60'ların başında amerikada savaşa karşı ortaya çıkan bir düşünce akımının savunucularıdır bunlar."bizim savaşa,şiddete ihtiyacımız yok.bizim sevgiye ihtiyacımız var" şeklinde bas bas bağırmışlardır.
(bkz. savaşma seviş)
böyle pislik içinde yaşamayı, sevişmeyi, uyumayı kendine yol edinmiş, sıçtığı yerin hemen yanı başında yemek yiyebilen, hayattan umudunu kesmiş, çiçekli gömlekler giyen, uyuşturucuyu peynir ekmek gibi tüketen, allah kitap tanımayan, kıble bilmeyen, savaşa karşı savaşma geyiği üstlerine kalan güzel insanlar
üretimde makineleşme sonucu işlerinden çıkarılan insanların "makinelerin çalışıpta kazandığı paraların kendilerine verilmesi gerektiğini" savunan insanların çoğunluğu oluşturduğu, daha çok para yerine daha çok eğlencenin istendiği akım insanı
çevremdeki insanlar tarafından çokça benzetildiğim , çokda sevdiğim, yaşamdan keyif almayı herşeyden üstün tutan, anneanneler ve dedeler tarafından bitli turist olarak adlandırılan, savaşma seviş felsefesini benimsemiş sevgi insanları.
adama o zamanlarda yaşamak vardı dedirtiyor.
mistisizm, özgür ruhçuluk, dünya nimetleri ve maksimum keyif alma çabası...
hippiler, amerika’dan, ingiltere’den, hollanda’dan kalkıp allen ginsberg, jack kerouac, aldous huxley okuyup, pink floyd, genesis, uriah heep dinleyerek, esrar çekip ruhlarını arındıran uzun saçlı adamlar...
70’lerde...
blucin türkiye’ye kaçak giriyordu, eskitmek dertli bir işti. elektro gitar gümrüğe tabiydi. long play’ler geç modaya uymak aykırı sanırdı.
şimdi...
türkiye blucin ihraç ediyor, hazır eskitilmiş, kirletilmiş olarak satıyor. her köşe başında her müzik aleti var. her cd bulunuyor. saçlarının uzunluğuna kızanlar ebeveyn oldular. modaya uymamak aykırılık sanılıyor.
make love no war sloganını benimsemiş vietnam savaşı sırasında ortaya çıkmış insanlar. pink floyd, bob dylan, john lennon, led zeppelin, the beatles vs. hippi grupları arasında sayılabilir. bugünü yaşayan, özgür ruhlu, uzun saçlı, çiçekli böcekli kıyafetli ve su yerine kokain tüketen insan tipi. çok şey yapmak isteyip de nedense pek fazla şey yapamamış insan grubu olarak görülseler de, bazı tabuların kırılmasında başrol oynamışlar ve bazı konulardan(cinsellik gibi) rahatça bahsedilmesine ve serbestçe yapılmasına vesile olmuşlardır kanımca.
eline müziğini aldı, eline rengini aldı, kafasına "gitme"yi koydu, katmandu'yu toprağı seçti, çiçeklerini çantasına doldurdu, enstrümanınını sırtına koydu..
sonra gitti.
arkasından bağırdılar pis diye. sadece özgürdü.
68'lerde yaşamak vardı, 68'lerde bağırmak vardı..ki gurur duyuyorum onları yaşatmaya çalışmamla.
bez ayakkabı giyiyordu belki çiçek çocuk.
bez ayakkabı converse oldu. lan, bizim bez ayakkabı noldu?
geçen gün, ürperdim ben.
converselerin içinde "made in vietnam" yazıyordu.
ben, ürperdim..
çekirdeği beat kuşağından ve kuşağın benimsediği fikirden gelen akımdır. fakat beatniklere göre hippilerin sayısı daha fazlaydı; hippilik daha popülerdi. çünkü beat hareketi, edebiyat alanında sınırlı kalmıştı.
hippi hareketi, başlarda savunduğunun aksine, zamanla, doktrinal bir felsefeye dönüşmüştür. politize olmuştur. bir nevi, ilkelerinden ödün vermiştir.
ayrıca hippilerin kullandığı uyuşturucu çeşitleri, beatniklerinkine göre çok hafiftir. hippiler daha çok marijuana tarzı hafif uyuşturucular kullanmaktaydılar.
yapmaya çalıştıkları şeyler,verdikleri mesajlar,tabii zamanında yankı yapmıştır birşey diyemem.ama şimdi ki nesil olarak geriye dönüp baktığımda koca bir hayal kırıklığından ve woodstock 69 gibi mükemmel bir konserden başka hiç birşey göremiyorum.evet onlar birşeyler yapmak istemişlerdi.ama kendilerini eğlendirmekten başka bişey yapamadılar.
ilk kez olmasa da bugünkü bildiğimiz anlamıyla hippi, micheal fallon tarafından 1965'te beatniklerin yeni sığınağı adlı yazısında kullanılmıştır.kelimenin yaygınlaşması ise 1967'de o zamanın popüler köşe yazarlarından herb caen in makalelerinde bu sözcüğü kullanması ile olmuştur.
belirli kesimlerce yanlış anlaşılmış ve belki de birtakım şeyleri yanlış anlamış bir topluluğa mensup kişi diyebiliriz hippi için.
savaşa tepki, özgürce, doğal olanı yaşamak ve gerek ruhsal gerekse fiziksel tatmini özgürce ve sınırsızca yaşamaktı hayalleri. barış içinde yaşamak... evet belki bu ütopyayla yola çıkmışlardı. ama insanlar yanlış anladılar... silah tutan bir polise çiçek uzatan bir hippi resmi... pek çok şeyi anlatmaya yeterli ama bazı şeyleri anlatmaya yetersiz.
beş yıl kadar süren özgürlük dolu gibi görünen bir zamanın ardından sessizce gelen bir yok oluş... insan her yerde, her koşulda insan. barış isteyenler çoğunluktaydı belki. ama bazıları barış yerine kavgayı da seçti.
"herkes teker teker eski yaşamına dönüyordu. bir bakmıştık, sadece üç kişiydik..." (eski bir hippi komünü üyesinin ağzından)
...ve daha sonra farklı müzikler, farklı dünya görüşleri arayışında olan 68 kuşağı, goa'ya gitti. burada plak mottosundan kurtulmuş elektronik müziği yaptılar. goa trance. 3. jenerasyon hippiler ya da tech-hippi olarak anılan bu insanlar, fosforlu, renkli, plastik şeylerden hoşlanıyorlar. onlar renkliler, onlar çamur içindeler. ama onlar mutlular. atalarından farklarıysa artık toplumsal bir hedefe sahip olmamaları. onlar dünyayı ya da diğer dünyaları görmeye, her açıdan bakmaya ve keşfetmeye çalışıyorlar. ama onlar hala özgürlük istiyorlar. yok olmak zorundaydılar, ama bu yok olmanın adı "değişim"di sadece.
renkli, neşeli minumum takılan, gezen, dolaşan, hayatı özgürlüğüne adamış, insan canlısı, hayatı akışına bırakan, sırtında gitarı ağızında şarkısı eksik olmayan insandır hippie. ayrıca bana da takılmış lakaptır.
onlardan nefret edip '' aptal , gerizekalı , pis , işe yaramaz '' deseniz bile size '' love ya maan '' gibi bir cevap verip sizi yerden yere vurmaları olası insanlardır. daha ağır bir söz bilmiyorum zaten.