1. ilk seferinde zordur, ikincisinde aynı heyecanı duyarsın ama tecrübelisindir, sonrakinde de artık giderek yalama olursun. mühim olandır ilk seferki heyecanı duymak. o zaman ciddi bir şeyler hissettiğin belli olur
  2. zamana göre değişen bir süreçtir.dedelerimzin kullandığı yollarla bizimkiler farklıdır.artık msn de ve telefonda çok da zorlanılmadan(eskiye göre) yapılabilinirler.yoksa artık hiç bişey eskisi kadar değerli değil de ondan mı...
  3. burada lüzumsuz yöntemler yazmaya gerek yoktur. eğer karşınızdaki kız da sizden hoşlanıyorsa özel bir mallık, eşeklik, sik kafalılık yapmadığınız sürece nasıl açılırsanız açılın, sonuç sizin için olumlu olacaktır. yok eğer bu kız sizden zaten hoşlanmıyor ise istediğiniz kadar değişik yöntem deneyin, her türlü başarısızlık sizi beklemektedir.

    o yüzden demem o ki, özel bir şey yapmaya, kurgulamaya, provasını yapmaya gerek yoktur. kendiniz gibi olun, adam gibi, içinizden geldiği gibi konuşun. fantastik yöntemler kullanarak en fazla "şirin ve sempatik" olursunuz, bu sıfatlar da sizin için yeterli ise baştan kaybetmişsiniz demektir; burada lafı keserim ben.
  4. eğer kız sizden hoşlanmıyorsa, ister açılın, ister saçılın, ister ikinci çin seddini kurun, isterseniz ağzınızla kuş tutun, yine de havayı alacağınız, üzerine bir bardak soğuk su içeceğiniz, su götürmez bir gerçektir. ama "hayır arkadaş, ben ne olursa olsun vazgeçmiyorum" diyorsanız, açılma yolları da yerine ve zamanına göre değişecektir.

    örneğin hiç tanımadığınız ama hoşlandığınız bir kıza açılmak çok zorken, aynı sınıfta olduğunuz ve hoşlandığınız kıza açılmanız daha kolay olacaktır. konuşma, ortam, ortak paylaşım alanı, eninde sonunda ikinizi bir noktaya sürükler. ama öbür türlü?kızın peşinde koşarsınız, sevgilisi var mı yok mu bilmezsiniz (varsa eliniz kolunuz bağlanır), araştırır taraştırırsınız...

    bu durumda kendinizi bir kız olarak düşünün ve onun yerine koyun. sakın ola gidip "seni seviyorum", "tanışabilir miyiz" gibi laflar etmeyin. klinik deneylerimizde yaptığımız testlerde gördük ki, bu yöntemi deneyenlerin % 99'u (ben dahil)* hayal kırıklığına uğradığı gibi, kız tarafından "ama benim sevgilim var" denilerek ezildi, bir kısmı akşamcı oldu, bir kısmı erkeklikten soğudu. yahu akıl var mantık var arkadaş, hiç tanımadığı birinden "seni seviyorum" lafını duymak bünyede ne etkisi yapar?

    ama hayat bu, kesin formüllerden, değişmez gerçeklerden bahsetmiyoruz. her an her şey olabilir. hele işin içinde gönül işleri varsa akıl ve mantığın sınırlarının dışında gezildiği görülmüştür. bu yüzden, aşk gibi konularda neyin nerede ne zaman nasıl kiminle olacağı pek kestirilemez. en iyisi akışına bırakmaktır. gönlünüzce yaşayın.
  5. son iki başarılı ilanı aşkımı (ve birçok başarısızları) kendi kendimi gazlayarak, yani arkadaşların kolpa gazına gelmeden yapan biri olarak diyebilirim ki belli bir yöntem belirlememek en iyisidir. olabildiğince dürüst olmak, karşındakinin duygularını anlayabilmek çok önemlidir. serin kanlı olmak, olursa olur, olmazsa olmaz olayını benimsemek anahtar kelimelerdir. olası reddedilme durumunda neden diye sormak yerine çözüme yönelik girişimlerde bulunmak en akıl karıdır.

    kah güldük, kah üzüldük. ama ezilip büzülmedik. kız ya da erkek, siz de büzülmeyin. düşmez kalkmaz bir allah. düşmek önemli değil, önemli olan kalkmasını bilmek.
  6. sırrını bilen erkek arının "keriz miyim lan niye açıklıyorum, bana kalsın bütün kızlar nihohahaha!" diyerek sözlük ortamında açıklamayacağı, er kişinin sevdiceğine meylini rezil olmadan açıklaması yolları bütünü.(rezil olma ereği yoksa direk tutup "seviyorum seni" de denir ama asıl amaç başarı değil mi)
  7. onu alın çayır çimene gidin bir uçurtma yapın içine de "şu an yanındaki kişi sana aşık" yazın. sonra o uçurtmayı beraber uçurun.
  8. geçen gün tanıdık olduğum bir yöntemi anlatıyım, yaklaşın.
    arkadaşımla yolda yürüyoruz, nedense takip edildiğimizi hissediyorum ve birden biri kolumu tutuyor.
    ben: ne yapı... mal mısın burak?
    burak: arkadaşının güzelliği mal etti beni.
    ben: hadi oradan laflara bak, sen hep maldın cemre'ye suç atma.
    burak: hayatımın bu baharında cemre gibi düştün bana.
    ben: haha lafa bak koyuyum.
    burak: sus sen kızım ne çene var. neyse... cemre ben burak, nası desem aşık oldum ben ya.
    ben: burak bu işleri bırak ahahahaha
    cemre beni dürter.
    burak: müsaitsen biraz konuşsak... ben senin en sevdiğin şeyleri en sevdiğim yapmazsam öleceğim gibi...
    cemre tebessüm eder.
    ben: haha cemre cümlelere bak, hadi oradan cemre sana bakmaz, hem işimiz var of bir kaykıl.
    burak: bir saniye cemre'm... şey... neyse gelsene bir buraya.
    ben: ne var be?
    burak: senden nefret ediyorum, aşık oldum diyorum, bu piçliğin manası ne?
    ben: baştan şöyle desene be kardeşim gel bakalım.
    cemre sıkıntıyla bana bakmaktadır.
    ben: cemre bu güvenilmez, çapkın olduğunu sanan az biraz karizmatik kütük sana aşık olmuş, başımı yiyor he diyeceksen de de gidelim artık.
    burak sinirden alevler çıkartmaya başlar.
    cemre: üzgünüm burak.
    der ve önden hızla yürümeye başlar.
    burak: bittin sen, yemin ediyorum bittin sen...
    ben uzaklaşırım sesler azalır. korkuyorum lan.