insanı bunalımın eşiğine getirebilecek bir
zakkum şarkısı. o kadar özeldir ki asla hiçbir konserlerinde söylemezler. ne kadar isterseniz isteyin, yine de söylemezler...
sözleri de aslında çoğu zaman doğruluğunu gözünüze sokar. şarkının resmen dili vardır "bak, bak ben sana söyledim, yine dinlemedin değil mi beni, yine bildiğini okudun değil mi!?" diye azarlar bir yandan sizi, bir yandan da sizi gerçeklere çağırır.
"her birliktelik kalbin emzireceği bir yeni bebektir... önce emeklemeyi sonra yürümeyi öğretmen gerekir."
gerçekten... aşklar çocuklara benzer. bazıları o kadar hızlı büyür ki, anlayamazsınız ne ara ne olduğunu. zamanı gelince de o kadar özenle büyüttüğünüz, sevginiz ve emeğinizle beslediğiniz, ona zarar gelmemesi için yeri geldiğinde kendinizi bile hiç düşünmeden herşeye karşı siper ettiğiniz "bebeğiniz"in yuvadan uçup gider...
"bazen hiç başlamaması birgün bitmesinden iyidir... çünkü beraberlik yaşlanırken bir terkediş gençleşir."
ikinizde terkedişe inatla can vermeseniz bile etrafınızdaki insanlar yapar bunu sizin yerinize... hatta dalga geçerler sonunda da "siz zahmet etmeyin! ben sizin yerinize yaparım... siz hiç yorulmayın o kumdan kaleyi yerle bir etmeye, kıyıdan çok uzağa inşaa etmişiniz ama ben kollarım kopana kadar kova kova su taşırım... merak etmeyin..."
siz kendi önünüze bakarken başkalarının bakmaması canınızı daha çok yakar...
yalnızlığın bir ilaç mı yoksa hastalığın ta kendisi mi olduğunu asla çözemezsiniz. tek başınızayken dört duvar arasında sıkışır kalırsınız. yanınızda biri varken eğer dışardan gelen darbeler çok ağır, şiddetli ve acı vericiyse bu sefer birbirinizin yaralarını sarmakla uğraşırsınız. o dış darbeler sizi o kadar derinden vurmuştur ki, ne sen ne de o beceremez akan kanı durdurmayı... o kadar denemenize rağmen elinizden hiçbir şey gelmediği için daha çok kahredersiniz kendinizi, daha çok yerden yere vurursunuz, "benim canımı daha fazla yaksınlar, onun canını yakmasınlar" diye daha çok kendinizi harab edersiniz... bu esnada birbirinizden -habersiz kalırsınız-, ama bundan bile haberiniz olmaz. herşeyin "bir kez daha" ---bile bile--- tersine dönmesine kızarsınız. nefret edersiniz.
bu senaryoyu o kadar çok defa yaşamışsınızdır ki, bir daha yaşamamak için tüm gücünüzle haykırırsınız, kükrersiniz size zarar vermeye çalışanlara... gözünüz döner, kendinizce kurtarmaya çalışırsınız ---sizi---, korumaya kollamaya çalışırsınız...
bu savaşı ama eğer tek başınıza veriyorsanız, ki bu en acısıdır... "bir süre sonra artık hiçbirşey görmemeye başlarsınız"
ve öyle bir noktaya gelirsiniz ki "ışığı görünce karanlığa kaçmaya başlarsınız hemen böcekler gibi..."
zakkum'un bütün şarkılarının sözlerinin yazarı...
cem şenyücel .... sen çok yaşa e mi...