karşı pencerede tekrar duydugum,bana eski günleri hatırlatmış, eskinin obsesion'u olan şarkı
ya no estas mas a mi lado corazon,
y en el alma solo tengo soledad,
y si ya no puedo verte,
porque dios mi hiso quererte,
para hacerme sufrir mas.
siempre fuistes la razon de mi existir,
adorarte para mi fue religion,
en tus besos encontraba,
el calor que me brindabas,
el amor y la pasion.
es la historia de un amor,
como no hay otro igual,
que me hiso comprender,
todo el bien, todo el mal.
que le dio luz a mi vida,
apagandola despues,
ay! que vida tan obscura,
sin tu amor no vivire.
ya no estas mas a mi lado corazon,
y en el alma solo tengo soledad,
y si ya no puedo verte,
porque dios mi hiso quererte,
para hacerme sufrir mas.
es la historia de un amor,
como no hay otro igual,
que me hiso comprender,
todo el bien, todo el mal.
que le dio luz a mi vida,
apagandola despues,
ay! que vida tan obscura,
sin tu amor no vivire.
ya no estas mas a mi lado corazon,
y en el alma solo tengo soledad,
y si ya no puedo verte,
porque dios mi hiso quererte,
para hacerme sufrir mas, sufrir mas, sufrir mas
your not by my side now my love
in my soul i only have darkness
and if i can’t see you now
why did god make me love you
to make me suffer more
you were always the reason for my excistence
adoring you, for me, was a religion
and in your kisses i found
the love that gave me
the love and the pasion
its the story of a love
like none that will ever again be
that made me understand
all the good and all the bad
that gave light to my life
turning it off again
oh what a life so dark
without your love i cannot live...
eğer bir aşk hikayesi yaşanacaksa kesinlikle bu şarkıdaki gibi yaşanmalıdır.
türkçesi için:
artık yanımda değilsin hayatım,
ve ruhumda sadece yalnızlık var.
artık seni göremiyorsam,
tanrı bana daha çok acı çektirmek için
seni sevmemi sağladığındandır.
sen hep benim varoluş sebebimdin,
sana tapınmak benim için bir dindi;
senin öpücüklerinde bana
aşk ve tutkuyu getiren
sıcaklıkla karşılaşmıştım
bu eşi benzeri olmayan
bir aşk hikayesi,
tüm iyiyi ve kötüyü anlamamı sağlayan,
hayatıma ışık veren
ve sonra o ışığı söndüren;
ah, nasıl da karanlık bir hayat!
senin aşkın olmadan yaşayamam.
öyle garip bir şarkıdır ki bu, hayatımın bir çok devresinde dinlediğim, üstüne yerli yersiz anlamlar yüklediğim, kimi zaman eğlendiren, güldüren, kimi zaman ağlatan..
sabahları çay ve simitle beraber uykunun tatlı mahmurluğunu üzerimden atan, akşamları soğuk bir bira ile fındık fıstık türevlerini aratmayan, aldığım üzüntülü bir haber sonrasında bile içimi neşe dolduran başka bir şarkıdır. abartmıyorum çok başkadır..
çocukluğumda babamın gitarından kulağıma dolan, gençliğimde içinde bulunduğum ruh haline göre farklı farklı insanları hatırlatan, eşşek kadar herif olmamla beraber, ticari kaygı gözetmeden çaldığım yegane eserdir. her gırtlakta farklı bir ses bulan, en kötü şarkıcıda bile bir başkalık yaratan, insana yakışan bir parçadır.
her mevsim sonbaharı anlatır, sözleri umrumda bile değildir, sonbaharı anlatır. yaprakların kızıla çalışını, sonra usul usul yere düşüşünü, akabinde okula giden ilkokul çocuğunun onların üstüne basışını anlatır.
yalnız içilen pahalı bir şarap değil de, paylaşmasını bilenle içilmiş köpek öldürendir. sabah su birikintisinin kenarına konmuş, titrek titrek suyunu içen kuştur, senden korkup uçarken, kanadından çıkan sestir.
bir gün bir yerde remix denilen saçmalığı ile karşılaşırsan, küfür denilen olguyu can yücel'e taş çıkartırcasına dile getirmendir. asla sıkılmadığın, tüketemediğindir. başkadır, farklıdır, ötedir.
sözlerini anlamasanız dahi bunun acıklı bir aşk hikayesi olduğunu sezebilirsiniz. o kadar bütündür,güzeldir bu şarkı.bence en güzel söyleyende guadalupe pineda'dır. hikaye bilindiktir bilinmesine ama şarkı çok içlidir. anılarınızda varsa bu şarkı her dinleyişinizde ağlatabilir, çarpabilir.
'' yalnızlığın hakim olduğu western bir kasabanın barında oturuyordum. içeride ter ve sigara kokusu.. haydutlar, katiller ve ben.. viskimden bir yudum aldım. derken içeriye beyaz elbisesi ile bir kadın girdi.. saçları uçuşuyordu hafif hafif.. ''
yaran dialoglara mı yazayım yoksa buraya mı yazayım bilemedim. tura geldi buraya yazdım.
manha de carnival (m), ben(c) ve kim olduğunu hatırlamadığım üçüncü kişi(ü) ile oturuyoruz.
biralar yudumlanırken fonda parça duyulur. koyu bir sohbet varken üçüncü kişi lafa girer.
