çift taraflı utancı yaşamış, yaşatmış şehir.
bir tarafta japonya işgal hırsıyla çin'e güneyden dalmakta, elde ettiği her şeye el koymaktadır. diğer tarafta pearl harbor'ın hırsıyla a.b.d., geliştirdiği atom bombasının gücünü görmek için hiroşima'yı yerlebir, yaşayan 70bin insanı ölü, daha fazlasını sakat etmiştir.
insanoğlunun açgözlülüğünün, sahip olma hissiyatının ve güç mücadelesinin en somut göstergesi olarak durur hafızalarda ve haritalarda. belki bu insanoğlu haritadan silecek kadar da güçlenecektir bir gün lakin düşüncelerden asla silemez..
japonya savaştan çekilme ve teslim olma planları yaparken atom bombası atılarak yerle bir edilen japon şehri. amerikanın rusya ve tüm dünyaya göz dağı vermek için attığı "little boy" isimli atom bombası tahmini 400.000 kişinin ölümüne neden olmuştur. "bomba atılmasaydı savaş daha sürerdi daha çok insan ölürdü. amerika daha çok insanın ölmemesi için attı o bombayı" safsatası da tamamen amerikan propagandası ürünüdür. öyle bir kandırabiliyorlar öyle bir inandırıyorlar ki herkesi kendilerine. 400.000 insan öldürdü bu orospu çocukları efendim. bir tek düğmeye basarak. bir şehirde yaşayan savaşmayan amerika için hiç bir tehdit oluşturmayan 400.000 insanı. buradan hiroşimada atılan o bombayı yapana yaptırana atana attırana destekleyene desteklenmesini sağlayana bir mesajım olacak kendimce: amını götünü siktiklerim hiroşimada ölen 400.000 insan yaksın sizi. 400.000 kere yanın. 400.000 kere derinizi yüzsünler. 400.000 kere çekin o acıyı. o öldürdüğünüz 400.000 insan tükürsün size 400.000 kere. tükürüklerinde boğulun. 400.000 atom bombası düşsün üzerinize. 400.000 yıl boyunca her gün tekrar tekrar ölün böyle. belki o zaman bombalarınıza isim koymamayı öğrenirsiniz.
kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
tolga burkay'ın 1945 adlı şarkısında anlatılan, bir şehrin ve insanlarının kılığında, insanlığın büyük yıkımının yaşandığı şehir.
bu öykü biraz gerçek, biraz kurgu, biraz alıntı
yaşlı bir japon balıkçı bunu bana tokyo'da anlattı
hatırlıyordu karardığını göklerin gündüz vakti
hiroşima'dan, çocukluğundan, evinden bahsetti
dokuzyüzkırkbeşti sene, babam ölmüştü kırkdörtte
annem fabrikada işçi, abim askerde, ben gurbette
anlatamadı hiç kimse neler olduğunu birdenbire
bir acayip ejderha yutmuş herkesi memlekette
sordum, annem dönmemiş eve
sordum, annem de dönmemiş eve
topraktan gökyüzüne bir toz bulutu yükseliyor;yükseldikçe genişliyor ,genişledikçe birbiri içinden yaprak yaprak bir gül gibi yeni toz bulutları açıyor ,bir noktada en geniş halini alıyor ve ardından gökyüzünde ulaştığı en yüksek noktadan yavaş yavaş dağılıyor...bu görüntü hala çok taze beyinlerde ;ama esas trajedi bu devasal toz bulutunun altında yaşanıyor.küçük bir kız çocuğu yanıklar içindeki çırılçıplak bedeniyle ,çığlık çığlığa koşuyor...
hirosima
hirosima'da
nagazaki'de
yıl 1945.
tam 250,000
tam 250,000 kisi,
topyekün
topyekün imha...
kongre'nin kararı.
enola gay uçak adı
paul tibbets pilottu
sisman adam'dı biri
diğeri küçük çocuktu.
bombaların adı buydu
tam 250,000
tam 250,000 kisi,
topyekün
topyekün imha...
