kız çok güzeldir. hoşlanıyorsunuzdur. bir grup içerisinde muhabbettedir. kızı yanınıza çağırırsınız bir şey konuşmak istediğinizi söylersiniz. kız önce endişeli bir şekilde size bakakalır, hatta korkar biraz da belki bir şeyler anlamıştır. geriye dönüş yoktur fakat arkadaşlığı kaybetmemek için kıza çok farklı şeylerden bahsedersiniz. öyledir.
zor bir durumdur. boğulur gibi olursunuz. aynı sınıftaysanız kesip kesip iç çekersiniz ama eğer açılacak cesaretiniz yoksa o noktada kalıp kendi kendinizi yersiniz.
araya adam konulup açılmaktan kızın kafasında sevgisinden emin değil demek ki ve cesaretsiz imajı yaratmaktansa susma hakkını kullanmaktır,daha iyidir.
belki de kızın size söyledikleri böyle davranmanıza yol açar. kendinizde onla aranızda olan bir farktır bu belki ama kesinlikle değiştiremyeceğiniz birşeydir bu. aslında açılacaksınızdır bunun için cesaret toplamaya çalışıyorsunuzdur ama dediklerini ilk duyunca acaba dersiniz. ikincisinde gerçekten öyle mi dşünüyor yoksa. üçüncüsünde evet malesef öyle düşünüyor dersiniz. 4 ve sonrası için düşünecek birşey kalmamıştır . aralarda zaman ve de mekan farkı olsa bile artık siz tüm cesaretinizi kaybetmişsinizdir. ve de sorma şansınız da kalmamıştır daha sonra. kalbinizi susturmaya çalışırsınız. zamanla susturursunuz ama zor olur bu. hele ki aynı arkadaş grubu içinde iseniz...
yapılmaması gereken bir eylemdir, ama normaldir, güven eksikliğinden kaynaklanması ihtimali yüksektir.
ve çok sık görülen sebeplerden bir tanesi ise arkadaş olarak çok güzel sohbetler diyaloglar içinde bulunulan hoşlanılan kızla aranın bozulmasından korkmaktır ki durum çok vahimdir. kararsızlıktan ölünür, milyon kişiyle konuşulsa iç rahat olarak olaya yaklaşılamaz. en son bazı etkenler girer, kişinin hislerinden dolayı aralar biraz soğumaya başlar, uzaklaşan kişinin kendi olmasına rağmen düşünülen şey genellikle "kız anladı uzaklaştı"dır. artık ya vazgeçilir ve arkadaşlığa devam etmek için kasılır (malasef zor başarılır) yada açılınır kurtulunur. karşılık hakkında ise birşey söylemek imkansızdır. karşıdaki kişinin dişi olduğunu hatırlanırsa, hiç bir genelleme hiç bir istatistik tutmaz gerçekleri.
temel sebebi, "en azından varolan arkadaşlığı kaybetmekten korkmak" olan durum.ama açılmak en iyisidir,bekle bekle nereye kadar hem. dişi kişinin arkadaşlığınıza cidden değer verip vermediğini anlarsınız en azından buz gibi soğursa* sizden hayır yanıtıyla birlikte.
gereksiz bir endişenin sebep olduğu durumdur. hele ki açılamayan kişi her gün yeni birinden hoşlanan, şıpsevdi bir kişi değilse gerçekten yazıktır. öyle ya birinden hoşlanabilmek bile zordur günümüzde. yanıt olumsuz olacaksa bile denemeye değmez mi?
kaybetmekten korkmaktır. açılırsam ve olmazsa, bu duygumu ve hayallerimi kaybedersem diye düşünmekten ileri gelir. tabi burada kaybetmeyi iyi tanımlayıp, kaybedecek birşey olmadığını ufak da olsa bir kazanç sağlanabileceği bilmek gerek. sen açılmazsan, başkası açılacaktır ve kaybedilecektir. hangi korkak zafer kazanmış ki zaten...
korkaklıktır, kızın reddetmesinden ve her şeyin sonlanmasından korkup, içinde yaşamaktır. "o kadar hoşlanıyorum ama bu durumun getirdiği, gerektirdiği sorumluluklardan korkup kaçıyorum" demektir.
ikiyüzlülüktür, içinden hissettiği şeylerle davranışları farklı olmaktır.
kendine güvensizliktir, aslında onun da sizden hoşlanıyor olabileceğine inanmamaktır
ve ne olursa olsun yanlıştır, bir an önce giderilmelidir. zaten insanlar birbirine çok uzaktır, daha da uzaklaşmaya ne gerek vardır.
