oturduk işte muhallebiciye. ucu düz hastası olduğum tatlı kaşığıyla nazik lokmalar alıyorum kazandibimden. kaşığı da çaktırmadan çantaya atıp eve götürmek ayrıca deplasmandan puanla dönmek de niyetindeyim.
neyse manalı bakışlar falan filan heyecandan limonatamı üstüme döküyorum. sessizlik oldu. filmlerde de öyle olmaz mı zaten?
sessizlik sürdü. sonunda bana delici gözleriyle baktı ve o insanın içine işleyen sesiyle
"çıkalım mı?" dedi.
ben sevincimden dili tutulmuş haldeyken kendi muhallebisinin parasını koydu cüzdanıma bakmaya başladı."evet!" dedim ve ben de benimkinin ve iki suyun parasını ödedim. çıktık.
""ee çıkmak bu muymuş?" diye kendi kendime sorarken "ben de çok sıkılmıştım hakikaten, hadi iyi günler." dedi ve ufukta kayboldu.
bu işin acısını yaza hızlı bir çıkışla listeleri alt üst eden bir
demet akalınvari bir parça ile çıkaracağım.
şu ayarda olabilir:
beni muhallebicide bile ektin
ama sen çok dandiktin
umrumda bile olmaz
senden daha adamdır rintintin