|
|
- platonik aşkın kutsallığına inan bir insan olarak sıkça yaşadığım, insanın dersi bir başka azimle dinlemesine* sebep olan ulvi hadise.
- kızların kendilerine güvenlerini göstermek için mi bilinmez genç hocalara karşı yaptıkları faaliyet. özellikle lisede matematik hocaları çok revaştaydı benim zamanımda.. bi de karşılık buluyolar ya bazen vurucam kendimi
- genelde liseli genç kızların olgun olan hocalarına ilgi duymaları durumu.geçici bir şey.
- imamın eşini ihmal edersek, bahsi geçen hoca ilk okuldaki, orta okuldaki öğretmenler ve onlara hissedilen sevgi ve onun da ötesindeki aşktır. buradaki hocanın cami imamıyla kesinlikle alakası yoktur*.
- bi yandan nefret ettiğiniz, bi yandan da özel olduğunu hissettiğiniz hocaya hissettikleriniz için 'bu galiba aşk' dersiniz' *
(bınar, 05.05.2004 14:38)
- (bkz: mehmet ali karaca ya aşık olmak)
- tam olarak aşk olduğuna inanmadığım belki hayranlıkla karışık bir kendini kaptırma hali...
- ingilizce hocalarına aşık olmak, diğer branştakilere oranla daha yaygındır
- öğrenim hayatim boyunca yaşamadığım olay.yaşayanlarida anlayamadim tabi
- (bkz: hocanın size aşık olması)
- genelde ortaokul lise yıllarında daha çok karşılaşılan hadise..
- sadece cuma namazları ile yetinmeyip, günde beş vakit namazında camide kılınmasına sebebiyet verebilecek eylemdir. hocaya aşık olunmasından dolayı onu her gün görmek için camide namaz kılmaya başlamak her ne kadar sevap arttırıcı olsa da, eşcinsel bir ilişki sonrasında kazanılacak günahlar kişiyi yerin dibine batırabilir.
(bkz: cümbür cemaat aşık olmak)
- (bkz: hocaya arkadaş kalalım demek)
(lupin, 21.09.2005 20:58)
- uzaktan tanındığı ve konum olarak daha üst düzeyde bulunduğu için hocaya hayranlıkla karışık aşırı ilgi duyma hissiyatı olsa gerek.
- zekeriya beyaz veya yaşar nuri gibi hocalara aşık olmak daha ütopiktir.
- (bkz: ankarada aşık olmak)
(bkz: ankarada hocaya aşık olmak)
(bkz: kaltak)
- eğer hoca okulun tek genç,yakışıklı,karizma sahibi ve biraz da esrarengiz davranışlar içinde bulunan adamıysa kaçınılmazdır.okuldaki kızlar topluca ona aşık olur,adam hakkında hergün asılsız dedikodular çıkar.bütün hayatı didik didik edilir.bir şekilde telefon numarası bulunur,her gün ayrı bir kız ordusu tarafından taciz edilir.okuldaki her genç bayan öğretmenle dedikodusu çıkarılır ve sonuçta herbirinden teker teker nefret edilir.
tek başına aşık olmaksa acı çektirir.toplu bir imkansız aşkın zamanla getirdiği vurdumduymazlıktan,cümbüşten uzak;farkedilmeyi beklersiniz umarsızca..derslerde adamın gözünün içine bakarsınız,her hareketinden bir mana çıkarırsınız,ve ufak bir azarlamada dünyanız başınıza yıkılır.keşke ölseniz..
çabuk geçer gider,çoğu zaman iz bırakmaz.sadece tatlı bir çocukluk heyecanı olarak kalır.
- kınamayın a dostlar, herkesin başına gelebilir:
prof. dr. kerem alkin (bkz: http://www.ntvmsnbc.com/...)
- (bkz: kargo)
(bkz: renklerin içinde)
- her türk evladının başına gelen hadisedir. türk evladı dedim; çünkü yabancı diyarlarda elde edenler; hatta birlikte olup hapse girenler bile vardır. bizde gelenek, töre, korku, elalem ne der gibi kemikleşmiş kavramlar nedeniyle pek olmaz bu.
platonik aşkın en yoğun yaşanabileceği durumlardan biridir. önemli olan, -karşıdaki erkek hocaysa- sakata gelmemek..
- üniversitede de insanların başına gelebilen bir durum. hocanın genel kültürü, karizması insanın aşık olma duygularını tetikler. bir hocaya bakarsınız bir de çevrenizdeki insanlara. onlar pek bir tıfıl kalır hocanın yanında. derse olan ilginiz hocaya olan ilginizle doğru orantılı olarak artar. belki de tek getirisi budur.
- bu durum içindeki 5. yılınızsa, artık hoca sizin bakışlarınız nedeniyle dersi anlatamaz duruma geldiyse çok vahim boyutlardasınız demektir. etrafınızdaki herkes yuh artık ya şeklinde tepkiler verirler ama faydasızdır. siz çoktan mezun olmak yerine okulu bırakmayı kafaya koymuşsunuzdur. zaten bu aşkla mezun olmak pek mümkün gözükmez. okula yalnızca onu görebilmek için gidiliyorsa belki de bırakmak en doğrusudur.
