvetmişiz. o şimdinin necmettin erbakan'ı hem de yapmış. ulan be adam bok mu vardı yanlış yollara sapacak. bir yerler arka bahçemiz dedin de ne oldu, bok ettin ülkenin bütün düzenini!
    halbuki itü'yü 3.98 ile bitirmiş, profesör olmuş, alman leopard tanklarının tasarımında çalışmış, imza atmış ve bu ülkenin motorundan egzostuna (nasıl yazılıyorsa işte) ilk %100 yerli otomobilini yapmış makine mühendisi olmaya devam etseydin de, hiç siyasete karışmasaydın ne olurdu sanki!!

    ondan sonra hiç mi girişimci makineci yetişmedi sanki!
    bütün holdingler en güzel yerlerde yetişen en iyi makinecileri, elektrikçileri ve malzeme-metalurjicileri (inşaatla beraber 4 ana mühendislik dalı) toplarlar ama bi sikim üretemezler!!(ilk kez argo kullanıp isteyerek imla hatası yaptım sinirden). anca işte yabancıların yaptığı teknik cihazları kullanarak yeni yan ürünler yapmayı bilir bizim o müthiş sanayici holdinglerimiz!

    bir senkron makineyi bile dökümünden son boyasına biz yapamıyorsak bu ülkenin elektriğini, enerjisini, odalarımıza giren ışığı biz üretemiyorsak işte orada yuh olsun bu holdinglere!! evet arkadaşlar, barajlarımızda ve termik santrallerimizde dönen o dev senkron generatörler hep yabancı yapım. tamamı. hatta yarısına yakın kısmı da siemens. o almanlar da olmasa artık kimden alırdık allah bilir.

    istanbul'un suyunu pompalayan makinelerin neredeyse tamamı siemens. kalanı da zaten başka yabancı tek tük firma o kadar. evinize gelen suyu biz taşımıyoruz yani. barajlarda bizim elektriğimiz üretilmiyor.

    örneğin koskoca jeneratör fabrikalarımız var: aksa ve teksan jeneratör. bu ülkenin yarısını onlar karşılıyor ama bunu ancak bu alanda çalışanlar bilir. peki nasıl üretiyorlar sizce? bir jeneratör arkadaşlar senkron generatör, dizel motor ve bu ikiliyi yöneten panodan oluşur. tam tahmin ettiğiniz gibi; tıpkı megane station modeline kadar sırf montaj işi yapan koskoca(!!) renault fabrikamız gibi; senkron generatör ve dizel motor olduğu gibi dışarıdan ithal. tamamen! bu koskoca(!!) fabrikalar sadece bunların toplanmasını icra ediyor ve panolarını üretiyorlar işte. panoların üzerine takılan kontrol devrelerini bile dışarıdan ithal ediyorlar. hatta anahtar, gösterge falan hepsi hepsi!! sadece saclar bizden, panoların kabinlerini yapmak için.

    bu firmalardan birinin jeneratörü (kamyon kadar) itü maslak yemekhanesine enerji vermektedir, dileyen bakabilir.

    daha sanayinin enerjisi bile böyle üretiliyorken geri kalanından ne hayır gelir!

    22 temmuz 2006'da formula g'de bizim aribalar birinci ve ikinci oldu.
    itü solar splash team de aynı yolun yolcusu olup güneş enerjili tekne yaptılar şimdi, birisi çok değerli bir arkadaşımdır hatta*. ama ne oldu yani. iyi hoş yaptık abi de şimdi kim elinizden tutacak. bu holdingleri sığırlar yönetiyor. geliştirin geliştirin geliştirin.. tamam harika yapalım. ama bu sığırlar bunca güzel şeyi ellerinin tersiyle itecekler. yapılmasını desteklerler, onca sponsor var o ayrı ama o kadar sadece. aha da geçen gün bir durakta reklam gördüm; elektrikle çalışan motorsiklet. buyur burdan yak...uzakdoğulu bir firmanın. ucuz da ha. ama bizimkilerin yapmasına kimse izin vermez, verse de kulak asmaz. öğrencilere işte heveslerini alsınlar diye yaptırıyorlar. ilerde belki kullanmak için işte bizi biraz angarya işleri gidermek için el altında tutuyorlar o kadar.

