mutluluğun tanımı olabilir bu durum. beklenmedik bir anda gözlerinize gülen bir çift gözün varlığı. bir yabancının çiçek vermesi.
aniden gözüne çarpan bakışlar ve hafif bir aroma geliyor kızın burnuna. kokunun kaynağına baktığında bi çocuk var, kız inceliyor.
yüzünde ilk göze batan ayrıntılar; oğlanın gözlerinin altındaki siyahlıklar. kova kova kömür çekmişçesine yorulmuş izlenimi verse de, -sadece boşlukta yaşamanın getirdiği uykusuzluğun imzası- diye düşünüyor kız bir çırpıda.
kendisine bakan bu gence gülümseyip gülümsememekte kararsız -yolun karşısından gelen her oğlana gülümsemek doğru olmasa gerek genç bir bayan için-.
ama heyecanlanıyor, yüzünün ısınmakta olduğunu hissediyor ama gözlerini de çocuktan alamıyor. oğlan gözlerini kaçırsa da, kız hiç istifini bozmadan takip ediyor gencin her hareketini. bir ellerindeki çiçeklere, bir suratına bakıyor çocuğun. kime gidiyor acaba diye düşünüyor bir an, rengarenk gül demetinin alıcısının yerine koyuyor kendini bir an. erkek arkadaşı olmadığını hatırlıyor ve anlık bir boşluk. ama kızın yaşadığı tüm bu hisler geçici, daha doğrusu anlık.
zaman hızlı akıyor; çocuğun her adımı daha bir yakından geliyor; tozlu pabuçlarının yere her vurması, ve kızın bu hiddeti hissetmesi, sanki güllerin yapraklarının daha çok sarsıldığını hissettiriyor kıza.
"hayır." bir anlık dalgınlık, oğlanın farketmediğini düşünürken kendisine kilitlenmiş bakışları; yanılmış. çocuk yanından geçip gülleri alıcısına götürmeyecek, yavaşlıyor üzerine doğru gelip.
ne oluyor yahu demek istiyor ama kız, ağzı kilitli sanki, her zamanki gibi (konuşmak istemesine rağmen hiç bir şey söyleyemeden), şehrin ışıklarını yansıtan berrak bir göl suyu gibi derin, kocaman kahverengi gözlerini dikip bakıyor karşısındaki gülümseyen oğlana.
"yine hayır." kafasından geçenleri anlamış galiba çocuk. demetten pembe bir gül çıkarıp uzatıyor. düğümlenmiş kollarının arasına, dikenleri yontulmuş sapı parmaklarının arasına gelecek şekilde. kız hiç kıpırdamadan bakıyor oğlanın gözlerine bu esnada.
"of." oğlan tozlu ayakkabılarını kaldırıp yanından ayrıldığında bitiyor büyü. hava normale dönüyor. ellerinde pembe
gül boynuna dayalı bekliyor kız. ve hayatına devam ediyor.
annesi alıyor kızının ellerinden çiçeği ve o genç kızın ayakları olmuş tekerlekli sandalyesinin cebine koyuyor hediyesini. peçete çıkarıyor aynı esnada, engelli yavrusunun ağzından akan kusmukları silmek için. sanki kız, ardımdan boynunu çevirmeye yeltendi; ama doğuştan kasılmış bedeni el vermedi. gözyaşlarını görebiliyordum (ya da toz kaçmıştır kim bilir).
son hatırladığım bu
* dilayla'ya dair. (ismi bu değil muhtemelen, ben onu yakıştırdım ama)