ümit yaşar oğuzcan'nın atom bombası vakkasını oldukça etkilici bir şekilde anlattığı şiiridir.
önce bir bulut yükseldi
yerden göge dogru
ben gördüm
akahito gördü
yuhara gördü
hisaki gördü
yasayanlarin hepsi gördüler
simdi yasayanlar diyorum
oysa ben kaldim
onlar öldüler
saldırıların devam ettiği,savaş uçaklarının gökyüzünden hiç eksik olmadığı bir şehir(yüzlerce şehir...) öyleki artık olağanlaşmış, insanlar küçücük evlerinde yemeklerini yaparken başlarına bomba düşme ihtimalini garip karşılamaz hale gelmişler. tarihte gördüğümüz toplu katliamlardan daha beteri, bir şehrin hem o gününü hem de geleceğini mahvetti. kapitalizm gözünün ne kadar kara olduğunu her dafasında gösteriyor, üstelik dalga geçerek.
hala da,alenen, bir çok insanı,hayatı,canlıyı yok ediyor.edecek de...
62 yıl önce amerikan bayraklı bir nakliye ucağının bıraktığı, 70 bin insanın hemen daha fazlasının da kısa zamanda ölmesini sağlayan atom bombasının ilk kullanıldığı insanlı şehir. en işlek caddesindeki mc donald's da sipariş veren, uyuşturulmuş japon kızlarının ve oğlanlarının cahillliğinden habersizce yaşayıp, koyun kalabalığa karıştığı şehir olma yolunda hızla ilerlemektedir.
6 ağustos 1945 sabahı, albay paul tibbets, annesinin adını taşıyan b-29 tipi uçağı ile hiroşima'ya doğru yola çıktı. "t" harfi şeklindeki aioi-başi köprüsünün üzerine geldiğinde yüzbaşı thomas ferrebee 60 kilo uranyum-235'i serbest bırakacak düğmeye bastı. saat 8:15'ti. bundan sonra olanlar, nazım hikmet'in sözcükleri zülfü livaneli'nin notalarıyla hep aklımızda:
"kapıları çalan benim, kapıları birer birer. gözünüze görünemem, göze görünmez ölüler. hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu."
düğmeye basan yüzbaşı, 1980 yılında öldü. pilot paul tibbets 92 yaşında ve sağlığı yerinde. yaptıklarından hiçbir zaman pişman olmadılar. "bir emirdi ve yerine getirdik" dediler.
sevil atasoy'un "hibakuşaların acısı 62 yıldır dinmedi" yazısında okumuştum ve çok etkilendim. ve sanırım nazım hikmet'in şiirinin de bunda çok etkisi var.
6 ağustos 1945 günü hiroşima semalarında nükleer ölüm belirdi, saat 08.15’te abd’nin enola gay uçağı hiroşima üzerine atom bombasını bıraktı. parlak bir ışıktan sonra yerden mantar şeklinde kara bir bulut binlerce metre yukarı yükseldi.
atom bombası patlamasının merkezinde ve yakınlarında bulunan bütün canlılar yanarak kül oldu. binalar paramparça olup etrafa saçıldı.
patlama noktasına 250 m. uzaklıkta olan bir bankanın merdivenlerinde oturan bir kişi ışıkla birlikte bir anda 1000-2000 derecenin üzerine çıkan sıcaklıkla yanıp kül oldu ve izi merdivenlere çıktı.
atom bombasının patladığı yere 1 km uzaklıkta olan ve görünürde hiçbir yarası ve yanığı olmayan birçok kişide yüksek radyasyonun etkisiyle birkaç gün içinde saç dökülmeleri başladı, bunu yüksek ateş ve kanamalar izledi. bir hafta dolmadan binlerce kişi bu koşullarda öldü.
atom bombası patlamasında yaralı kurtulanların birçoğu radyasyona bağlı hastalıklar nedeniyle kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.
patlama sonrasındaki haftalarda ilk yardım merkezlerinde ve hastahanelerde ard ardına yaşanan ölümler o kadar fazlaydı ki, toplu halde gömüldüler.