cafe ortamında kalabalık bir grup içinde sizden hoşlanmakta olan kızla birliktesinizdir. ne mutlu sizedir. bakışlarınızı kontrol edemez, ses tonunuzu ayarlayamazsınız. bunun sebebi, sizden hoşlanan kıza bir nebzede olsa şans veriyor olmanızdır. misal: '' yaa işte can bu şekilde oldu.. '' cümlesi aslında cevap kabul eden ya da cevap rica eden bir cümle değildir. eğer böyle bir cümleye şu şekilde karşılık vermekten kendinizi alamıyorsanız: '' hadi yaa.. salla kızım eh ehe.. '' ciddi anlamda kasılıyorsunuz demektir. ikinci bir seçenek şudur. kız çirkindir. gudubettir. tırttır. gözlerinizin içine baka baka '' yaa işte can bu şekilde oldu.. '' demektedir. size bişey anlatmaktadır. sizde hemen hoop dudağınızı ağzınızın içine artist bir şekilde kıvırıp '' hmm hmm.. '' diye onaylarsınız. halbuki cegaver adamlar.. bu ikincisini güzel olupta sizden hoşlanan kıza yapsanıza? yapamiyosunuz değil mi?.. yapamazsınız tabi. neden? yapsak ya lan harbi? yoo..yapılmıyor bu.
bir türlü cesaretini toplayamazsın. eve gidince " mutlaka yarın söyleyeceğim" der , cesaret toplarsın. ama ertesi gün gelir ve onun yanında iken kriptonit görmüş süperman'a dönersin.
ha şimdi ha yarın, kesin yarın söyleyeceğim. dolarsın patlamaya hazır bir volkan gibi. için içini yer, üzerinde büyük bir yük içinde açılamamktan doğan bir huzursuzluk doğar.
en sonunda " yeter artık, ne olursa olsun " der ve büyük bir kararlılık içine girersin. bu sefer gerçekten anlarsın ki yanına gidince cesaretin kırılmayacak.
gün olur sabah gelir, gidersin arkadaşlarınla takıldığınız kafeye.
-oğlum, kim bu selin'in yanındaki herif.
-bilmiyor musun? geçen gün çıkmaya başladılar. erkek arkadaşı.
geç gelen cesaret, hayalkırıklığı, iç burkulması, moral sıfırlanması...
kısaca baştan aşağı bir kazan kaynar suyun dökülmesi.
kısaca; ey çekingenler! her an bir yerlerde birileri sizin hayallerinizi yıkacak eylemler içinde olabilir. en kötü ihtimalle olumsuz da olsa bir cevap alırsınız, açılamayıp da içinize oturmasından çok daha iyidir. tecrübeyle sabittir.
arkadaş olup, bi de üstüne gerçekten sevmenin kaçınılmaz sonucudur. kimseyi sevmek istemeyen bi insansındır, sütten ağzım yanmasın diyosundur. hiç bi şekilde de kabul etmeme meğiline girdiysen sevdiğini, rahatım ben havalarında etrafta gezinirsin. sanırsın ki istemedikçe kimse bilemez. bilinç altınla çatışma halindesindir, o herzamanki gibi kendini düşünür ondan açılmanı ister. ama sen öncesinde arkadaş da olduğun için, kendisini bi o kadar sevmene rağmen arkadaşlığını da çok sevdiğin için bi türlü riske girmek istemezsin. gece uyanırsın, rüyanla gerçeğin karışır, hangisini yaşadığını bilemezsin uykunun sersemliğiyle. düşünme işini sabaha bırakırsın. "rüyanın gazına gelsem gece açılırdım" ama sabah farkettim ki hayalmiş diye dertlenirsin. haliyle hala açılma durumu söz konusu değildir. sana karşı her sempatik sempatik tavrını bilinçaltın istediği gibi yorumlar, mantıklı olma işi gene sana kalır. bi bakarsın senin cesaretsizliğini sıraladığın içkiler alıverir. sabah uyandığında arkadaşının tepkisi "abi naptın ilan ettin festivalde kızı sevdiğini". "oğlum ne sevmesi ben sevmiyorum ki onu" dersin içinden de kızın duyma olasılığını geçirirsin, paçaların tutuşur ne yapacağını bilemezsin. bilinçaltının da alkolle anlaşma yaptığı bu noktada ortaya çıkar. kafanda binlerce soru gezinirken, o kadar bağırmana rağmen gürültüden bunu duyulmadığını öğrenirsin. haliyle açılma olayı hala yoktur. açılmak istemeyen bazen şanş eseri bu isteği doğrultusunda hareket edebiliyo. ama bu sevdiği kıza açılamayan erkeklere çok içmemeleri de tavsiyedir. tavsiye de tecrübeyle desteklenmektir.
ek: ara ara konudan biraz sapılmış gibi görünebilir, aslında hepsi konu başlığıyla bir noktada kesişir.