- eğer dil kursu gibi bir mekanda oluyorsa, yani resmi bir kurumda değilseniz ve yaş farkı çok değilse olay pek abzürd olmaz, hatta güzel bile olabilir.
ekleme: lan hadi hatta o bakınız'ı bile vereyim;
(bkz: dil dile değmeden dil öğrenilmez)
- tam olarak şu şekilde ceryan eden hadise:
ders: osmanlı düşünce ve kültür tarihi
aşık olunan hoca: mehmet özden
"yoklama kağıdını dolaştırın lütfen. bugün tanzimattan başlıyoruz. tanzimat, başlıbaşına avrupa'nın geçirmiş olduğu bir sürecin uzantısıdır. (herkese merhaba, ben grace) bu bağlamda promete'nin kızının adı asya, fenike kralı'nınkinin de avrupa olması bu bileşkenin en güzel örneğidir. (rica ederim hocam, siz anlatmaya devam edin. dinlemiyormuş gibi göründüğüme bakmayın, bir kulağım siz de.) yunan düşünce, roma hukuk, hint mistisizm demektir. avrupa ise yalnız hukuk değil, aynı zamanda baskıdır. (ah, bilmez miyim. sizin de bir aileniz -karınız, çocuklarınız falan- olduğunu.. ve her akşam ders çıkışı çantanızı alıp eve gittiğinizi, karınızın -belki de- sizi kapı da karşıladığını..) batı hangi aşamalardan geçmişse geridekilerde aynı aşamaları takip edecekler. (ben ayrıca burada bulunan herkesin sizi düşündüğünü, kendilerini size beğendirmek için, türlü aladalaverelere giriştiklerini biliyorum. pek de haksız sayılmazlar hani. ama ben onlardan daha haklıyım.) 19. yy’da sanayileşmenin başlamasıyla, büyük devletler kaynak arayışına giriyorlar. ingiltere’nin tek derdi musul. ( benim de siz) almanya’da rahatsızlık var. (asıl ben de rahatsızlık var) tanzimat toplum için dualitenin oluşmasına sebep oluyor. (lacivert pardesünüzü giyip, kapşonunu kafanıza geçirdikten sonra elinizde o küçük dikdörtgen çantanızla her öğlen saat tam 12’yi 5 geçe arka kapıdan çıkıp yemeğe gittiğinizi biliyorum) bireyselleşmenin mayası tutmuyor.(... fakat siz benim her öğlen aynı saatte, o ağaçlı yolda sizin geçişinizi gizliden gizliye izlediğimi, sizi her gün aynı saatte aynı yerde beklediğimi bilmiyorsunuz) recaizade mahmut’un araba sevdası bu dualiteyi çok güzel satirize eder. (dualiteden kastınız hicive satir demek gibi bir şey mi?) levantenlerle prakapitalizm başlıyor. (daha genç görünmek için rengarenk kazaklar, son moda kotlar giyip, mis gibi kokular sürdüğünüzü...) europa-centrism görüşü gündeme geliyor. avrupa’nın üstünlüğünün global olduğu görüşü (afedersiniz hocam, arkadaşların dikkatini dağıtıyorum ama içimde ki sesi susturamıyorum.)
doğu’nun hastalığı: merkeziyetçilik. (sırası gelmişken itiraf ediyim bari, ankara’da bahçe içinde bi evde oturduğumu, sizin hafta sonları elinizde kocaman pasta ve papatyalarla birlikte geldiğinizi, birlikte pastalar, çikolatalı tatlılar yedikten sonra size son yazdıklarımı okuduğumu hayal ettiğim doğrudur) daha önce ulus-devlet fikri yoktu. (hatta bu hayali on kere, yüz kere, bin kere kurduğumu bilmenizde de bir sakınca görmüyorum.yani bazen çikolatalı, bazen portakallı, bazen de vişneli pastayla geldiğinizi hayal ederek) smith, “kendinden başka insanların varlığından heyecan duyuyorsan ulus-devletsindir” der. (sözünüzü kesiyorum hocam, ama galiba ben ulus-devletim) işte gökalp’in ulaşmak istediği noktada budur. (konuyla pek alakası yok belki ama japonya’da köpeklerin van-van diye havladığını ve kurbağaların kero-kero diye vırakladığını biliyor muydunuz? ben de tüm bunları tesadüfen öğrendim. ooo siz hiç beni dinlemiyorsunuz bile) zihne karşı madde; duyguya karşı ekol. peki sosyolojinin osmanlıcasını bilen var mı? (ben biliyorum ama söylemeyeceğim. yoksa şu kalabalıktan ne farkım kalır.) gelecek ders için prezantasyon konusu, genç osmanlı entelektüelleri....... (şöyle misafir olup gelseydiniz...)
siz grace, ders bitti çıkmayı düşünüyor musunuz?(grace, 10.01.2008 00:57 ~ 03:24)
- aşık olan kadının her gün camiye gitmesine sebebiyet verebilir.
|