şair ve yazar. biyografisi için google da araştırma yapabilirsiniz*. hüzün ki en çok yakışandır bize şiirlerinin tadına bakmak için, ceviz sandıktaki anılar ise şahane yazıları için bir tavsiye edilebilir. eminim okurken keyif duyacaksınız.
ayrıca, bir itü efsanesi olabilir fakat zamanında itü de şiir üzerine bir itb dersi açtığı söyleniyor. bu konuda bilgisi olanlarla görüşmek isterdim.
genç şairlerle ilgili varlık dergisinde yaptığı bir yorumunu üstüme alınmamla gençlik heyecanı ve öfkesi içinde varlık dergisine küsmeme sebep olan insan. sene 1996...
yorum genç şair arkadaşların çıraklık ve kalfalık dönemlerini atlayıp doğrudan ustalığa ulaşmak istemesiyle ilgili sert ve anlamsız bir eleştiriydi, hilmi ustaya saygım sonsuz ama bu yorumuna hala katılmam.
ek bilgi: varlıkla barış yaptım
benim yüzümdür iste, mağrur, kalın, şizofren;
unutmak ve aynayla, aşklarla azalmada;
ben gideli beridir hilmi yavuz ile ben
bazen burdayız iste, bazen de ürkünç oda
içimize kapanan kapısıyla bu gün de
bir ben'e acılıyor, ah, yıldızlı ve çorak
bir çökelti gibiyim ben kendi belleğimde...
nereden açılırsa orasından akacak
ur mu, ben mi, çıban mi? kötücül, irinli, pis...
bıçak, bisturi, makas beni desin ve yarin
çıkarın ne vardıysa: teslis, teslis ve teslis...
bana çivilidir, isa'yla çarmıh neyse;
aşksa bir iç kanama... gül, gülden içeri'yse...
hilmi yavuz
asıl adı "hill miyav uz" olan koreli tekir. adı, güzel türçemizde "tepelerde durmaktan hoşlanan uzlaşmacı tekir" anlamına gelir. öyle kitelevizyona çıkabilmek için arkasından atıp tuttuklarıyla konuşmayı ve uzlaşmayı bile göze alır. hiçbir şey bilmediği konularda en uzun süre konuşabilen ve bu konuşmalardaki bütün cümlelerinin içeriği "benden başka iyi edebiyat yapan yok" olabilen azimli bir yiğittir.
hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız
biz ki sessiz ve yağız
bir yazın yumağını çözerek
ve olumu bir kepenek gibi örtüp üstümüze
ovayı köpürte köpürte akan küheylan
ve günleri hoyrat bir mahmuz
ya da atlastan bir çarkı felek
gibi döndüre döndüre
bir mahpustan bir mahpusa yollandığımız
biz, ey sürgünlerin nazımı derken
tutkulu, sevecen ve yalnız
gerek acının teleğinden ve gerek
lacivert gergefinde gecelerin
şiiri bir kus gibi örerek
halkımız, gülün sesini savurup
bir türkünun kekiğinden tüterken
der ki, böyle yazılır sevdamız
hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız
bilkent üniversitesitürk edebiyatı bölümünde hocadır kendileri. bana narsist'in resmini çiz deseler, "al buyur burada çizilmişi var" deyip veririm resmini. halbuki meyvesi olan ağacın başı sarkık olmalı, bilge olup ferrarisini satmalı. tüm şairler biraz kendini sevici olur; ama bu kadarı da fazla canım...
yalnızlık kalıtımdır...aynalara bıraktım
kim bakarsa onundur aynaya benden sonra...
ah. sözlerde açtığım yaraları kanattım:
durmadan arayarak tenimi sora sora
ona yıktım kendimi...ben içine kapanık
bir gece güneşiyle yolunu yitiren yolcu!
belki onu bulmaya, belki de bulanık
yolcu için durulan nehirlerle sonuncu
kez büyük gösterirken o kalıtı, öteki
durmadan küçültüyor...ortası bulunamaz!...
pazarları verilen kanlı yalnızlık ek'i
seni hep alıştığın aldanışa bırakmaz...
ecnebi bir gazetede 'edebiyat ve eşcinsellik' diye bir yazı devşirip 'fatih sultan mehmet eşcinseldi' diyen bir aklı evvel. zatı şahaneleri şehr-i istanbul'un fatihinin avni mahlasıyla yazdığı gazelinden yola çıkarak böyle bir malumatfürüşlüğa soyunmuş. akıllı uslu bir adamdı hilmi bey amca ne oldu da böyle bir cevher yumurtladı bilinmez...
