hidayet   

adana çık aradan

  1. geçen sene bayram tatilinde rize'me gitmek için kullandığım taşıma firması. lakin tavsiye edilmez. otobüsün sağ taraafı sol taaftan 20 cm aşağıya kaydı. yolun yarısının yamucuk gittik.
    (aykut, 14.03.2004 00:41)


  2. nba'deki gururlarımızdan türkoğlu soyadlı basketbolcumuzun adı
    (okang, 14.03.2004 13:00)
  3. (bkz. hidayet türkoğlu)
    (wondrous, 14.03.2004 13:02)
  4. bi kilo toz bi toros * bi çuval toz bi otobos zihniyetine sahip kişilerin kurduğu bir şirket
    (phriksos, 04.06.2004 05:50 ~ 06:03)
  5. gaziantep otobus firmasi.
    (guanoapes, 04.06.2004 05:52)
  6. (bkz: hidayete ermek)
    (right lane must exist, 25.04.2005 15:46)
  7. ilahi yönlendirme
    (gölgeningücü, 18.04.2007 17:47)
  8. doğru yol, hak olan müslümanlık yolu
    (gomünüst, 01.10.2007 13:52)
  9. bir evden deli gibi birisi fırlıyor. üstüme çullanıyor.

    "dostumu öldürdüm abi!" diyor. "sakla beni."

    paltomun cebini gösteriyorum. dikişlerinden yağmur girmiş, sabahki yediğim simitin susamları kokan cebime girip kayboluyor.

    "ismin ne senin?" diye sesleniyorum cebime.

    "hidayet"

    "neden öldürdün, hidayet?"

    "seviyordum be abi!"

    "nasıl seviyordun, hidayet?"

    "deli gibi be abi! gün onunla ağarıyordu. ben susam helvası satarım abi gündüzleri. cebin de mis gibi simit kokuyor abi. gün onunla ağarır; onunla kararırdı. bir dakkam yoktu onu düşünmediğim. abi, rüyada gibi yaşardım. her laf gelir gider ona dayanırdı. insanlar bana bir laf söylerdi. o ne cevap verebilir, diye düşünürdüm. bir şey alacak olsam o alır mıydı acaba, derdim. bir şey yesem içime sinmezdi. biri yol sorsa o gösterir miydi diye kafama sormayınca ve içimde o yol göstermeyince aptal aptal bakardım. bir güzel şey görsem ona göstermezsem, gösteremediğim için zevk alamazdım güzel şeyden."

    "ismi neydi?"

    "pakize"

    "sonra hidayet?"

    "sonra abi… hava kararırdı. susam helvalarını kahveye bırakır, iki bardak şarap içmeye koşardım. afyon mu katardı pezevenk meyhaneci nedir, içer içmez pakize karşıma dikiliverirdi capcanlı, sıcacık."

    "sahiden mi?"

    "yok be yalancıktan, hülyadan be abi! artık konuşur dururdum be abi."

    "sus, gelen var hidayet."

    hidayet, paltomun cebinde bir susam tanesi gibi büzüldü.

    yağmur dinmişti. ortalık bir parça ağarmış gibiydi.

    hidayet cebimden seslendi:

    "anlatayım mı ötesini abi?"

    "anlatma, yeter bu kadarı."

    "peki abi, sustum. nasıl istersen abi. ama anlat beni panco’ya emi?"

    "anlatırım hidayet."

    "ama ötesi daha kıyak abi."

    "ötesini ben uydururum hidayet. sen çık cebimden. palto da ıslandı. ikinizi birden kaldıramıyorum, yoruldum
    sait faik abasıyanık
    (kupa kızı juliet, 11.11.2007 15:31 ~ 15:32)