    hem yapılan bu araçların güneş panellerini de biz üretmiyoruz ki. hadi elektronik parçaları, devreleri geçtim; o paneller zaten esas işi yapan kısımdır. geri kalanı da zor tabi, emeği geçenlerin eline sağlık ancak durum ortada..

    berk üstündağ'ın bir sözü olmuştu, 2006 bahar döneminde mikroişlemci dersinde: "türkiye'de herhangi bir "elektornic component" üretilmemektedir". işkemdenden de atmıyorum yani. belki mübalağa yaptı hadi. ama çok büyük yaklaşıklıkla doğru işte.

    bir "hep maliyet" lafı vardır. yok işte araba üretmek maliyetli, motor üretmek maliyetli, otu üretmek maliyetli falan filan. e üretilmeden nasıl olacak bu iş. adamlar sanki bedavadan mı başladılar. bütün doğu ve batı bu işe böyle başladı! evet doğu da, çin, tayland, malezya, güney kore, tayvan, japonya... herkes üretiyor. iran bile ağır sanayi ile uğraşıyor, maliyetlere katlanarak.. rusya zaten ortada. batıyı saymıyorum bile!!

    anlayacağınız üzere bir tek biz böyle göt gibi ortadayız!!

    daha geçen ay bir fabrikanın arge müdürüne neden türkiye'de elektronik parça ve yarıiletken üretiminin olmadığını sordum. (kondansatör, bobin vs üretiliyor demeyin, onları ben de gecenin bu saatinde evden kopardığım bir kaç telle de yapabilirim, diyot var mı diyot ondan haber verin)
    adamın bana cevabı sadece maliyet oldu. neymiş efendim "sen onların maliyeti ne kadar biliyor musun hiç? üretmeyle uğraşacağımıza satın alıp kullanmak en mantıklısı" dedi ya!! hepsi el birliği yapıp bize sadece diyot ve transistör bile satmamaya karar verse bu ülke biter arkadaşlar. ya kendisi üretmeye karar verir ya da stoklar tükeninceye kadar (bence 5 yıldır en kabadayı) yaşar. bitiminden de artık bozulmalarla beraber yıkım başlar. bilgisayarlar, cihazlar vs...

    kısacası bu yazıyı okuduğunuz ekranlardan tutun da cd-rom kapağını açan devreye kadar her şey ithal. her şey toplama! hani biz üretebiliyor olup da yine dışardan alsak neyse. depoluyoruz derim geçerim. ama yok ki! adamlar "satmıyorum ulan!" dese öyle kalırız.

    holdingler niye bu kadar saçma ve sığırca hareketlerle bu ülkenin geleceğini karartıyor. devlet her şeyi yapamaz. devlet nedir ki?? yönetim organı.. hem özgürlük denir hem de devletten bir şeyler beklenir. alayında para var ve adamlar hala para kazanma derdinde...

    yazık neyse gece vakti kafanızı yeterince ütüledim. çoğunuz bunu okuyamayacak bile zaten...

    not: sürekli aklıma geldikçe güncelliyorum. 11.kez ekleme yaptım.
    (hell guardian, 09.08.2006 23:49 ~ 10.08.2006 00:31)
  4. (bkz: sığır)
    (hell guardian, 10.08.2006 00:11)
  5. (bkz: kene)
    bu ülkenin genel olarak aylak bakkallarıdırlar.*

    (bkz: holding/3)
    (hell guardian, 10.08.2006 00:36 ~ 00:39)
... toplu gösterim ...