ü. ne kadar güzel bir şarkı.
m. bu yorumu penayla çalınmış olmasına rağmen en iyilerinden biridir.( aristokrat ya)
c. tadını çıkaralım. ( kaldığımız yerden devam edelim konumuza)
ü. sözlerini, anlamını biliyor musunuz?
manha gayet bıkkın bir üslupla olayı şöyle özetleyip beni benden almıştır;
m. historia tarih, öykü, geçmiş zaman yani, biliyosun histori çenıl falan.
de bağlaç biliyosun, un'u zaten biliyosun un dos tre den(burası melodik)
hatırladın mı , un bir.
amor aşk zaten. birleştir hepsini. yıkık bir aşk hikayesi...( yıkık?!?!?)
c. puaaahhhaahaha ulan bu kadar güsel annatılırdı ya...(kop)
m. (kendisi de kopmuştur) olm gayet kısa açıkladık işte ehe ehe...
ü. ?!?!?!?!? (sessizlik, sonsuz sessizlik)
c. 3 bira daha alabilir miyiz ahahah...
bi ciddi ol be kardeşim iki satır sohbet ederken, sen müzik adamı, duygu adamısın.
ayıp ayıp...
yılların eskitemediği, güzide parça... dany brillant'ın son albümünde de yer alan pek sevdiğim parça... aynı zamanda french twist filminin soundtrack'inde de manuel malou tarafından seslendirilmiştir.
dalida'danın dolgun sesiyle de ayrı bir havası olan şarkı.(hoş girişi biraz fena yapıyor ama sabredip dinlemeye devam etmek gerek)
fransızca hali şöyle ki:
mon histoire c'est l'histoire d'un amour
ma complainte c'est la plainte de deux cœurs
un roman comme tant d'autres
qui pourrait être le vôtre
gens d'ici ou bien d'ailleurs
c'est la flamme qui enflamme sans brûler
c'est le rêve que l'on rêve sans dormir
comme un arbre qui se dresse
plein de force et de tendresse
vers le jour qui va venir
c'est l'histoire d'un amour, éternel et banal
qui apporte chaque jour tout le bien tout le mal
avec l'heure où l'on s'enlace, celle où l'on se dit adieu
avec les soirées d'angoisse et les matins merveilleux
mon histoire c'est l'histoire qu'on connaît
ceux qui s'aiment jouent la même, je le sais
et tragique ou bien profonde
c'est la seule chanson du monde
qui ne finira jamais.
c'est l'histoire d'un amour
qui apporte chaque jour tout le bien tout le mal
avec l'heure où l'on s'enlace, celle où l'on se dit adieu
avec des soirées d'angoisse et les matins merveilleux
mon histoire c'est l'histoire qu'on connaît
ceux qui s'aiment jouent la même, je le sais
mais naïve ou bien profonde
c'est la seule chanson du monde
qui ne finira jamais
c'est l'histoire d'un amour
artık yanımda değilsin hayatım,
ve ruhumda sadece yalnızlık var.
artık seni göremiyorsam,
tanrı bana daha çok acı çektirmek için
seni sevmemi sağladığındandır.
sen hep benim varoluş sebebimdin,
sana tapınmak benim için bir dindi;
senin öpücüklerinde bana
aşk ve tutkuyu getiren
sıcaklıkla karşılaşmıştım
bu eşi benzeri olmayan
bir aşk hikayesi,
tüm iyiyi ve kötüyü anlamamı sağlayan,
hayatıma ışık veren
ve sonra o ışığı söndüren;
ah, nasıl da karanlık bir hayat!
senin aşkın olmadan yaşayamam.
ana gabriel'den dinlenmesi tavsiye edilir. saatlerdir dinlemekteyim, repeat'e de tıklamışım mis.
paris in büyüsü vardır melodisinde.ilk kez gittiğinizde metroya biner binmez bu melodiyle daha sonraları hep paris gelecektir aklınıza.hayatı klip tadında yaşamak gibi ,pencere kenarından etrafında hiç bilmediğin aynı dli konuşmadığın insanlarla çevriliyken -evet hep olmak istediğiniz yerde- ömür boyu burda yaşamayı;bu şarkıya eşlik edersin.
şarkı biter , paris de biter.
son bir iki sene içinde gittiğim istisnasız bütün düğünlerde çalan şarkı.. (diğer örnekler amado mio-pink martini, elvis costello- she) karşı pencere'de dans sahnesinde harika bir şekilde kullanılan şarkı ayrıca..
pedro infante'den dinlenilmediği sürece "en güzel yorumu" şeklinde başlayan bütün cümlelerin yarım kalacağı şarkı. pedro infante. bakın tekrar yazıyorum pedro infante. ve hatta pedro infante'nin orkestrası.. evet.
62. cannes açılış gösterisinde visage filimin kısa tanıtımında arka fonda çalan ve 2 saat uzun uğraş sonrası arayıp buldugum ve aslında la finestra di fronte filminde çalınmış olan harika muziğe sahip şarkı ve aynı gün içinde askeri hatta bekleme müziği olarak beni şaşırtmıştır.
onlarca versiyonu olan, ispanyolca öğrenmeye çalışanların her versiyonunu dinleyip aksan çalışması yapabileceği (zira hepten peltek nikaragua aksanıyla söylenen versiyona bile kolayca ulaşabiliyoruz), tango ve flamenko tarzlarıyla da yorumlanmış, artık nerdeyse 60 yıllık şarkı.
sokak müzisyenlerinin elinde eğlenceli hale gelebilen, ama değerini kaybetmeyen, her mevsimde, günün her saatinde dinlemeye elverişli olmasının yanında terk edince-terk edilince, yeni aşık olmuşken vs. de dinlenilebilen joker.
bana bir tür evrenselliği çağrıştırıyor her zaman ('adorerte para mi fue religion.'), ne de olsa bir aşk öyküsü... hem de eşi benzeri olmayan bir aşk öyküsü