hayatın her döneminde hissedilen bir acıdır. geçmişe dönük, yarım yaşanır hayat, eğer gelmeyecek kişi anne ise. söylenememiş sözler kalır ağızda, yaşanamamış zamanlar ama en acısıdır, yürekte hissedilen boşluk. herşey değişirken zaman içinde, siz keşkelere takılı yaşanırsınız, acabaların gölgesi üzerinizde. hissedilmesin diye yaşanılan yanlızlık, ya gömülürsünüz dört duvar içine, ya boş kalabalıklarda geçirirsiniz ömrünüzü. sonra kıskançlık başlar içten içe, sizden 4 yaş büyük ablayı kıskanırsınız mesela, sizin yaşayamadığınız 4 yılı yaşadı diye, zaten bu yüzdendir, başınızı çevirisiniz, gördüğünüz her anneli kıza. tanrı ya kızarsınız bazen, bazen de o haddiniz olmayan nedenli sorularınız için af dilersiniz. zamanlar, zamanlar, zamanlar geçer, özlemeye bile alışırsınız, artık dokunmaz sanırsınız size hiç gelmeyecek olması. ta ki bir gün kapıdan girince farkında bile olmadan bağırırsınız
anne diye, cevap gelmeyince anlarsınız aslında hiç alışılmadığınızı. yeniden içinizi kemirir özlem, çöküp olduğunuz yere, hiç bitmeyecek gözyaşları akıtırsınız.