90 lı yıllarda çiçekte kafayı çeken yazardır. ayda bir eski ekiplerini toplarlardı. geri kalan zamanlarda öğrencilerle takılırdı. eski ekibinin masasına edebiyat ve şiirle ilgilenen ve cevher gördüğü gençleri davet ederdi.
hemen hemen her şeye bir giriş yapmıştır. sonra nedense çıkmamıştır.
işbu üç yazıda, bir taraftan ece ayhan'ın "osmanlı sentaksı, cumhuriyet sentaksı" meselesine giydiriyor. diğer taraftan da bu meseleyi sorgulamadan alan ve aktaran hasan bülent'e. haklıdır haksızdır meselesine çok girmeyeceğim. başka bir meselem var zira.
hilmi yavuz, hırçın bir yazar. önüne gelene kişiselmiş gibi davası saldırıyor ara sıra. hasan bülent, hocam olduğu için onu savunuyor değilim. kendisinin görüşlerine yüzde yüz katılan da biri de değilim. ancak bu yazılara cevap verecek mi bilmiyorum. hilmi yavuz bol referanslı üç tane yazı yazmış durumda. köşe atışmaları çok bilgilendirici ve eğlendirici oluyor. hasan bülent'in yazmasını isterim şahsen.
yukarıdaki linkte yer alan yazısı oldukça öğreticidir. yazının başlığı "ateizm meselesi", konusu ise bu aralar çok gündemde olan richard dawkins ve the god delusion. ben burada yazıyı yorumsuz bir şekilde tanıtmaya çalışacağım. isteyen tamamını okuyabilir. yazı toplam dokuz paragraftan oluşmuş.
1. paragraf: yazar bu paragrafta richard dawkins'in bir söyleşisinden hareketle, bahsedeceği konuyu bize bildiriyor.
2. paragraf: yazar bu paragrafta dawkins'in come out adlı kampanyasından bahsediyor.
3. paragraf: yazar bu paragrafta bahis konusu the god delusion adlı kitabı henüz okumadığını belirtiyor.
4. paragraf: yazar bu paragrafta dawkins'in bazı sözlerini aktarıyor.
5. paragraf: yazar bu paragrafta dawkins'e bazı sorular soruyor.
6. paragraf: yazar bu paragrafta dawkins'in kitabında neler yazdığını merak ediyor.
7. paragraf: yazar bu paragrafta ateizm ve tanrı'nın varlığı meselelerini tartışıyor.
8. paragraf: yazar bu paragrafta da tanrı'nın varlığı meselesini tartışmaya devam ediyor.
9. paragraf: yazar bu paragrafta dawkins'in prim yapmak amacıyla safsatayla uğraştığını belirtiyor.
bugün 72 yaşına giren büyük şair, yazar, felsefeci, gerçek entellektüel. engin bilgi birikimi, sohbetler esnasında alman, fransız, ingiliz edebiyatından alıntılarla (kitabın sayfasına kadar), siyasat, din, felsefe, sanatın her dalı ile ilgili bilgi ve tecrübeleriyle, insanı kendine hayran bırakan hocaların hocası. bu kadar şeyi nasıl öğrendiğini, aynı anda bu kadar fazla konuya nasıl vakıf olduğunu çözemediğim zekasına hayran olduğum hocam. hem doğulu, hem batılı. ve bunu başarabilen ender aydınlarımızdan biri.
umarım daha uzun seneler bizimle birlikte olur, ve bizi kendinden o güzel sohbetinden mahrum bırakmaz.
ömrünüze bereket hocam...
genç şairleri, ona yaklaşıp bir yerlere gelme, şiir adına bir şeyler öğrenmeye niyetli yeni insanları eteğinin altına alıp hoca-mürid ilişkisi kuran bir insandır kendisi. zira bence ne türk şiirine ne diline bir yudum katkısı olmamıştır. hilmi hocadır, koca hilmidir, hilmi yavuzdur. ama asla şair hilmi değildir. çünkü ne kişiliğiyle bir şairdir, ne de şiirleriyle. en çok da üzüldüğüm onun tekkesine farketmeden giren genç kalemlerdir. zira hep onun gölgesine yaşamaya ve yaşlanmaya devam edeceklerdir...