islam'ın hoşgörü devri, herkesin de köpek gibi bildiği üzere, mekke döneminden ibarettir. azıcık güçlendikten sonra, peygamberin hoşgörüsü, savaş açmadan evvel bir mektup gönderip, bakın hiç savaşmadan teslim olun, islam'ı kabul edin, bizi de yormayın demekten ibarettir.
hıristiyanların endülüste uyguladığı vahşet zaten biliniyor. bununla birlikte, endülüs de referandum ile islam ülkesi olmuş değil. islam yayılmacılığı bütün kuzey afrikayı katettikten sonra oralara kadar ulaşmıştı işte. ki daha 700lü yılların başından söz ediyoruz. öyle bir saldırganlık yani. öte yandan bu tarafta çinlilerle savaşlar. tüklerle savaşlar. ki islam devleti kıtır kıtır türk doğramıştır, türklerin müslümanlaşma sürecinde. vs. vs.
osmanlının hoşgörüsü meselesi ise kesinlikle islamın hoşgörüsü ile izah edilebilecek bir şey değildir. nitekim osmanlı, işine geldiğinde binlerce kişinin kanını dökmekten asla çekinmemiştir. islamı siyaseten kullanmış bir emperyal zekayla hareket etmiştir osmanlı çoğu zaman. iskan politikası, nüfus politikası ve avrupa siyasetini manipüle etme çabaları bu konularda önemli rol oynar. kendi kardeşini veya doğu anadoludaki alevi türkmenleri doğrayan osmanlı, elbette küffara acıyacak değildi. ama o dönemlerde avrupa'da fethedilen toprakların halklarını, kimi zaman hiç direniş olmadan kendi tarafına çekmesinde bu hoşgörü dediğimiz politikaların önemini görüyordu imparatorluk. ayrıca başka siyasi hesapları da vardı yahudilere falan kucak açarken.
ha bütün bunlardan diğer iki kardeş din çok hoşgörülü anlamı çıkmasın. dinde hoşgörü elbette yoktur, zorlama vardır. sosyolojik bir zorunluluk bu, özellikle de tek tanrılı ve erkek dinlerde. falan...
(bkz:
@2670555) ikinci paragraf.
ayrıca (bkz:
ben-i kureyza)